Page 1

www.metropoldergileri.com

1


RÖPORTAJ

2


www.metropoldergileri.com

3


RÖPORTAJ

4


www.metropoldergileri.com

5


RÖPORTAJ

6


www.metropoldergileri.com

7


YAYIN KURULU BAŞKANI

8

Ömer Faruk MEYDAN Sanayici / Yazar

o.farukmeydan@metropolkonya.com

Otomotiv sektörü de ekonominin lokomotifi Türkiye zorlu süreçlerden geçiyor. Ülkece yaşadığımız olaylar bizi birbirimize biraz daha bağlıyor. Biz bu birlik ve beraberlik içerisinde her türlü zorluğun üstesinden gelebiliriz. Bu bağlamda Afrin’de büyük bir operasyon gerçekleştiren Mehmetçiğimize de başarılar diliyoruz. Umutlandıran ise ülke olarak yaşadığımız tüm sıkıntılara rağmen sanayimizin büyümesi, üretimin durmayıp gıpta edilecek düzeylerde artması. Otomotiv sektörü de Konya ekonomisine önemli katkısı olan önemli bir sektör. Gerek ürün yelpazesi gerekse miktarı bakımından Türkiye çapında ortaya konulan rakamlar yüz güldürücü. Bu üretimin en önemli katkılarından biri de kuşkusuz ki ortaya koyduğu istihdam. Sektör; sağladığı istihdamla gerek Konya, gerekse Türkiye ekonomisinde adeta lokomotif görevi üstleniyor. Otomotiv sektörü geliştikçe istihdam hedefleri büyüyor. Konya’mızda faaliyet gösteren firmalar ulusal olmak bir yana uluslararası olma yolunda hızla ilerliyor. Burada üretilen ürünler büyük otomobil firmalarında değer buluyor. Markalarımız dünya markaları ile buluşuyor. Bu da gösteriyor ki; Konya otomotivde iyi bir yerde ve daha da iyi olacak. Biz kendi otomobilimizi üretme yolunda hızla ilerliyoruz, ilerlemeye de devam edeceğiz.


www.metropoldergileri.com

9


RÖPORTAJ

10


www.metropoldergileri.com

11


EDİTÖRDEN

12

Seycan ÇAKIR

Editör

s.cakir@metropoldergileri.com

VATANINI EN ÇOK SEVEN, İŞİNİ EN İYİ YAPANDIR Dünyada var olma savaşı veriyor her ülke, her ülke milli menfaatleri doğrultusunda planlarını yapıyor. Bu planlar yapılırken dünyadaki süper güç diye tabir edilen gelişmiş ülkeler vicdanlarını kiraya veriyor, terör örgütleriyle bir oluyorlar. Milyonlarca sivil katledip adına demokrasi diyorlar... Utanmadan! Türkiye’nin izlediği politika yenidünya düzeninde çok önemli! Haklılıkla hareket eden, vicdanını her zaman koruyan, dış ilişkilerinde adil politik duruş sergileyen bir Türkiye. Binlerce yıllık devlet geleneğimizde de bu var... Bu yüzden Türk nereye giderse adalet götürür, şefkat götürür. Ancak; düşmanına da hatasının bedelini her zaman ödetir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarının Allah yar ve yardımcısı olsun. Dualar sadece Türkiye’den edilmiyor, dünyanın her köşesinden adalet bekleyen milyarca insan tarafından bu dualar sema ya yükseliyor. Politik duruşumuzun yanı sıra güçlü bir ülke olma yolunda ekonomik gücümüz de oldukça önemli. Gelecekte güçlü, söz sahibi, gelişmiş ülke konumuna geleceksek bunu ancak üretimle başarabiliriz, ürettiğimizi yurt dışına satarak yapabiliriz. Ar- Ge ile inovasyonla yapabiliriz. Bu bilinçle hareket edip adımlarımızı bu doğrultuda atmalıyız. Bu sayıda kapak konuğumuz Aydınlar Yedek Parça A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Harun Aydın. Sektörünün devlerinden olan Aydınlar Yedek Parça sadece Konya’nın değil ülkemizin de gururu. ‘’Bunu en iyi Almanlar yapar, Amerikalılar yapar’’ dediğimiz her parçayı Konya’da üretip dünyaya satıyor. Güçlü bir ülke mi istiyoruz? İşte önümüzde bir örnek; ülke olarak AYD- Aydınlar Yedek Parça gibi firmaların sayılarını arttırdığımızda güç bizden yana olacaktır. Fabrikayı gezdiğimde ‘’ işte geleceğin Türkiye’si bu’’ dedim... 2500 ‘e yakın insana istihdam sağlayan, Cumhurbaşkanımızın istihdam seferberliği çağrısına katılarak kısa zamanda 3000 kişiyi aşan bir istihdam hedefi ile Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek firmalarından Aydınlar Yedek Parça. Bu azim ancak Vatanını sevmekle, bu başarı ise işini sevmekle olur... Bu yüzden milli otomobil projesinde 6. Babayiğit AYD.


www.metropoldergileri.com

13


RÖPORTAJ

14

İÇİNDEKİLER

Kapak Konusu

28

HARUN AYDIN AYD Aydınlar Yedek Parça San. Tic. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı

Köşe 14 DUVAR

Yerel, Süreli • Ocak/2018 YAYINCI / İMTİYAZ SAHİBİ

22 HABERLER

HUKUK DANIŞMANI Av. Seda KARA

www.metropoldergileri.com info@metropoldergileri.com

PROJE KOORDİNATÖRÜ Beyzat AKSOY

KATKIDA BULUNANLAR Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK, Dr. Serdar AYDEMİR, Prof. Dr. Hüseyin ELMAS, Mustafa TATLISU, Ceyhun KÜÇÜKÖZMEN, Şakir TÜRKAN, Elif AYDEMİR, Şeref DEVECİOĞLU, Zeynep ÖZTOP

BASKI

Adına Seycan ÇAKIR YAYIN KURULU BAŞKANI Ömer Faruk MEYDAN

GRAFİK TASARIM

YAYIN KOORDİNATÖRÜ Çiğdem KURUT

68 PSİKOLOJİ 76 ŞEHİRDE YAŞAM

GÖRSEL YÖNETMEN Ahmet TOK

KURUMSAL İLETİŞİM ASİSTANI Canan ŞAYİR

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ahmet ÇAKIR

6 Ömer Faruk MEYDAN 26 Mustafa TATLISU 70 Tuğba BALDEDE

KAPAK FOTOGRAFI Ahmet ÇAKIR

YÖNETİM YERİ

Akabe Mh. Şehit Furkan Doğan Cd. Bey Plaza A Blok 5/503 Karatay/ KONYA Tel: 0332 323 10 18 Faks: 0332 323 10 19

Dergide yayınlanan yazı, fotograf, illustrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz ya da kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz, alıntı yapılamaz.

Fevzi Çakmak Mh. Aslım Cd. Kobisan San. Sit. No: 67 Karatay/KONYA E-mail: bilgi@ayrintiofset.com Tel : 0332 342 65 80 Faks: 0332 342 65 81 DAĞITIM

Ocak 2018


Ocak 2018 46 58 66

Röportaj

42 48 54 60

68

MİMAR NURİ KAYMAK KAYSAN MİMARLIK FİRMA SAHİBİ

ABDURRAHMAN CÜNEYD FİDANCI BASIN YAYIN ENFORMASYON KONYA İL MÜDÜRÜ

NUR DİKİLİTAŞ SIRMA SANATÇISI

CEVDET İŞBİTİRİCİ KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRESİ BAŞKANI

SAYI

51

www.metropoldergileri.com

15


DUVAR

16

“Mücadele” Kırım Türklerinden Öğrenilir Birlik Vakfı Konya Şubesi’nin “Her Cumartesi Birlikteyiz” konferanslarına konuk olan Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal Özcan, “Kırım Kırım Kırılan Kırım” konulu konferansta Kırım sürgünü ve bölgede bugün gelinen noktayı anlattı.

Konferansın açılışında konuşan Birlik Vakfı Konya Şube Başkanı Orhan Gündüz, Kırım’ın 9 Ocak 1792’de imzalanan Yaş

Anlaşmasıyla Türk toprağı oluşunun yıldönümünde Kırım’ı gençlere anlatmak istediklerini belirtti. “Kırım Kırım Kırılan Kırım” başlıklı konferansta Kırım’ın Türk yurdu olmasından bugüne kadar gelinen süreci anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan, 1944’te sürgüne gönderilen Kırım Tatarlarının dünyaya örnek olacak bir hak arayış mücadelesi verdiğini söyledi.

Anadolu Liderlik Modeli Âlim-18 Başladı

Genç MÜSİAD Konya Şubesi tarafından ilki 2016 yılında gerçekleştirilen, “Anadolu Liderlik Modeli” projesi eğitim programları

yeniden başladı. Dönüşen Dünyada liderlik temasıyla düzenlenecek olan Alim-18 eğitimlerinde Genç MÜSİAD üyelerinin dönüşüme ayak uydurması hedefleniyor. Bu çerçevede 2018 yılının ilk eğitim programında “organizasyon ve zaman yönetimi” konusu değerlendirildi. MÜSİAD Konya Şubesi Brifing salonunda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Konya Şubesi Gençlik Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Arslan, “ilki 2016 yılında gerçekleştirdiğimiz “Anadolu Liderlik Modeli” projemizin üzerinde çok çalıştık. Alim’18 sayesinde iş adamı perspektifi ile bakma becerisini geliştiren Genç

MÜSIAD Konya üyeleri, iş yerlerinde daha verimli bir yönetim modeli uygulayarak hem kendi firmalarını hem çevredeki firmaları hem de tüm Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştıracak bir rol model olacaklardır. Gerek ahlaki gerekse iş hayatına yönelik donanımlarını artırarak kurumsal firma kültürünü gelecek nesillere aktaracaklardır” dedi. Genç MÜSİAD Üyeleri, Alim-18 eğitim programları çerçevesinde Liderlik ve Koçluk, Ekip Yönetimi ve İşyerinde Performans Artırma, Müşteri İlişkileri Yönetimi, İş Hayatında Kişisel İmaj, Özgüven ve Motivasyon, Stres ve Öfke Yönetimi konularında eğitim görecek.

Büyükşehir gazetecileri buluşturdu Konya Büyükşehir Belediyesi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Konya’nın 31 ilçesinde görev yapan basın-yayın kuruluşlarının yöneticilerini ve çalışanlarını bir araya getirdi. Kalehan-Ecdat Bahçesi’nde gerçekleştirilen programda konuşan Konya Valisi Yakup Canbolat, basının milletin gözü kulağı ve dili olduğunu, vatandaşın haber alma ile bilgi edinme ihtiyacının doğru bir biçimde karşılanmasına, ülkemizin demokratikleşme sürecine büyük katkı sunduğunu aktardı. Basının eleştiri ve tarizleri karşısında kendilerinin özeleştiri ve o konuda varsa düzeltme yapma gayretinde olduklarını da kaydeden Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir

Akyürek, “Konya basını yol göstericilik boyutunda, işbirliği konusunda, şehir gündemini oluşturma ve şehir projelerine destek konusunda Türkiye’ye örnek bir yapıdır, kuruluşlardan oluşan örnek bir bütündür” ifadelerini kullandı. Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir, basın özgürlüğü konusunda son zamanlardaki tartışmalara Anadolu basını olarak katılmadıklarını belirterek, ülkenin bölünmez bütünlüğü noktasında, terör örgütlerine destek veren tutukluların gazeteciler cemiyetleri örgütleri tarafından kesinlikle savunulmadığını altını çizdi. Özdemir, bütün basın mensuplarını bir araya getiren Büyükşehir Beledi-

ye Başkanı Tahir Akyürek’e teşekkür etti. Konya Basın Konseyi Başkanı Mustafa Tatlısu ise, 10 Ocak gününün genellikle mesajlarla kutlandığını, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’in bu geleneği değiştirip sıcak bir ortamda basını buluşturduğunu belirterek, teşekkür etti.


www.metropoldergileri.com

17


DUVAR

18

Başkan Toru’dan pazarcı esnafına ziyaret Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, Melikşah Kapalı Semt Pazarı’nda esnafı ziyaret etti. Pazar esnafı ve alışveriş yapan vatandaşlarla sohbet eden Başkan Toru, esnafa bol ve bereketli kazançlar temennisinde bulundu.

Başkan Gün öğrencilerle futbol oynadı Yapımı kısa süre önce tamamlanan kapalı halı sahada öğrencilerle bir araya gelen Bozkır Belediye Başkanı İbrahim Gün, öğrencilerle birlikte futbol maçı yaptı. Futbol maçı sonrasında açıklama yapan Başkan Gün, kapalı halı sahanın Bozkır’a tekrardan hayırlı olmasını diledi. Geçtiğimiz kış aylarında yoğun kar yağışına dayanamayarak eski kapalı halı sahanın çöktüğünü ve akabinde hızlı bir şekilde yeniden halı saha yaptıklarını vurgulayan Bozkır Belediye Başkanı İbrahim Gün, “yapımını kısa süre önce tamamladığımız halı sahamızda maç yapma fırsatını bulduk ve öğrencilerimizle birlikte ter attık. Hem de halı sahamızın bir nevi açılışını gerçekleştirdik. Halı sahamızın Bozkır’a tekrardan hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu

Sabah erken saatlerde Melikşah Kapalı Semt Pazarı’na gelen Başkan Toru, esnafa bol ve bereketli kazançlar temennisinde bulundu. Esnafın istek ve taleplerini dinleyen Başkan Toru, “Pazarcı esnafımızı ziyaretlerimizde simit ve sıcak çay eşliğinde dondurucu soğuğa rağmen pazarcı kardeşlerimizin sıcak karşılaması ve sohbetiyle ısındık” dedi. Vatandaşların huzurlu bir şekilde alışveriş yapabilmeleri maksadıyla ilçeye kazandırdıkları kapalı pazarlar hakkında bilgi veren Toru, “Kovanağzı ve Kaşınhanı mahallelerimize kazandırdığımız kapalı pazar yerlerini daha önce hizmete açtık. Kısa

Kahraman Ordumuza Zafer Diliyoruz

Türk Silahlı Kuvvetlerince, Suriye’nin Afrin bölgesinde PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hale getirmek üzere başlatılan “Zeytin Dalı Harekatı”nın zaferle sonuçlanması için ülke genelinde olduğu gibi Konya’da da camilerde kılınan sabah namazında Mehmetçik’e dua edildi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin’deki teröristleri etkisiz hale getirmek üzere başlattığı “Zeytin Dalı Harekatı”nın zaferle sonuçlanması için sabah namazı sonrası camilerde dua edildi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, “Kahraman ordumuza zafer diliyoruz. İnşallah tarihi zaferlerle dolu olan ordumuzun zafer sayfalarına yeni bir sayfa daha eklenmiş olacak” dedi.

Kapu Camii’nde sabah namazı sonrası İl Müftüsü Ali Akpınar’ın yaptığı duaya cemaat ellerini semaya açarak eşlik etti. Kapu Camii’ndeki dua sonrası bir açıklama yapan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, “Türkiye düşmanlarına, ülkemizin birlik ve beraberliğine kastedenlere karşı yürütülen Zeytin Dalı Operasyonu inşallah başarıyla sonuçlanacak. İslam

bir süre içerisinde temelini atacağımız Harmancık Kapalı Pazar Yeri ve Sosyal Tesisi de Harmancık, Lalebahçe ve Gülbahçe mahallelerimize hizmet verecek. Gödene Mahallesi’ndeki kapalı pazar yerinin de ikmal ihalesini yaparak 2018 yılı içinde bölge sakinlerinin hizmetine sunacağız. Belediye olarak gerek zabıta hizmetleri gerekse Pazar yerlerinin temizliği ile ilgili çalışmaları aksatmadan yürütüyoruz. Hemşehrilerimizin daha rahat ortamda alışveriş yapmasını sağlamak için çaba harcıyoruz” diye konuştu.

ümmetinin ve tüm insanlığın umudu olan ülkemize yönelik oluşturulmak istenen komplolar bertaraf edilecek. Kahraman ordumuza zafer diliyoruz. İnşallah tarihi zaferlerle dolu olan ordumuzun zafer sayfalarına yeni bir sayfa daha eklenmiş olacak. Millet olarak ordumuzun muzaffer olması için dua ediyoruz. Ordumuz ve milletimiz el ele gönül gönüle omuz omuza düşmanlarımızın oyunlarını hep birlikte inşallah bozacağız” dedi.


www.metropoldergileri.com

19


DUVAR

20

Emiray’ın galası yapıldı

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Medeniyet Okulu Projesi kapsamında her ay okullarda uygulanan değerlerin konu edilip Konya’nın tanıtıldığı “Emiray” çizgi dizisinin galası gerçekleştirildi. TRT işbirliği ile gerçekleştirilen dizinin Mevlana Kültür Merkezi’ndeki galasında konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Türkiye’de artık çocukların geçmişte sömürgecilerin ürettiği masal kahramanlarıyla değil; kendi kültürümüz-

den yola çıkılarak üretilen kahramanları örnek almaya başladıklarını söyledi. TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, “Bizler her ne kadar elimizden geldiğince birçok içerik üretmeye çalışmış olsak da yerel ve bölgesel içerikler, bizler için her zaman daha kıymetli oluyor. Emiray’ın bu neslin yetişmesine, değerler eğitimimize ve Konya’yı tanıtımında büyük katkı sağlayacağına inanıyorum” diye konuştu. 26 bölüm olarak hazırlanan ve 2 yıl boyunca

Derbent, Büyükşehir Yasası İle Gelişiyor Büyükşehir Yasası’nın hayata geçirilmesiyle birlikte Konya’nın Derbent ilçesine Cumhuriyet tarihinin en önemli yatırımları yapıldı. Kentte hayal olarak nitelendirilen Aladağ Kayak Merkezi projesi Büyükşehir Yasası’yla birlikte anlam kazandı. Derbent’in mevcut bütçesiyle tamamlanamayacak olan projeler, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin de desteğiyle tamamlanabilecek. Birinci etapta yaklaşık 20 milyon liraya mal olacak mekanik ve günü birlik tesislerin oluşturulması için Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek de yoğun çaba sarf ediyor. Konya’ya değer katacak projeye destekleri için Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek’e teşekkür eden Derbent Belediye Başkanı Hamdi Acar, tesislerin yapılabilmesi için Başkan Akyürek’in yoğun mesai harcadığını ifade etti. Acar, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Akyürek, Aladağ Kayak Merkezi projesinin hazırlanma aşamasından itibaren gelişmeleri yakından takip ediyor. Derbent’e yapılacak olan Kış ve Doğa Sporları Tesisi, yalnızca ilçeye hizmet vermeyecek. Bütün Konyalı vatandaşlarımız Aladağ’da bu hizmetlerden faydalanma imkânı bulacak.” Dedi.

TRT Çocukta yayınlanacak filmin ilk bölümü 20 Ocak Cumartesi günü ekranlarda olacak.

Türkiye Bütün İmkânlarını Seferber Edecektir ve Bu Hususta da Kararlıdır

İslam ülkeleri arasında dayanışmanın arttırılması amacıyla kurulan İslam İş Birliği Teşkilatı’nın parlamento ayağını oluşturan İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği’nin (İSİPAB) 13. Konferansı için İran’ın başkenti Tahran’da bulunan Konya Milletvekili Prof Dr Hacı Ahmet Özdemir, Medeniyet ve Dinler Arası Diyalog Oturumu’nda ülkemizi temsilen yaptığı konuşmasında şöyle dedi; ‘’Bu toplantılarda kendimi 1.7 milyarlık büyük dünyanın bir parçası hissettiğimi, ülkeme bilenmiş, yenilenmiş olarak, daha çok çalışmak üzere daha kararlı bir şekilde döndüğümü belirtmek istiyorum. Türk TV’lerinin ABD’nin Suriye sınırımızda PYD’ye yönelik hamlesinin Dış İşleri Bakanımız, Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız tarafından, yani en yetkili ağızlardan reddedildiğini; Türkiye’nin sınırlarını ve Suriye’nin bütünlüğünü korumak için her türlü siyasi, diplomatik girişimi sürdüreceğini; askeri önlem ve girişimler dâhil bütün imkânlarını seferber edeceğini, bu hususta kararlı olduğunun altını özellikle çiziyorum. İslam dünyasının önemli bir eşikte olduğunu belirten Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir konuşmasının devamında; Zira dünya beşten

büyüktür. Dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan büyük camianın BM nezdinde veto hakkına sahip bir temsilcisinin bulunmaması büyük eksikliktir. Şu anda buna en hazır gözüken ülke Türkiye’dir. Eğer yönetimler Türkiye’de olduğu gibi milletiyle bütünleşebilirse geleceğini daha çabuk kurtarır ve kurar. Başarının sırrı düşmanlıklarını gizleyen dış güçlere değil halka kulak vermekten geçiyor. Halkla birlikte hareket eden yönetim anlayışları benimsediğinde ve uygulandığında başarı gelecektir. İslam ülkeleri önce iç birliğini sonra aralarında koordinasyonu sağlayarak pek çok sorunu aşabilirler. Birliktelik sağlandığında nüfus yoğunluğu, yani insan kaynağı, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ile dünyanın siper gücü olmaya adaydır. Bu yolda aşılması gereken en büyük engel tefrikadır. Ayrılıklarını gidermiş, birliği sağlamış İslam dünyasının âleme ve insanlığa çok şey katacağına inanıyorum.’’


www.metropoldergileri.com

21


DUVAR

22

Sektör kan kaybediyor

Aydın İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Aydın, gayrimenkul sektötörünün en büyük probleminin ‘güven’ olduğunu söyledi Aydın Holding Yönetim Kurulu Üyesi - Aydın İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve KONSİAD Konya Şubesi Genel sekreteri Mehmet Aydın, emlak sektörünün önde gelen isimleri ile KONSİAD Konya Şubesinde bir araya geldi. Yaklaşık 30 ismin katıldığı toplantıda, gayrimenkul sektörünün sorunları masaya yatırıldı. Yaklaşık 4 saat süren top-

MMO’da yeni başkan Altun

Makina Mühendisleri Odası (MMO) Konya Şubesinin yeni başkanı Yrd. Doç. Dr. Aziz Hakan Altun oldu. Makina Mühendisleri Odası (MMO) Konya Şubesi’nin 14. olağan genel kurul toplantısına Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, MHP İl Başkanı Murat Çiçek, meslek odalarının başkanları ve meslek mensupları katıldı. MMO Konya Şubesi eski başkanı Erdoğan Duransoy genel kurulda yaptığı konuş-

KOMEK ve ASEM’den Rekor

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Türkiye’ye örnek olan Meslek Edindirme Kursları ile Aile Sanat ve Eğitim Merkezleri’nin 2017 yılında 100 bin 611 kursiyere eğitim vererek bu alanda önemli bir başarıya daha ulaştığını söyledi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, KOMEK ve ASEM’in 23 ilçede 60 kurs merkezinde eğitim faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, 500 binden fazla mezunu ile Konya’nın ve Türkiye’nin en büyük, en önemli ailelerinden biri olduğunu dile getirdi. Konya’nın sanatına, kültürüne ve istihdamına büyük katkı sağlayan KOMEK ve ASEM’den 2017 yılında istifade eden kur-

lantı sonunda kısa bir açıklama yapan Mehmet Aydın, “Satışlardaki astronomik rakamlar, buna paralel olarak her önüne gelenin emlakçılık mesleğine soyunması, sektöre olan güveni her geçen gün azaltmaktadır” dedi. Üst üste gelen olumsuzlukların işleri durma noktasına getirdiğine dikkat çeken Aydın, şunları söyledi; “Bu kötü gidişe dur diyebilmek bizim elimizde. Birlikte hareket edersek, sorunların çözümü de kolay olur. Ancak, hükümet yasadaki boşluklarla ilgili

kanuni düzenlemeleri en kısa zamanda yapmalı. Bunların başında da anlayan veya anlamayan herkesin emlakçılık mesleğini yapmasının önüne geçilmeli.”

mada, görev yaptığı süre boyunca en iyi hizmeti vermeye çalıştıklarını söyledi. Duransoy, “İki koca yıl göz açıp kapayıncaya kadar bitti. 13. dönem çalışmalarımızı artık tamamladık. Geriye dönüp baktığımız zaman bu iki yılı nasıl emek emek işlediğimizi görüp mutlu oluyoruz. Bu tür görevler insanların hayatında gurur duyarak yaptığı müstesna ve onurlu vazifelerdir. Böylesi büyük ve elit camialara hizmet etmeyi Rabbim her kuluna nasip etmez. Bu duyarlılıkla üzerimize düşen vazifeyi içinde bulunduğumuz kuruma yakışır şekilde yerine getirmeye, birlik beraberlik içinde güçlü ve etkin olmaya, mesleğimize itibar kazandırıp her ortamda Makina Mühendisleri Odası Konya şubesini en doğru şekilde temsil etmeye çalıştık” dedi.

Yeni Başkan Yrd. Doç. Dr. Aziz Hakan Altun, Konya’nın refah seviyesinin yükselmesi için her türlü çalışmaya destek vereceklerini belirterek, “Makine Mühendisleri Odası olarak Konya’da bulunan STK, belediyeler ve üniversitelerimiz ile çalışmalar yapmaya devam edeceğiz. Makine Mühendisleri arkadaşlarımızın hakları ve meslek alanlarını genişletme alanında çalışmalar gerçekleştireceğiz. Ülkemizin ve Konyamızın en iyi noktada gelmesi içlin elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Odamıza şimdiye kadar hizmet etmiş tüm oda başkanlarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca göreve devraldığım önceki dönem başkanım Ömer Erdoğan Duransoy ve ekibine ve bizleri bu göreve layık gören meslektaşlarıma teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

siyer sayısının 100 bin 611 olduğunu vurgulayan Başkan Akyürek, ilk kez ulaşılan bu rakamın bu alanda önemli bir başarı olduğunu söyledi. KOMEK, ASEM ve yaz aylarında faaliyet gösteren Genç KOMEK Yaz Okulu’nun yeni ilçelerle birlikte büyümeye devam edeceğini kaydeden Başkan Akyürek, kurslara katılan ve kurslarda emeği geçen herkesi tebrik etti. Konya Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları ile Aile Sanat ve Eğitim Merkezleri’nin yeni dönem kayıtları 24 Ocak – 4 Şubat tarihleri arasında alınacak. Bilişim teknolojilerinden yabancı dillere, autocad-solidworks, Arduino Programlama ve Sayacılık kurslarından ebru, çini, hat, tez-

hip, gümüş takı işlemeciliği gibi gelenekli sanatlara kadar 310 farklı branşta eğitim veren KOMEK ve ASEM için kayıtlar www. konya.bel.tr ve www.komek.org.tr adreslerinden alınacak.


www.metropoldergileri.com

23


DUVAR

24

TRT Genel Müdürü Eren, Konya BYEGM’yi ziyaret etti

Karatay Yenilenmeye Devam Ediyor

Konya Büyükşehir Belediyesinin Medeniyet Okulu projesi kapsamında, Konya Büyükşehir Belediyesi ve TRT işbirliğiyle hazırlanan “EMİRAY” çizgi dizisinin gala programına katılmak üzere Konya’ya gelen TRT Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Eren, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Konya İl Müdürlüğünü de ziyaret etti. Konya Kültür Merkezi’nde düzenlenen ‘EMİRAY’ çizgi dizisi galasına katılan TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, programın ardından TRT Konya Haber Bürosu ile Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Konya İl Müdürlüğünü ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden BYEGM Konya İl Müdürü Abdurrahman Fidancı, 2018 yılında gazetecilere yönelik yapılacak eğitim ve bilgilendirme projelerinden de bahsetti. TRT Konya temsilcisi Özgür Karaçal da, haber bürosunun 2012 yılından bu yana bölgeye hizmet verdiğini ifade etti.

Karatay’a daha modern bir yapı kazandırmaya yönelik çalışmalarını aralıksız sürdüren Karatay Belediyesi kamulaştırma çalışmalarında rekor seviyeye ulaştı. Karatay Belediyesi 2004-2017 yılları hizmet dönemi içerisinde 91 Milyon TL kamulaştırma harcaması gerçekleştirerek Karatay’ın çehresini değiştirmeye devam ediyor.

diğini belirtti. Karatay Belediyesince kamulaştırma mülk sahipleri ile bire bir görüşülerek, hak sahiplerinin evinden en küçük müştemilatlarına kadar rızaları doğrultusunda kamulaştırma çalışmaları yapıldığının altını çizdi.

Karatay’da gerçekleştirilen kamulaştırma çalışmaları hakkında bir açıklama yapan Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, Halkın beklentileri ve ihtiyaçları doğrultusunda hizmet veren Karatay Belediyesi’nin bir taraftan ilçe halkının daha modern ve ferah bir Karatay’da yaşaması için kamulaştırma işlemlerine yönelik satın alma veya trampa ile vatandaşı mağdur etmeden imar uygulamaları gerçekleştirilirken, diğer taraftan da toplu konut ve kentsel dönüşüm projelerini hayata geçir-

Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli göreve geldiği 2004 yılından itibaren gerçekleştirdikleri toplu konut hamleleri ile ilçeye 13.644 daire kazandırdıklarını belirtti. Karatay Belediyesi öncülüğünde 1993-2004 yılları arasında gerçekleştirilmiş 6.356 daire olduğunu hatırlatan Başkan Hançerli aynı dönemde kurulan 15 yapı kooperatifi bulunduğunu dile getirerek: 20042017 yılları arasında 24 toplu konut projesini hayata geçirerek Karatay’ın hizmetine sunduklarını ifade etti.

Diş Hekimliği Fakültesi’nde İleri Uygulama Kliniği Hizmete Açıldı

Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde, 65 yaş üstü, engelli ve hamile hastaları kapsayan “özel gruplara” yönelik çok amaçlı “İleri Uygulama Kliniği” hizmete açıldı.

Selçuk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Nimet Ünlü, yaptığı açıklamada, “özel grup” hastalara daha iyi bir sağlık hizmeti vermeyi amaçladıklarını söyledi. Bu doğrultuda fakülte bünyesinde, Aralık ayı itibariyle öncelikli hasta grubu olan hamile, yaşlı ve engelli hastalar için “İleri Uygulama Kliniği”nin hizmete sunulduğunu ifade eden Prof. Dr. Ünlü, “Öncelikli hasta grubuna giren tüm hastalarımızın klinikler arasında dolaştırılmadan hizmet alacağı entegre bir klinik olan kliniğimizde

“Karatay’a 14 yılda 13.664 daire kazandırarak özel sektör için bir ışık yaktık”

tüm tedavileri, 4 bölümden uzmanlık asistanları yapmaktadır. Diş Hekimliği Fakültemizde Akademik Büro uygulaması bizden önceki idareci öğretim üyelerimiz tarafından başarıyla başlanmıştır. Fakültemizde tedavi olmak isteyen değerli öğretim üyelerimiz Akademik Büro’ya şahsen başvurarak öncelikli tedavi hizmetini ‘İleri Uygulama Kliniğimiz’de alabilmektedir. Ayrıca 0 (332) 223 12 92 numaralı telefonu arayarak da fakülteye gelmeden randevularının düzenlenmesi sağlanmaktadır” diye konuştu.


Sevgili Metal Otomotiv Limited Şirketi’ne ödül OSEM Eşdeğer Parça Belgelendirme standardına göre ilk eşdeğer parça belgesi Konyalı üretici Sevgili Metal Otomotiv Limited Şirketi’ne verildi. SELSİAD Yönetim Kurulu Üyesi, Meydan Group Yönetim Kurulu Başkanı, Sevgili Metal Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Meydan, OSEM Eşdeğer Parça Belgelendirme standardına göre ilk eşdeğer parça belgesi ile ödüllendirildi. OSEM-PS-10001 Eşdeğer Parça Belgelendirme standardına göre değerlendirme ve test sürecine dahil olan Sevgili Metal Otomotiv firmasının VW Transporter çamurluk referans parçası ilk eşdeğer parça olarak belgelendi. Belgelendirme prosesi boyunca üretim yeri ve üretim hattı denetimi yapılan firmanın ürettiği parçalar Mobilite koordinasyonunda Tubitak MAM laboratuvar-

larında test edildikten sonra uygunluğu doğrulandı.

larla ilgili karşılıklı işbirliğinin geliştirilmesi konusunda mutabakat sağlandı.

Bu kapsamda ilk olması vesilesiyle Sevgili Metal’in eşdeğer parça belgesi TSB Genel Sekreter Yrd. Osem Yönetim Kurulu üyesi Atilla Oksay, Osem Teknik Komite Başkanı Sedat Özatalay ve Türk Loydu Yönetim Kurulu Başkanı Cem Melikoğlu tarafından Sevgili Metal Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Meydan’a takdim edildi. Osem Genel Müdürü Bener Yılmaz, Sevgili Metal Genel Müdürü Volkan Yetiş ve Türkiye Satış Koordinatörü Serdar Kuşvuran’ın da katıldığı sertifika töreninde belgelendirme süreçlerinde kapsamında Sevgili Metal tarafından üretilen diğer parça-

Sevgili Metal Otomotiv Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. yıllara dayanan üretim ve hizmet tecrübesiyle Konya’da bulunan 5000 metrekare üretim alanında üretimi gerçekleştiriyor. Yenilenen yatırımları ile otomotiv parçaları konusunda uluslararası standartlara uygun üretim ile hata oranı en düşük üretim hizmetlerini sunmayı amaçlıyor. Sürekli gelişim ile teknolojiyi alt yapısına kazandırmaya çalışan, sektörün birçok otomotiv parçası ihtiyacını karşılayan, güvenilen ismi olmak için özveri ile çalışmasını sürdüren bir firma olup geçmişten gelen tecrübesi ile hizmet veriyor.

www.metropoldergileri.com

25


HABER

26

Öztürk TOBB Başkan Vekili oldu

KTO Başkanı Selçuk Öztürk, TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oldu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Konya Ticaret Odası (KTO) Başkanı Selçuk Öztürk, TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı oldu. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, aramızdan ayrılan İbrahim Çağlar’ın iş dünyasına önemli hizmetlerde bulunduğunu ifade ederken, Selçuk Öztürk’e de yeni görevinde başarılar diledi. Öztürk de “TOBB Başkanımız M. Ri-

fat Hisarcıklıoğlu’na ve yönetim kurulu üyelerimize desteklerinden dolayı teşkkür ediyorum. Konyamız ve ülkemiz iş dünyası için hayırlı olmasını diliyorum” dedi. 1993 yılında MÜSİAD Konya Şubesi’nin kurucu üyeleri arasında yer alan Selçuk Öztürk, 2005 – 2009 yılları arasında MÜSİAD Konya Şubesi Başkanlığı yaptı. Öztürk, 2011 yılından

itibaren Konya Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Öztürk, 2014 Ocak ayında TOBB Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. Öztürk, 26.12.2017 tarihinde gerçekleştirilen TOBB Yönetim Kurulu toplantısında Başkan Yardımcılığına seçildi. Öztürk aynı zamanda, KTO Eğitim ve Sağlık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı ve KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığını da sürdürmekte.


www.metropoldergileri.com

27


KÖŞE

28

Mustafa TATLISU

Basın Konseyi Başkanı

tatlisumustafa@gmail.com

ÜMMETİN TÜRKİYESİ

Yapa yalnız “O”. Ümmetin ayağa kalkmaya mecali yok. Myanbar için O ağlar, Afganistan Pakistan uykularını kaçırır. Irak, Suriye yüreğini sızlatır. Kudüs kendisine uykuyu haram ettirir. Fizan’da bile ümmetten birinin ayağına diken batsa acısını hisseder. 15 Temmuz ömründen ömür yedi. Mücadelesi hiç bitmedi. Mücadele… mücadel… ve hep mücadele… Sanki şair bugünleri görüp O’nun için yazmış. Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi. Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi. Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın, Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın! Bu yazımda sizinle yaşanmış bir hadiseyi paylaşmak istiyorum. Ümmeti için gözyaşı döken Allah’ın Resulü Başkomutandır… ………-………

Ka’b Bin Malik, Tebük seferi hariç, Medine döneminde gerçekleştirilen gazvelerin tamamında bulundu. Kahramanlık gösterdiği ve on yedi yerinden yaralandığı Uhud Gazvesi’nde Ka’b (ra) Rasûlullah (sav)’ın zırhını, Rasûl-i Ekrem de onun zırhını giymiştir. Bu savaştaki çarpışmalar esnasında Allah Rasûlü (sav)’nün öldüğü şayiasından sonraki dağılma esnasında onu ilk defa Ka’b (ra) görüp, “Müjdeler olsun ey Müslümanlar, Rasûlullah ölmedi, yaşıyor!” diye bağırmış, bunun üzerine yeniden toparlanan Müslümanlar gerçekleştirdikleri toplu hücum ile düşmanı geri püskürtmeyi başarmışlardır. Ka’b b. Mâlik (ra)’in ashab arasında şöhrete kavuşmasına sebep olan asıl hadise Tebük seferidir. Hemen bütün hadis kaynaklarında kendi anlatımıyla yer alan rivayete göre Ka’b b. Mâlik (ra), Tebük seferi ilân edildiğinde sağlığı ve maddi imkânı yerinde olmasına, hatta savaşa iştirak etmek amacıyla özel bir binek satın almasına rağmen, nefsine mağlup olması sebebiyle sefere çıkmayıp, bu zor şartlarda Müslümanları yalnız bıraktı. Ancak daha sonra Medine’de geriye münafık diye bilinenlerle, maddî imkânı bulunmayanların kaldığını görünce çok üzüldü. Diğer taraftan Allah Rasûlü (sav) Tebük’e varınca Ka’b (ra)’ın durumunu sordu. Ashâbdan bazıları onun kibri ve keyfine düşkünlüğü sebebiyle savaşa katılmadığı ileri sürülünce, yakın arkadaşı Muaz b. Cebel (ra) iddiaları reddederek onu savundu. Allah Rasûlü (sav) uzun ve meşakkatli bir yolculuktan sonra Tebük seferinden Medine’ye döndüğünde geride kalanlar sırasıyla gelerek savaşa katılmama mazeretlerini bildirip, kendisinden af talebinde bulundular. Ka’b (ra) kendisi de mazeret ileri sürebilecek iken, gerçeği itiraf edip, hiçbir mazereti olmaksızın Müslümanları yalnız bıraktığını söyleyerek Allah Rasûlü (sav)’nden özür diledi. Hz. Peygamber onunla aynı durumda olan Hilâl b. Ümeyye (ra) ile Mürâre b. Rebî (ra)’ye haklarında Allah’ın açık hükmü gelinceye kadar beklemelerini söyledi. Bu gelişmeyi haber alan Hıristiyan Gassân meliki haksızlığa uğradığını iddia ederek eski dostu Ka’b (ra)’ı memleketine davet edip, onu şanına layık bir şekilde ağırlayacağını bildirdi. Ancak

Ka’b (ra) bu teklifi reddedip, Allah’ın kendisi hakkında vereceği hükmü beklemeye karar verdi. Bir tarafta haftalardır yüzüne bakmayan, kendisiyle konuşmayan arkadaşları, diğer tarafta da izzet, ikram ve itibar vadeden bir davet vardı. Fakat Ka’b (ra), yapılan teklifi elinin tersiyle iterek Medine’de kalma kararlılığını sürdürdü. Bu esnada gönülden pişmanlık duyarak Allah’a çokça tevbe ve istiğfarda bulundu, kendisiyle konuşmamalarına rağmen Allah Rasûlü (sav) ve onun ashâbından defalarca özür diledi. Ka’b (ra), mescide çıktığında her seferinde Rasul-i Ekrem’e yakın durmaya çalışıyor, bu esnada belki kendisine tebessüm eder diye sürekli onun çehresine bakıyordu. Ama her defasında Peygamberimiz onunla karşı karşıya geldiğinde yüzünü çeviriyor, bakışlarını ondan kaçırıyordu. Yolda onu gören en yakın arkadaşları bile yolunu değiştiriyordu. Bu halden iyice bunalan Ka’b (ra),bir gün amcasının oğlu Ebû Katâde’ye (ra) giderek: Ey Ebâ Katâde (ra), “Sana Allah için soruyorum. Sen Allah ve Rasûlü’nü ne kadar sevdiğimi biliyor musun?” diye sordu. Fakat muhatabı onun sualini duymazdan geliyordu. Cevap alamayınca sorusunu birkaç kez tekrarladı. Ancak ondan, “Bunu Allah ve Rasûlü daha iyi bilir” den başka bir cevap alamadı. Bunun üzerine yine mahzun bir şekilde oradan ayrıldı. Kendisine sosyal boykot devam ederken Ka’b b. Mâlik (ra)’in durumunu daha da zorlaştıran bir emir daha geldi. Peygamberimiz’in gönderdiği bir elçi, ona eşinden uzak durması talimatını getirdi. Buna göre Ka’b (r.a.) eşini boşamayacak, ancak onunla aynı evi de paylaşamayacaktı. Bu gelişme onun sıkıntısını daha da artırdı. Gerçekten de onun çektiği çile bitmek bir tarafa daha da şiddetleniyordu. Ancak bu son olumsuz gelişme de onun Rasûlullah (sav)’a bağlılığını sarsamadı. O ve diğer iki arkadaşı işledikleri suçun şuurunda olarak çilelerini doldurmaya ve pişmanlık içinde Allah’a yalvarıp tevbe istiğfarda bulunmaya devam ettiler. Bu olumsuz şartlara rağmen onlar, müminlerden ayrılmak ve Rasûlullah (sav)’ı terk etmeyi hiçbir zaman akıllarından geçirmemişlerdi. Bu sabırlarının mükâfatlarını da aldılar. Onları ferahlatan gelişmeyi bizzat Ka’b b. Mâlik (ra) şu şekilde anlatır: “İnsanların bizimle konuşmalarının yasaklandığı günden 50 gün sonraki gecenin sabahında namazımı kılmıştım. Bu esnada ruhum çok sıkıntılıydı, âdeta yerle gök arasında sıkışmış, gidecek bir yer bulamıyor gibiydim. Tam bu esnada evimin dışından bir ses işittim: ‘Ey Mâlik’in oğlu Ka’b, müjdeler olsun. Kurtuluş günün geldi’. Sesi duyar duymaz hemen secdeye kapandım. Gelen habere göre Hz. Peygamber benimle birlikte üç sahâbinin tevbelerinin Allah tarafından kabul edildiğini duyurmuştu. Bunun üzerine sahâbe kardeşlerim müjdeli haberi ulaştırmak için âdeta yarışırcasına benim evime koşmuşlardır.” Gerçekten çok sıkıntılı geçen 50 günlük boykotun sonunda nazil olan ayetlerde, onun ve iki arkadaşının tevbelerinin Allah tarafından kabul edildiği bildirildi: “And olsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan Muhacirlerle Ensar’ın tevbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tevbelerini kabul etmiştir. Savaştan geri kalan üç kişinin de tevbelerini kabul ettim. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça sıkmış, böylece Allah(ın azabın)’dan yine ona sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra(eski hallerine) dönsünler diye, onların tevbelerini de kabul etti. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edendir. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun” (Tevbe, 117–119). Bu müjdeli haberi aldıktan sonra sevinçle hemen Mescid-i Nebevî’ye giden ve orada Hz. Peygamber ile sahabeler tarafından tebrik edilen Ka’b (ra) tevbesinin kabul edilmesi üzerine bütün malını fakirlere dağıtmak istedi. Ancak Rasûl-i Ekrem onun malının bir kısmını elinde tutmasının daha hayırlı olacağını söyledi. O da sadece Hayber’deki arazisini kendine ve çocuklarına ayırıp, diğerlerini ihtiyaç sahiplerine tasadduk etti.


www.metropoldergileri.com

29


KAPAK KONUSU

Çiğdem Kurut

30

BU İŞE VAKFEDİLDİK “Yerli otomobil için AYD hazır”, AYD Türkiye’nin yükselen liderleri arasında”, “AYD istihdam şurasında”, “AYD’den 3 bin istihdam” ve bunlar gibi onlarca başlık… Her bir başlık Konya’dan çıkıp dünyaya yükselen bir başarının özeti. Bu başlıklar aynı zamanda Konya’nın sanayideki gelişimini, Türk ekonomisine katkısını gösteren, “çalışan” kaleminden kısmadan da büyünülebildiğini kanıtlayan, gurur veren, umutlandıran, heyecanlandıran, özendiren kelimeler topluluğu. Bu başlıkların mimarı AYD Yönetim Kurulu Başkanı Harun Aydın’la röportajımız aşağıda…

AYD YÖNETİM KURULU BAŞKANI

HARUN AYDIN

Ahmet Çakır


AYD’nin doğuşu nasıl oldu? 1970’li yıllarda 6 kardeşli bir aile olarak Bozkır’a bağlı Akkise Kasabası’ndan göç ederek Konya’ya geldik. O yıllarda Avrupa’ya çalışmak için giden birçok kişinin uzun yıllar çalıştığı veya oralarda yerleşip kaldığı bir durumda, babam Hollanda’da 1973-1978 yılları arasında günde 20 saat çalışarak biriktirdiği küçük bir sermaye ile açtığı 40 metrekarelik bir tornacı dükkâ-

nından bu günlere kadar geldik. Babam çiftçi, en büyük abim amcanın yanında kalfaydı. Başta babam, annem ve abiler için çileli, sıkıntılı, zor yıllardı. 1997 yılında kardeşim Halil Aydın ile birlikte bayrağı babam ve abilerden devraldıktan sonra yaptığımız değişimler, reformlar ve ihracat odaklı çalışmalar ile hızlı adımlar atmaya başladık. İlk ihracatımızı da o yıl Kanada’ya yapmıştık.

“Aydınlar” dendiği zaman akıllara gelen algı da bu son 10 yıllık süreçte mi oluştu? Evet, özellikle son 10 yılda uyguladığımız üretim modeli, tesisleşme, sürekli yatırımlar ve ardından gelen istihdam artışları, ihracat şampiyonlukları, vergi rekortmenlikleri, dünya çapında elde ettiğimiz başarılar, ödüller. Son birkaç yılda Türkiye otomotiv endüstrisinde en büyük ilk 30 firma içinde yer almamız. Yine her hattı ile kurumsallaşan şirketimiz, özelliklede 150 civarındaki mühendis kadromuzla Konya’nın ilk AR-GE merkezi olmamız, Konya’daki pek çok firmaya bu konularda öncü ve örnek olmamız, ardından her türlü destekte ve yardımda da bulunmamız bu algının oluşmasında etkili oldu. AYD hep En’lerle ifade ediliyor. Bu En’ler nasıl bir vizyonla sağlandı? Anadolu insanının aslında her zaman, her kulvarda, her branşta, en iddialı, en çalışkan ve en başarılı www.metropoldergileri.com

31


KAPAK KONUSU

32

olması gerekir. Tarih ve ecdat misyonumuz bu değil mi zaten. Vizyonumuz bu bakış açısından ve ruhtan geliyor. Biz laf üretmek, dedikodu yapmak, hasetlik ve çamur atmak yerine, bu misyona layık olmak için işimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştık. İşte bunun sonucudur En olmak.

Kolay olmadı; Dünyanın yarısına ihracat yapmak istihdam ve ihracat şampiyonu olmak. Vergi rekortmeni olmak. 25 bin ayrı kalemde otomobil yedek parçası üretmek. Yılda 35 milyon adet ürünü var edip dünya piyasasına sunmak.

%100 yerli ve %100 Milli olmak.

Direksiyon ve süspansiyon parçalarında Dünyanın en büyük entegre üretim kampüsüne sahibiz. Yeryüzünde yürüyen neredeyse tüm araçlara bu parçaları üretebiliyoruz. Dünyada OEM kalitesinde aylık 3 milyon adet ürünü en kısa sürede ve en hızlı biz üretiyoruz. Binek ve ticari araç gruplarında 30 binden fazla çeşit ile dünyanın en geniş ürün yelpazesine sahibiz. Sektöründe en büyük alüminyum ve çelik sıcak şekillendirme fabrikasına sahibiz. Tam otomatik robot hatlarımızla sac salıncak üretiminde sektörün yine en büyüğüyüz. Yüzlerce CNC tezgâhları ile yine en büyük talaşlı imalat hatlarına sahibiz. Bunun gibi daha pek çok En’lere sahibiz. Bütün bu En’ler dünya çapında bize rekabette büyük bir avantaj sağladı ve fark yarattı. Bu enlerin hepsi ülkemiz için de çok hassas stratejik bir öneme de haizdir. Vizyonumuz; büyüklüğümüzle, çeşidimizle, kalitemizle, kapasitemiz ve hizmetimizle, entegre tesislerimizle dünyanın otomotiv yedek parça OEM, OES ve after market ön düzenlerinin üretiminde hep bir numaralı süspansiyon tedarikçisi olmaktı. Değerlerimiz doğrultusunda bundan asla taviz vermedik. İhracatta da hep en önlerdesiniz. Bu politikayı nasıl yürüttünüz? Bu politikayı 1996 yılından sonra kendimize en önemli hedef seçtik. Avrupa’ya ve dev otomotiv firmalarına ihracat yapmanın en önemli gerekliliği ve olmazsa olmaz şartı, o yıllarda fazla bilinmeyen kalite sistemleri ve yönetimleri idi. Bunları yerine getirmek için çok emek ve para harcayarak Avrupa’ya ihracat için bu ön şartları yerine getirdik. O yıllar için bu olağan üstü bir vizyon ve ufuktu. Fuarlarda ve yurt dışındaki hedef


www.metropoldergileri.com

33


KAPAK KONUSU

34

firmalara kendimizi tanıttık, anlattık. Bazen baştan savdılar, bazen de kibarca kovdular ama yılmadık, bıkmadık hep uğraştık. Aynı zamanda fabrikada da çok büyük atılımlar değişimler ve yenilikler de gerçekleştirdik. Hem dışarıda hem de içeride vizyoner bakışla çok çalıştık. İkisi bir araya gelince artık istenen, talep edilen marka olduk. Oluşan bu iş ortaklarımızla birlikte AYD markasını hedef ülkelerde etkin, saygın, tercih edilen ve aranan yedek parça markası haline getirmek, ihracat politikamızın temelini oluşturdu. Bugün, 40 yıllık geçmişimizle uzun yıllardır ürünlerimizi

yurtdışında farklı coğrafyalarda 50’den fazla ülkeye ihraç ederek tüketicilerle de buluşturmayı başardık. Düzenli ihracat yapılan 50 ülke arasında başta İngiltere, Almanya, Fransa, Amerika, Kanada, Brezilya, Arjantin, Meksika, Belçika, Rusya yer alıyor. AYD, ürün yelpazesinde bulunan ve ihraç pazarlarında geniş kabul gören standart ürünlerinin haricinde, ihracat pazarlarına özel, yerel ürün geliştirme vizyonunu da korumaya çalışıyor ve bu özelliğiyle de diğer üreticilerden ayrışıyor. İhracatta her daim sürekli büyüme hedefi ile yola çıktık. Çok yakında pazara yakınlığı arttırmak adına

farklı coğrafyalarda yurt dışı ofisleri ve depoları hayata geçirme çalışmalarına başladık. 6 kardeşin bir arada tutulması, birlik beraberlik nasıl sağlandı? Bu konu bizim ve tüm aile şirketlerini her şeyden çok fazla zorlayan, bir o kadar da çözülmesi kolay olmayan en hayati sorundur. Babam firmamızın temellerini çok doğru, sağlam ve adaletli bir şekilde attı. O yıllarda çok nadir görünen bir durumdu. Aslında ilk kurumsal çalışmalarımız 90’lı yıllarda başlamıştı. 2000 yılından itibaren de


www.metropoldergileri.com

35


KAPAK KONUSU

36

ARTIK ÇOK KOLAY Milli otomobil üretecek olan ülkemizin kendi ülkesinde aradığı yedek parçayı bulması ilave yeni yapılacak fabrikalarla daha fazla istihdam daha fazla üretim daha fazla ihracat, Dünya ile fazlasıyla rekabet edecek dev tesislerin bulunması. 25 bin çeşidi 35 binlere çıkarması. 35 milyon adet üretimi 55 milyonlara yükseltmesi. Bu yüz yılda olduğu gibi gelecek yüz yıllarda da “EN”lerin arasında olması…

aralıksız devam ettirdik. Türkiye’nin önemli hocalarından ve danışmanlarından aile şirket yönetimleri ile ilgili çok yönlü ve uzun süreli eğitim çalışmaları ve danışmanlık hizmetleri aldık. Akabinde 2010-2011 yıllarında aile anayasasını yazdık ve uygulama koyduk. Her şey kurallar çerçevesinde, şeffaf, adaletli bir şekilde yürüdüğü için hızlı adımlarla büyüdük. Bu çalışmalar sonucu herkesin görevi, yetkisi, sorumluluğu belli oldu. Tüm harcamalarımız, mali yönetimlerimiz, iş yönetimimiz, aile yönetimi her daim açık ve şeffaftı. Herkes her şeyi görebiliyordu. Belki de Konya’nın ilk örneklerinden biriydi. Dolayısıyla Konya’nın klasik aile şirketlerine benzemeyen bir yapı ve yönetim modeli oluşturmaya gayret ettik. Küçük yaşlarda şirketinizin bu kadar büyüyebileceğini hayal etmiş miydiniz? Doğrusunu söylemek gerekirse üniversiteyi bitirinceye kadar böyle bir hayalim, düşüncem de yoktu. Konya’da o yıllarda sanayi anlayışı ve kültürü istenilen seviyede değildi. İhracatı bilen ve yapan da yoktu. Bilgilendiren, yönlendiren, akıl veren öğüt veren tavsiyelerde bulunan yoktu. Şimdi geriye dönüp bakıyorum; o yıllarda her ne

yaparsan yap, ancak kendi kabiliyet ve imkânlarınla yapmak zorunda olduğun bir ortamdı. Üniversiteyi bitirmemle beraber İstanbul’daki büyük fabrikaları bir yolunu bularak gezdim ve inceledim. Ardından da başarılı ve örnek teşkil eden uluslararası firmaları araştırdım. Bunları gezerken, incelerken orada gördüğüm teknolojiler, tesisler sistemler, düzen, intizam, yönetim modelleri ve tecrübeleri kendi fabrikamıza aktarmaya çalıştım. Bu arada dünyadaki başarılı büyük firmaların kurumsal yapısı, başarısı nereden geliyor, aile şirketlerinin yürütülmesi ve kalıcılığı nasıl olmuş? Bunlarla ilgili araştırmalar yaptım. Yine bu konularda başarılı yönetici ve CEO’ların pek çok kitaplarını da okudum. Bütün bunlar yeni bakış açıları meydana getirdi. Ufkum ve hayallerimde daha farklı gelişmelere ve daha farklı açılımlara neden oldu. Hep istihdam diyorsunuz. İstihdam sizin için neden bu kadar önemli? Benim düşüncem ve şirket politikamız şu idi; olabildiğince her şeyi kendi tesislerimizde üretmek, kaliteyi en başından ve her aşamasında kontrol etmek. Rakiplerimizden hem daha hızlı hem de daha esnek olmaktı. En önemlisi de milli


ve manevi bir duruş ile başta Çin ve Uzak Doğu gibi ülkelerden ithalat yapmamaktı. Bunun için de son on yılda sektöründe dünyanın en büyüğü olacak 100 bin metre kareden oluşan çok sayıda tesis ve fabrika yatırımları yaptık. Başta Çin Devleti’ne ve Çin işçilerine katkı veren değil, kendi devletimize ve binlerce Türk işçisine istihdam sağlayan bir model oluşturduk. Biz de daha az parça üretir, geriye kalanı konteyner konteyner ithalat yapar, çok daha az işçi ile daha fazla kar elde ederdik. Biz bu kolaycı politikayı seçmedik. Daha zor olanı, daha

fazla üretmeyi ve daha fazla istihdamı tercih ettik. Milli ve yerli olmak işte budur. Dolayısıyla başta Çin Devleti’nin zenginleşmesinde ve işsizlik rakamlarının azalmasında rol alan değil, kendi devletimize ve istihdam rakamlarının artışında yer aldık. Yine oransal olarak belki de Türkiye’nin en yüksek net ihracat rakamlarını gerçekleştirerek cari açığın düşürülmesinde örnek bir model teşkil ediyoruz. Bundan dolayı her yerden çok fazla dua alıyoruz. İlave bir kişiye iş ve aş sağlamaya vesile olmak, devletin üstünden yükleri alarak yardımcı

olmak manevi olarak bizim için en değerli hazinedir. 3 bin istihdam hedefliyorsunuz. Burada kıstaslarınız neler? Şu an 2 bin 500 kişiye yakın çalışanımız var. Yaptığımız yeni makine ve pres yatırımları ile 2018 yılı ortasından, itibaren faaliyete geçecek 6 fabrikamıza ilave 4 yeni fabrika ile çalışan sayımız 3 bin üzerine çıkacak. Konya şehir merkezi, hatta 100-150 km dışındaki ilçe ve köylere kadar bizim kendi servislerimiz gidiyor.

www.metropoldergileri.com

37


KAPAK KONUSU

38

Özellikle ilçe ve kasabalardan çok büyük talep var. Kıstas olarak çalışmaya uygun, sağlık şartları uygun olan vasıflı vasıfsız herkesi değerlendiriyoruz. Belirli eğitimlerden geçirdikten sonra işe kabul ediliyor. İstihdam dışında en büyük hedefiniz nedir? Türkiye’nin büyümesi kalkınması, şehrimizin de büyümesi kalkınması için ihracatın artması gerekiyor. Devletimizin de koyduğu 500 milyar dolarlık bir hedef var. Eğer Almanya, Japonya, Amerika İngiltere ve Fransa gibi büyük, güçlü, kalkınmış devlet olacaksak; bunun en önemli yolu ihracatı artırmaktan geçiyor. Dolayısıyla bizim de 2023’te koyduğumuz hedef 100 milyon dolar yatırım, toplam 10 bin çalışan ve 500 milyon dolar ihracat. Bunun için çalışmalarımızı yapıyoruz. Şu an kendi sektörümüz olan otomotiv sektöründe daha farklı parça üretecek yeni fabrikalar yapımına geçtik. İnşallah 2023’teki en büyük hedefimiz 500 milyon dolar hedefini yakalamak.

İşe başlarken hiçbir şey kolay olmadı. Çok çalıştık çok ürettik ve başardık. …ve artık ülkemiz için, milletimiz için, otomotiv yedek parça üretiminde dünyada söz sahibi olmak çok kolay ve

BİZ BUNA BUGÜNDEN

HAZIRIZ…

Bu kadar faaliyet alanının içerisinde patron olmak zor bir iş mi? Ya da siz kendinizi patron olarak görüyor musunuz? Çok zor. Gecen gündüzün yok. Çalışan binlerce insanın sorumluluğu, koyulan hedeflerin tutturulması, ödemeler, yatırımlar, aile ve her kesimin beklentisi kolay değil. Sürekli risk, stres ve baskı altındasın. Bugüne kadar çalışmaktan kendimize ayıracak zamanımız olmadı. Ayrıca samimi olarak söyleyeyim; ben kendimi hiçbir zaman patron olarak görmedim ve bu kelimeyi sevmiyorum. Klasikleşmiş patron türü hiç olmadık. Çünkü çırak olarak başladık, işçi ve mühendis olarak devam ettik. Her şeyin sahibi Allah’tır. Malın da mülkün de fabrikaların da. Velhasıl dünyanın, her şeyin patronu yalnız O’dur. Biz neyiz ki? Sadece sebeplerini işliyoruz. Geçmişe baktığınız zaman en çok özlem duyduğunuz şey nedir? En büyük hayalim futbolcu olmaktı. Futbol oynamayı çok severdim. Çocukluğum Aydınlık evler Mahallesi’nde geçti. Mahalle arasında sabah 9.00’da başlayıp akşam ezanına kadar devam eden mahalle maçlarını özlerim. Uzun yıllar genç takımlardan başlayarak, amatör olarak lise ve üniversite takımlarında top oynadım. O yıllar yine benim için çok büyük özlem duyduğum zamanlardır. Konyaspor’da oynamak gibi hayallerim vardı. Bu hayalle büyüyerek geldim. Şimdi çocuklarımdan bir tanesi de


benim kurduğum hayali kuruyor. Oğluma bakınca hayalim yeniden canlanıyor. Amatör olarak uzun yıllar futbol oynadım. Artık fabrikamızın içindeki sosyal tesisimizde futbol ve tenis oynuyorum. Fabrikada önemli sosyal tesisleriniz de mevcut. Bu yatırımları yapmak nasıl bir bakış açısı gerektiriyor. Fabrikamızda gerçek çim zeminli futbol sahamız, basket sahamız, voleybol sahamız, tenis kortumuz var. Çalışanlarımızın cuma namazlarını kılmaları için Çanakkale’de şehit olan dedemize ve tüm şehitlere ithaf edilmiş 1500 kişilik camimiz mevcut. Yine çalışanlarımızın vakit namazlarını rahat kılmaları için de 8 tane bay-bayan mescidimiz var. Bu tesislerin arasında 7 bin metrekarelik peyzajı yapılmış havuzlu bahçemiz, kamelyalarımız vs. bulunuyor. Hayatı sadece çalışma; para kazanma olarak görmüyoruz. Hayatın tüm değerleri maddiyata bağlı olmamalı. Her türlü sosyalliğin, hobilerin, zevklerin ve manevi hazların da yaşanabileceği imkânlar olmalı. Biz bunu içimizden gelerek, severek, isteyerek yaptık. Yurtiçinden ve yurtdışından gelen misafirlerimizi kendi sosyal tesislerimizde ağırlıyoruz. Hem çalışanlarımız hem de müşterilerimiz memnun ve mutlu. Siz hiç böyle bir yerde çalışma fırsatı buldunuz mu? Hayır. Kendi yerimizde başladık. Sonuçta devam ediyoruz. Babanız bu gelişimi nasıl görüyor? Babama da fabrikamızın bitişiğinde Kayacık Köyü’nden geniş bir bahçe alarak büyük bir çiftlik oluşturduk. Çok büyük sebze alanları büyükbaş, küçükbaş hayvanları var. Fabrikanın ihtiyacı olan domates, biber, patlıcan, fasulye, salatalık vs. de buradan karşılanıyor. Burada kendisine modern bir köy hayatı oluşturduk. Süt, yoğurt, kaymak, tereyağı ve yumurta organik olarak üretilmekte. Babam sabahın erken www.metropoldergileri.com

39


KAPAK KONUSU

40

saatlerinden itibaren faaliyetlere başlar. Büyük bir keyif ile çiftçilik yapıyor. Öğle yemeklerini genellikle babamızla, hep beraber yiyoruz. Babamız mutlu ve huzurlu. Dolayısıyla annem de. Babanızın bu kadar sosyal tesis yaparken ya da farklı projelere imza atarken sizi eleştirdiği oluyor mu? En başta özellikle sosyal yatırımlarımıza karşıydı. Çünkü o insanlar çileli yollardan geldiler. Para kazanmanın çok zor hallerini gördüler. Onun için de bu tür şeylere çok para harcanmaması gerektiğini düşünürlerdi. Ama sonradan baktı ki; bunlar daha çok başarı getiriyor, herkese fayda sağlıyor. Biz bu sosyal tesisleri de hafta sonu ailecek kullanıyoruz. Hafta içi çalışanlarımız, müşterilerimiz, bayilerimiz, herkes kullanıyor. Babanız size en son ne zaman kızdı? Hatırlıyor musunuz? Konya’daki birçok insan bilir. Babamın çok sert, otoriter bir yapısı vardı. Ama 1997 yılından itibaren gördüğü başarılar, iyiler, doğrular, çalışma şeklimizden dolayı bunlar kalmadı. Şimdi böyle bir sorun yaşamıyoruz. Mutlu, huzurlu ve sürekli olarak bize dua ederek gelişmeleri takip ediyor. Çocuklarınızın yetiştirilme tarzı, onların iş hayatına hazırlığı sizinkinden çok mu farklı? Maalesef hiç benzemiyor, çok farklı. Gelecek kuşaklar sıkıntılı ve problemli gidiyor. Çünkü onlar hazıra geldiler. Zorluk görmüyorlar ve teneffüs ettikleri hava da buna yönelik değil. Bizler ve tüm aile şirketlerinin geleceği ve kalıcı olmaları için en önemli meselelerden biridir. İnternet, sosyal medya bağımlılığı, araştırma geliştirme mücadele ve iştah eksikliği gibi zafiyetler bizden farklı. Bizim gibi emekle en alttan başlayarak, makine başlarında çalışarak, üstüne de kariyer yaparak bir şeyler başarmak zorunda olmadılar. Kime bakarsanız bakın; Sabancı’sı da


Koç’u da böyle. İnşaatçısı inşaatlarda, sanayicisi sanayide bilfiil çalışarak büyümüş. Sonra da işlerini yöneterek büyük başarılara imza atmışlardır. Şu an bizim çocuklarımız ya da başka çocuklar çalışmadan, uğraşmadan bu düzen içinde devam ederiz diye düşünüyorlar. Biz de kendi çocuklarımız böyle olmasın, bizden daha iyi olsunlar, bayrak yarışı devam etsin diye uğraşıyoruz. Umarım başarılı oluruz. Son olarak ne söylemek istersiniz? Yüzümüz ve vizyonumuz batıya dönük ama bütün benliğimizle de milliyetçi muhafazakâr ve devletçiyiz. Türkiye Otomotiv Sanayisinde En Büyük 30 firma içinde her şeyi ile yerli ve milli tek firmayız. Konya’nın Şampiyonlar Lig’inde oynayan tek markası ve işletmesiyiz. Elde ettiğimiz tüm mali kazanımları daha fazla üretim yapma adına tekrar yatırıma dönüştürdük. Hiçbir zaman ortaklarımıza kar

dağıtımı yapmadık. Kendi zevki sefamız için şahsımıza yönelik harcamalar ve yatırımlar yapmadık. Bunun da meyvelerini bizden daha fazlası ile hem Konya, hem ülkemiz, hem de devletimiz görüyor. Biz bu topraklarda doğduk. Bu topraklara da yatırım yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Yatırım yaptıkça üretim artıyor, İstihdam artıyor ve ihracat artıyor. Hiçbir zaman hiçbir yerden, hiçbir kurumdan bir tek kuruş, ayrıcalık, imtiyaz, ihale, özel teşvik, torpil almadık. Hem bizim hem de fabrikalarımızın kursağından bir kuruş haram geçmedi. Bizim köklerimiz kadim medeniyetten ve özellikle Çanakkale ruhundan geliyor. Dedemiz Çanakkale’de şehit oldu. Babamız, annemiz ve dedelerimizin ellerinden ve gözlerinden kuran, ağızlarından dua hiç eksik olmadı. Bu tesislerin toprağında, çimentosunda, demirinde emek var, alın teri var, helal

kazanç var, iman ve dualar var. Hz. Mevlana’ya Mesnevi’yi yazdıran, o muhteşem sözleri söyleten bu coğrafyada, bu işleri yapabilmek, zirveye çıkabilmek ve orada ayakta kalabilmek; hatta sektöründe Dünya Markası olmak, çok büyük bir başarı ve mucize. Allah’ın lütfu olarak görüyorum. Bu yolda ilerlemeye devam ediyoruz. Allah’ın izniyle BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE için Devletimiz ile el ele bu yolda ilerlemeye, yeni yatırımlar ve yeni fabrikalar kurmaya, daha fazla üretim daha fazla istihdam sağlamaya, yerli otomobilde daha da geniş yer alarak Konya’yı ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz. 40 yıldır yaptığımız gibi; Gururla Türkiye’de üretim, Türkiye için üretim… Son sözümüz de; “DEVLETİNİ MİLLETİNİ VE VATANINI EN ÇOK SEVEN, İŞİNİ EN İYİ YAPANDIR.” www.metropoldergileri.com

41


RÖPORTAJ

42


www.metropoldergileri.com

43


RÖPORTAJ

44

Çiğdem Kurut

Çok sayıda prestijli projede imzası olan Kaysan Mimarlık’ı Mimar Nuri Kaymak’la konuştuk.

Binadaki güzelliği sadelikte buluyorum Mimarlığı nasıl tercih ettiniz? Abim Yılmaz Kaymak inşaat mühendisi olduğu için farkında olmadan mimarlığa merak sardık. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Mimarlık bölümünde okudum. 2000 mezunuyum. Mezun olduktan sonra kendi şirketimde ve farklı bir şirkette de ortak bir girişimde bulunduk ve 17 yıl beraber devam etti. Kaysan mimarlık şu anda faaliyette bulunan şirketimiz. 1990 yılında babam Osman Kaymak tarafından kurulmuştu. Biz de şirketin hiçbir şeyini değiştirmeden mezun olduktan sonra şirket bünyesine girdik. Şirketin Mimar ve inşaat alt başlığında devam ettirdik. Sonra da yavaş yavaş projelerimizi ortaya koymaya başladık. 17 yıl beraber çalıştığımız firmada da Bilim Merkezi ve buna benzer birçok prestijli projeye de imza attık. Size göre mimarlık nedir? Mimarlık tabi ki bir sanat. Hayal kurduğun bir şeyi ortaya çıkartıyorsun. Sevdiğim bir sanat. Ama özellikle Konya’da şöyle bir durum var; hayal ettiğiniz şeyi ortaya koyamıyorsunuz. Bazen maddi yetersizlikler, bazen alışkanlıklar bunda etkili. Sanatın dışına çıkılmış oluyor. Bazı yönetmelikler de bunda etkili olabiliyor fakat insanların bazı sınırları taşmasını engelleyici kuralların olması da gerekiyor.

KAYSAN MİMARLIK FİRMA SAHİBİ

MİMAR NURİ KAYMAK

Beyzat Aksoy


Konya’nın kendine özgü bir mimari tarzı var mı? En büyük problem o. Her mimar koşullar çerçevesinde kendi kafasından geçirdiğini projelendiriyor; herkes de onu uyguluyor. Kentimizin kendine özgü bir mimarisi maalesef yok. Bunun sebeplerinden biri de bizim üzerimizde olan kurumların ileriyi görerek bu tür adımlar atmaması. Mesela Şefikcan Caddesi. Yeni imara açılmış bir yerdi şu an tamamlandı. Mimari ruh oluşturulamadı. Her mimar istediği projeyi yaptı, ortaya karmakarışık gibi bir cadde çıktı. Normalde gelişmiş ülkelerde bir caddeye girdiğiniz zaman komple bir mimari tarzda yapılar görürsünüz. Ama Konya’da maalesef hiçbir yerde yok. Birinde tarihi, birinde modern projeler var. Dolayısıyla şehirde mimari bir doku bulunmuyor. Mimarı tabi ki özgür bırakın ama bazı şeylerde kalıp oluşturun.

de şu; ilk mezun olduğum zaman projelerimde yuvarlak çok fazla çizgiler kullanıyordum. Ama baktık ki bu tarz çizimleri uygulayabilecek bir işçi potansiyelimiz yok. O detayları oluşturmak için ciddi bir işçilik gerekiyor. Öyle olunca sadeliğe gitmeye başladık. Detaylar da sade olunca, yapımı da kolay oluyor. Projeler çizdikçe siz de kendi tarzınızı mı buluyorsunuz? Aynen öyle. Bu da bir tecrübe. Yaptıkça görüyorsunuz. Çizimin uygulanamadığı-

nı ya da yapılan ürünün sonunda kötü detaylar ortaya çıktığını fark ediyorsunuz. Çizgi üzerinde kolay, uygulamada zor. Öyle olunca da yeni tarzlar ortaya çıkıyor. Pahalı ürünler kullanmak o mimariye nasıl bir değer katıyor? Değerli bir mimari size göre nasıldır? Pahalı ürünler kullanmak bir mimarinin değerli kılınması açısından yeterli değil. Bence en değerli yapı yaşayan bir yapı. Ölü, atıl binalar değersiz hale geliyor. Ömrü uzun olan yapılar değerli yapıdır. Çok kaliteli bir mermer kullanır-

Sizin projelerinizde olmazsa olmaz dediğiniz detaylar neler? Bende en büyük olmazlardan birisi binanın sade olması. Güzelliği sadelikte aramak gerek diye düşünüyorum. Sadeliği istememdeki bir sebep www.metropoldergileri.com

45


RÖPORTAJ

46

BATIPARK sınız; ama kullandığınız nokta kötü bir noktadır, düşer, kırılır, dökülür ve bina atıl hale gelmeye başlar. O yüzden kullanılan malzemeden ziyade yaşanabilir, uzun ömürlü binalar üretmek gerekiyor. Dikkat ediyorsanız; yeni binalar yapılıyor. 2 yıl sonra yüzüne bakılmaz hale geliyor. Duvarı çatlıyor, saçağı iniyor, bir tarafı akıyor. Doğru yerde, doğru malzemeyi kullanmak lazım.

Bizde yıkıp yenisini yapmak hep güzellik olarak değerlendiriliyor. Bunun nedeni de sağlam olmayan yapılar mı? Kalıcı yapılar yapmıyoruz. Şu an betonarme malzeme kullanıyoruz, ömrü 50 yıldır. 50 yıldan sonra betonarme ölür. Avrupa’da görüyoruz ki; yeni yapı çok az. 100 yıllık, 150 yıllık binaları kullanıyorlar. Taş, ömrü uzun binalar yapıyorlar. Ayrıca da binalarına bakıyorlar.

MİLKA KONUT

İDARİ BİNA

Yani 2 yılda bir tamiratını yapıyor, 3 senede bir çatısını yapıyor, doğramalarına, boyasına bakıyor. Bizde öyle değil. Bizde yeni binayı teslim ettikten sonra 20 yıl kimse bakımını yapmaz. Avrupa’da tapuyu alsanız bile mülkiyeti devlete ait. Bir de Konya kışı soğuk, yazı sıcak geçiren, arada derece farkı fazla olan, zor bir memleket. Malzeme de ister istemez daha çabuk deforme oluyor. Bakılması


gerek. Taş kaldırımlar bile çabuk patlıyor. Yoğun kar yağışı geldiği an risk. Projelerinizden de bahseder misiniz? Benim için en önemli projelerden biri Bilim Merkezi projesidir. 1,5 yılımı Bilim Merkezi Projesi’ni çizmeye harcadım. Benimle birlikte 6 kişilik mimar ekiple hazırlanmış bir projeydi. Konya’ya sosyal katkısı olmuş bir projedir. Orada da yuvarlak hatlar var. Yapılması zor bir binaydı. İçimize sinerek tamamladık. Onun haricinde de birçok iş yeri, otel, market, konut projelerine imza attık. Şimdide hem projesini hem de inşaatını yaptığımız tren garı karşısındaki Batıpark konut, işyeri projesini uygulamaktayız.

ATB KONUT

DUHA KONUT Önümüzdeki günler için neler hedefliyorsunuz? Büyük yapılardan ziyade küçük ama göze hoş gelen butik binalar yapmak istiyoruz. Küçük ama hoş binalar. İnsanlar artık büyük sitelerden ziyade bu tarz projelere mi ilgi gösteriyor? Sıcak, butik, küçük, hatta komşuluk ilişkilerinin ön plana çıktığı konseptler artık revaçta. Bugüne kadar hep büyük projelerde bulundum. Bundan sonrasında daha farklı projelere imza atmak istiyorum. Son olarak; kısıtlayıcı hiçbir unsur olmasa nasıl bir proje çizerdiniz? Bilim merkezi öyle bir projeydi. Yarışma projesinden çıkan bir projeydi. Şimdi sadece işin mimarlık kısmında durmuyorum. Hem mimarlık yapıyorum hem de inşaatı kendim yapıyorum. Yap-satlarım da var. Kendim yapsam da mimarlık aslında hem yap-satı, hem inşaatı, hem mimarlığı götürebilecek bir iş değil. Ben çizgiyi atarken acaba inşaatta o uygulamayı yapabilir miyim? Ya da maliyeti artırır mıyım diye düşünüyorum. Aslında mimar bunu düşünmez. Mimar olan kişi sadece mimarlık yapacak. Orada uygulanırken zorlanılır mı kısmının uygulayıcıda kalması lazım. Yoksa o kısımda kendi kendimizi kısıtlıyoruz. Acaba o açıklığı statikçi geçebilir mi dediğimiz an kısıtlama da başlamış oluyor. www.metropoldergileri.com

47


HABER

48

Şehrimizde acilen endüstri 4.0 çalışma platformu kurulmalıdır Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Konya Şube Başkan Yardımcısı Ali Süzgün, Endüstri 4.0 çalışmaları hakkında açılamalarda bulundu.

Başkan Süzgün, “Dünya ile rekabette Türkiye için hayati öneme sahip “Endüstri 4.0” veya “Dördüncü Sanayi Devrimi” olarak nitelenen kurgu ekonomik üretim modelleri tarihinin yeni trendi ve şuanda gelinen son durağıdır. İlk sanayi devrimi (1.0) ile su ve buhar gücünü kullanan mekanik üretim sistemleri, ikinci sanayi devrimi (2.0) ile elektrik gücü yardımıyla seri üretim sistemleri, üçüncü sanayi devrimi (3.0) ile dijital devrim, elektroniklerin kullanımı ve BT (bilgi teknolojileri) ‘nin gelişmesiyle daha da otomatik üretim sistemleri hayatımıza girmişti. Şimdi ise Endüstri 4.0 ile siber-fiziksel sistemler, nesnelerin interneti ve hizmetlerin interneti kavramlarının kolektif bir bütünü olan yepyeni bir sistem hayatımızın bir parçası haline geliyor” dedi. Küresel rekabette Endüstri 4.0’ın büyük önem taşıdığının altını çizen Başkan Yardımcısı Ali Süzgün, “Endüstri 4.0, dijital dönüşüm dinamiklerinden yola çıkarak geleceğin akıllı nesneleri ve onların etkileşimlerini her yönüyle hayatımızın içine sokuyor. Dolayısıyla dijitalleşmenin her alanda yoğun bir şekilde yaşandığı bu dönemde sanayicimiz bu durumun en çok etkilenenlerinden olacaktır. Çünkü bu dönüşüme uyumlu üretim yapmak zorunda olanlar

onlardır. Sanayicimiz gelecekte rekabet güçlerinin yüksek olmalarını istiyorlarsa yaşanan bu dönüşüme acil ve hızlı bir şekilde uyum sağlamak zorundadırlar. Yani bu uyum için gerekli olan teknoloji, donanım ve insan alt yapısını bir an önce kendi bünyelerinde kurmalıdırlar. Geleceğin dünyasında küresel rekabette önde olmak isteyen firmalar Endüstri 4.0’ı hayata geçebilmek için dijital dönüşümlerini tamamlamalıdır. Dijital altyapısını tamamlamamış ve şirket kültürünü dijitalleşmeyle uyumlu bir şekilde çalışacak hale getirememiş kurumların Endüstri 4.0’ı yakalayabilmesi çok mümkün gözükmemektedir” ifadelerini kullandı. Süzgün, “Kentimizde Endüstri 4.0 ile ilgili bilgilendirme amaçlı birçok kurum ve kuruluş kendi çevresine yönelik toplantı ve söyleşi faaliyetleri düzenlemektedir. Bilgilendirme amaçlı çeşitli organizasyon ve toplantılar düzenlemek gerekli fakat maalesef bu yeterli değildir. Bu tür faaliyet ve çalışmalara kurumsal ve resmi bir işleyiş kazandırılmalıdır. Bu tür etkinlikler artık öyle bir noktaya ulaşılacaktır ki yapılanlar bir araya gelip hasret gidermenin ötesine geçemeyecektir. Konya sanayimizde bulunan firmaların Endüstri 4.0’a uyumluluk dereceleri sınıflandırılmalı ve bir envanter mutlaka çıkarılmalıdır. Sadece toplantılar ya-

parak birbirimizi ağırlamak çözümden ziyade zaman kaybına yol açacaktır. Firmalar özelinde çözümler geliştirilebilecek yollar bulunmalıdır yoksa iletişim çağında her firma internete girip konu hakkında bilgi alabiliyor fakat kendisine veya ürününe yönelik özel çözümler bulamıyor asıl mesele budur. Yapılması gereken somut adımlar atarak uygun olan firmalara yönelik özel ve etkili çözümler geliştirmektir. Arzulu firmaların hizmet satın alabileceği araçlar ve yöntemler bulunmalı ve geliştirilmelidir. Endüstri 4.0 konusunda doğrudan sanayicimize yönelik çözüm üretmek tek bir kurum veya kuruluş için büyük bir meseledir. Bu yüzden gerek resmi gerekse sivil konunun uzmanı kişi, kurum ve kuruluşların bir araya getirilebileceği, Konya’nın alt yapısının tanımlanabileceği, değerlendirilebileceği, analiz edilebileceği, güçlü ve zayıf yönlerinin tespit edilebileceği, geleceğe yönelik vizyon ve misyonların belirlenebileceği, özel ve genel çözümlerin geliştirilebileceği bir ‘çalışma platformu oluşturulmalı ve çalışma grupları belirlenerek nokta atışı faaliyetlerini yürütmelidir. Konyamız’da bulunan konu ile ilgili resmi ve sivil bütün paydaşlar alt yapılarını seferber etmeli ve bu konuda bir seferberlik başlatılmalıdır” diye konuştu.


www.metropoldergileri.com

49


RÖPORTAJ

50

BASIN YAYIN ENFORMASYON KONYA İL MÜDÜRÜ ABDURRAHMAN CÜNEYD FİDANCI;

KONYA KÖKLÜ GEÇMİŞİ OLAN MİLLİ VE YERLİ BASINA SAHİP

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 1976 yılında Adıyaman’da doğdum. Anne tarafım Konya Cihanbeyli’den. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde eğitimi sürdürürken gazete ve televizyonlarda da kendimizi yetiştirmeye çalıştık. 2000-2009 yılları arasında İstanbul Bağcılar Belediyesinde, 2010 yılından itibaren de Beykoz Belediyesinde Basın Danışmanlığı görevlerinde bulundum. Gıda, Tarım ve Hayvancılık eski Bakanlarımızdan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. M. Mehdi Eker beyin basın danışmanlığı görevini yürüttüm. Kurucuları arasında yer aldığım Basın Danışmanları Platformu’nun dönem başkanlığı görevlerinde de bulundum. Şubat 2017 tarihinde de Basın Yayın ve Enformasyon Konya İl Müdürlüğü görevine atandım. Evliyim ve bir çocuk babasıyım. Basın Yayın Enformasyon Müdürlüğü’nün hizmet alanı neyi kapsıyor? Dünya genelinde doğru bir Türkiye algısının oluşturulması hedefiyle merkez teşkilatı, 17 İl/bölge Müdürlüğü ve yurt dışında 39 Basın Müşavirliği ve Ataşeliği ile çalışmalarını sürdüren BYEGM, aynı zamanda yerli ve yabancı basın mensuplarının işlerini daha kolay ve özgürce yapabilmeleri için pek çok faaliyetini aynı anda yürütmektedir. Hızlı değişim ve gelişimin yaşandığı medya ve iletişim sektöründe, iç ve dış kamuoyunun zamanında doğru bilgilendirilmesi, Türk basınının güçlendirilmesi amacıyla, BYEGM’nin asırlık tecrübesiyle Türkiye’deki ve dünyadaki hızlı gelişime

Çiğdem Kurut

Ahmet Tok


paralel olarak yeni hedeflere ve yeni hizmetlere öncülük etmeye devam etmektedir. Türkiye’nin dünyaya daha iyi tanıtılması, dış dünyadaki gelişmelerin karar vericilere zamanında ve doğru şekilde yansıtılması, yerli ve yabancı basın mensuplarının çalışabilmeleri için uygun ortam oluşturulması ve meslek içi eğitim çalışmaları bakımından önemli bir fonksiyon üstlenmektedir. İl Müdürlüğümüzün sorumluluk alanı Konya, Karaman ve Aksaray illerini kapsamaktadır.

bulunmaktadır. Bunun yayında Konya’da 279 basın mensubumuz basın kartı taşımaktadır. Sürekli basın kartı taşıyan 53 basın mensubumuz bulunmaktadır. Konya basınının duayeni değerli büyüğümüz Rıdvan Bülbül amcamız da Şeref Basın Kartı sahibidir. Bu vesileyle de kendilerine sağlık,

sıhhat ve hayırlı ömürler diliyoruz. Medyanın Konya’nın ekonomik ve sosyokültürel yaşamına etkisini nasıl görüyorsunuz? Günümüz siyasal, sosyal ve ekonomik düzeni sonucu kitle iletişim araçları yani medya, bir tür kamu görevi yap-

Konya’da medya sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Gönül ve huzur kenti Konya, tarih boyunca her zaman önemini, değerini koruyan, ülkemizin en önemli, en güzel ve en yaşanılabilir kentlerinin başında gelmektedir. Konyamız, eğitim, kültür, sosyal açıdan olduğu gibi basın açısından da güçlü bir potansiyele sahip bir ilimizdir. Konya basını, köklü geçmişe sahip, milli ve yerlidir. Konya merkezde 5 televizyon, 14 gazete, 3 haber ajansının yanı sıra yaygın basın yayın kuruluşlarının temsilcilikleri de www.metropoldergileri.com

51


RÖPORTAJ

52

medeki rolü hiç kuşkusuz bir güç olarak algılanmaktadır. Bunun yanında, son 20 yılda internetin baş döndürücü gelişimiyle birlikte ortaya çıkan sosyal ağlar ise beraberinde “Halk Gazeteciliği” terimini de gündeme getirmiştir. Sizin gazetecilik geçmişiniz de var. Bunun mevcut konumunuza etkisi nedir? Aslında ben ortaokul son sınıfta, bir gazetenin bulmacasını çözerek kazandığım fotoğraf makinesiyle gazeteciliğe farkında olmadan adım atmışım. Akabinde Gazetecilik fakültesini, habercilik, basın danışmanlığı derken hep basın sektöründe yer aldım. Masanın iki tarafında da bulunduğum için çok rahat empati yapabiliyorum. Meslektaşlarımı daha iyi anlayabiliyor, çözümler konusunda daha heyecanlı oluyorum. İstiyorum ki, zor şartlarda görev yapan gazeteci arkadaşlarımızın yaşam koşullarını daha da kolaylaştıralım, zorlukları azaltalım. Gazeteciliği hep sevdim, gazetecilerle bir arada olmaktan hep mutluluk duydum. Görevimi de bu anlayışla, severek yaptığıma inanıyorum.

makla yükümlü organlardan oluşmaktadır. Bu özelliğiyle medya, kamuoyu oluşturma ve açıklama sürecinde çok önemli sorumluluklar üstlenmektedir. Toplumsal gelişim ve kalkınmada çok büyük etkileri olan medya bunu ekonomide de kullanmaktadır. Bu anlamda, Konya basınının müthiş bir potansiyeli var. Belki bunun farkında olamayabiliriz ama dışarıdan bakıldığında çok önemli, özel, güçlü algısı var. Bizlere de düşen bu algıyı koruyarak, geliştirerek güçlendirmektir. Türkiye’nin en önemli tarih, kültür ve turizm merkezlerinden biri olmasının yanı sıra bir sanayi kenti olarak Konya, Anadolu’nun parlayan yıldızı konumundadır. Gelişmiş toplumlarda olduğu gibi Konya ekonomisinin gelişmesinde hiç kuşkusuz

medya önemli bir fonksiyonel görev üstlenmektedir. Medya’nın insan hayatına etkisi sizce nasıl? Haber almak, insanoğlunun dünden bugüne ve hemen her coğrafyada ihtiyaç duyduğu bir gereksinimdir. Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan insanların aynı haber alma ihtiyacından yola çıkarak, insanların kendi bireysel deneyimlerinin ötesinde neler olduğunu öğrenme yolunda bir içgüdülerinin olduğu da bir gerçektir. İşte insanoğlunun bu haber alma içgüdüsünü medya tüm enstrümanlarıyla karşılamaya çalışmaktadır. Yazının bulunması, matbaanın icadı ve ilk gazetelerin yayımlanmasından bugüne kitle iletişim araçlarının kamuoyu oluşturma ve gündem belirle-

Yerel basın hakkında neler söylemek istersiniz? Her şeyden önce belki biraz klişe olacak ama yerel basın gerçekten de bir ülkenin, devletin, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Konya, Karaman ve Aksaray bölgesinde görev yapan yerel basın mensupları imkanları ölçüsünde habercilik yapmaya, vatandaşları bilgilendirmeye gayret ediyorlar. Zor şartlara rağmen Konya basını hiçbir zaman duruşundan ve ilkelerinden taviz vermemiştir. Safı ve duruşu her zaman ‘Millet, Bayrak, Vatan ve Devlet’ olmuştur. Basının size göre en büyük problemi nedir? BYEGM olarak, başta yerel basın olmak üzere tüm basın çalışanlarımızın sorunlarını gidermeyi ve onlara kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için gereken zeminin sağlanmasına ön ayak olmayı ilke edindik. Bu kapsamda zaman zaman düzenlenen bilgilendirme toplantıları, seminer ve eğitim çalışmaları sonucunda elde edilen görüş ve öneriler ilgili makamlara


iletilmektedir. En önemli problemlerinden biri ekonomiktir. Güçlü basının ekonomisi de güçlü olmasıdır. Yerel Basın yeniliğe, gelişmelere ayak uydurabilmelidir. Yerel gazeteciler de her zaman kendini geliştirmeli, temel ilke ve prensiplere, etik kuralları göz ardı etmemelidir. Basın Yayın Enformasyon Müdürlüğü’nün şu an yürütmekte olduğu projelerden bahseder misiniz. Ve hedefleriniz nedir? İl Müdürlüğü olarak proje ve hedeflerimiz arasında; Genel Müdürlüğümüzün kuruluş gayesi çerçevesinde yurtiçi ve yurtdışı enformasyonun yanı sıra, yerel medyanın güçlendirilmesi ve basın çalışanlarının mesleklerini daha kolay ve verimli icra edebilmeleri bakımından, basın mensuplarına yönelik olarak eğitim seminerleri, bilgilendirme toplantıları, gazeteci değişim programları ve basın özendirme yarışmaları, “Ustalardan Tecrübe Paylaşımı” adı altında, gazetecilik mesleğinde duayen isimleri basın mensuplarımız ve İletişim Fakültesi öğrencileriyle bir araya getirmek, Kurumumuzun diğer kamu kurumlarıyla işbirliği imkanlarını ve ortak gerçekleştirebileceği projeleri saptamak üzere görev alanımızdaki tüm kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarına ziyaretlerde bulunmak, Yerel basına haber kaynağı oluşturma açısından kamu kurumları ve Valilik nezdinde girişimlerde bulunarak köprü vazifesi üstlenmek, Kamu kurum ve kuruluşların Basın Yayın ve Halkla İlişkiler birimlerinde görevli birim sorumluları ve çalışanlarının mesleki yeterliliklerinin artırımına yönelik eğitim seminerleri düzenlemek, Basın mensuplarımıza yönelik olarak kültür tanıtım programları düzenlemek, İç Anadolu Bölgesinde önemli bir potansiyele sahip olan başta Konya olmak üzere, görev alanımızdaki Aksaray ve Karaman illerini de kapsayan medya şurası, medya çalıştayları, panel ve sempozyum gibi geniş katılım-

lı organizasyonlar gerçekleştirmeyi planlamaktayız. Son olarak neler söylemek istersiniz? Son olarak tekrar böyle bir fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Metropol Dergisinin tüm emeği geçenleri tebrik ederim. Hem içeriğiyle, hem tasarımıyla hem de baskısıyla beğenerek takip ettiğimiz önemli bir dergi. Yine şunu vurgulamak isterim. Genel Müdürümüz Mehmet Akarca, uzun yıllar basında önemli hizmetlerde bu-

lunmuş, basının içinden gelen, dilini, derdini iyi anlayan değerli bir duayen. Göreve başladığı ilk günden itibaren BYEGM’nin çalışmalarına ivme kazandırdı. Bizlere de düşen taşra teşkilatı olarak bu çalışmaya ayak uydurmak, hizmet çıtasını yükseltmektir. Konya, Karaman ve Aksaray’da muhabirinden genel yayın yönetmenine kadar, Gazeteciler Cemiyetleri, birlikleri, Basın Konseyleriyle işbirliğini artırarak, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmek, basınımızı hak ettiği yere gelmesi için elimizden geleni yapmak istiyoruz. www.metropoldergileri.com

53


HABER

54

“Kentsel dönüşümdeki başarımızı taçlandıracağız” Kentsel dönüşüm çalışmalarında Türkiye’de örnek alınan bir belediye haline geldiklerini belirten Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, “1,5 yıl gibi bir süreçte toplamda 3 bin 327 malik ile anlaşarak, uzlaşarak belediye adına tapu devirlerini alıp bu alanlarda kentsel dönüşüm için tahliye işlemlerini yapmış durumdayız. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok malik ile kentsel dönüşüm anlamında uzlaşan, görüşen, konuyu anlatan, bilgilendiren ve sahayı boşaltabilen başka bir belediye örneği daha yok Türkiye’de. Bu başarımızı 2018 yılı içinde inşaat ihalelerini yaparak taçlandırmış olacağız” dedi. Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, imar planı düzenleme çalışmaları ve kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında bilgi verdi.

İMAR VE MÜLKİYET SORUNLARINA NEŞTER İmar ve mülkiyet sorunlarının çözümü noktasında yaptıkları çalışmaları değerlendiren Başkan Toru, “Özellikle 2015 yılında başladığımız ve toplamda 44 milyon metrekare alanı bulan imar planı revizyon çalışmalarımızın tamamını 2017 yılı içerisinde tamamlamış olduk. Toplamda 60 mahalleye isabet eden imar planı çalışmalarının imar uygulamalarını ekiplerimiz çalışıyor. Toplam 15 milyon metrekare alanda 18. Madde uygulamalarımız devam ediyor. 2018’in ilk aylarıyla birlikte devam eden imar uygulamalarımızın tapularını vatandaşlarımıza ulaştırmış olaca-

ğız. Yine imar planı biten bölgelerde ve özellikle 9 milyon metrekarelik alanda, Karaman Yolu’na kadar olan bölgede imar uygulamalarını 2018 ve 2019 yıllarında tamamlamayı hedefliyoruz. Bu noktada çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu.

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE MERAM FARKI Vatandaşların kentsel dönüşüm çalışmalarında Meram Belediyesi’ni takdir ettiğini ve oldukça büyük teveccüh gös-


terdiğini vurgulayan Toru, “Bu noktada tüm vatandaşlarımıza yardımlarından, desteklerinden ve teveccühlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Özellikle Şükran Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm çalışmasında 1. Etap olarak belirlediğimiz alanda yüzde 98 seviyelerine ulaştık. Tapuların alınması, alanın temizlenmesi, yapıların tahliye edilmesiyle birlikte toplamda 1243 malikle anlaştık, uzlaştık ve tapu devirlerini sağladık. Bu anlaşmanın bedeli; gerek kamulaştırma gerekse konut karşılığı anlaşmalar ve trampa olarak baktığımızda 78 milyon TL’lik bir rakama tekabül ediyor. Şükran

Mahallesi, göz ardı edebileceğimiz, görmezden gelebileceğimiz bir mahallemiz değildi. Şu anda gerek esnafımız gerekse vatandaşlarımızdan bu bölgeyle ilgili çok olumlu dönüşler almaktayız” dedi.

DİĞER DÖNÜŞÜM PROJELERİNDE DURUM Uluırmak Kentsel Dönüşüm Projesi’nin ilk etabında da anlaşma oranının yüzde 99’a ulaştığını kaydeden Toru, “Toplamda 1000 vatandaşımızla anlaştık, tapu devrini aldık ve binaları tahliye

ederek sahayı boşalttık. Uluırmak’ta kentsel dönüşüm kapsamında yapmış olduğumuz anlaşmaların, kamulaştırmaların ve trampaların rakamsal değeri 73 milyon TL’ye ulaştı. Aksinne Mahallesi’nde ise yüzde 89 civarında anlaşma oranına sahibiz. 593 malikle şu ana kadar anlaşmış durumdayız. Yine Turgut Reis ve Küçük Aymanas mahallelerinde yüzde 67’lik bir oranla 200 bin metrekareye yakın bir alanda 532 malikle anlaştık” ifadelerini kullandı.

“BAŞKA BİR ÖRNEĞİ YOK” Kentsel dönüşüm projeleriyle ilgili olarak 2016 yılı 2. Dönem ve 2017 yıllarında toplamda 3 bin 500 malik ile tapu sahibi ile anlaşarak, uzlaşarak belediye adına tapu devirlerini alıp tahliye işlemlerini yaptıklarını dile getiren Toru, şunları kaydetti: “1,5 yıllık bir süreçte bu kadar çok malik ile kentsel dönüşüm anlamında uzlaşan, görüşen, konuyu anlatan, bilgilendiren ve sahayı boşaltabilen başka bir belediye örneği daha yok Türkiye’de. 2018 yılında da sahada inşaatların başlaması noktasında ihalelerimizi yaparak gerek Şükran gerek Uluırmak Saka gerekse Aksinne ve Küçük Aymanas mahallelerinde bu başarımızı taçlandırmış olacağız.” www.metropoldergileri.com

55


RÖPORTAJ

56

Çiğdem Kurut

Ahmet Çakır

Türk kadını beceri abidesidir Oğuz Kağan’ın ‘Güneş Tuğumuz olsun, Gök Otağımız’ sözünün isim olduğu müthiş sergi çok konuşuldu. Koleksiyonda Cumhurbaşkanlığı forsunu oluşturan 16 Büyük Türk devletinin bayrağı, Türk bayrağı ve Cumhurbaşkanlığı forsu işlendi, adeta birer sanat eseri gibi beğenilere sunuldu. Yeni koleksiyonuna hazırlanan Sırma Sanatçısı Nur Dikilitaş’la el sanatlarını ve eserlerini konuştuk… Sizi tanıyabilir miyiz? 1966 yılında Konya’da doğdum. İlk ve orta öğrenimimin ardından Meram Kız Meslek Lisesi El Sanatları bölümünden mezun oldum. El sanatlarına olan merakınızı nasıl geliştirdiniz? El sanatları merakım lise yıllarında hobi olarak başladı. Çeşitli el sanatları ile ilgili kurslara devam ettim. Kurslarda aldığım eğitimi Konya Olgunlaşma Enstitüsüne giderek tamamladım ve mezun oldum. Dival Nakışı olarak bilinen bu sanat dalının bütün inceliklerini öğrenmek ve alanında uzmanlaşmak için Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Sırma Atölyesi’nde profesyonel sırma eğitimi aldım.

SIRMA SANATÇISI

NUR DİKİLİTAŞ


El sanatları bölümleri sizce birer sanatçı mı yetiştiriyor? Bu bölümlerin sanat dünyasına olan katkısı nedir? Sanat; gönül işidir, insan ruhundaki inceliktir. Bir sanatkar çalıştığı esere ruhundakini nakşeder. Geleneksel sanatları hobi olarak gören kişi sanatkar olamaz, üretmesi, tasarımlar yapması lazım. Okullarda veya kurs merkezlerinde verilen sanatsal eğitimler taktik ağırlıklıdır, teşvik edicidir. Kişi içindeki cevheri kendi keşfeder, ilerletir. İçindeki cevheri keşfeden ve bu kurslarda doğru eğitimi alanlar tabi ki sanatkar olarak yollarına devam ederler. Bu bölümlere gösterilen ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Günümüzde sırma işine ilgi maalesef yeterli değil. Bunun nedeni olarak ise sırma sanatının yeterli şekilde tanıtılmaması, icrasının meşakkatli olması, kullanım alanlarının ve ticari talebin az olması şeklinde sayılabilir. Çalışmalarınızda çok farklı teknikler kullanıyorsunuz bunlardan bahseder misiniz? Dival nakış olan Maraş işi (sim sırma) tek yüzlü bir nakıştır. Altın simle ve onu tutturmakta kullanılan mumlu alt ipliği ile desen kalıbı sarılarak işlenen bir nakıştır. Bu nakışın kendine özgü teknikleri vardır. Bunlar; Sarma, yarmalı sarma, verev sarma, pesent, hasır, civankaşı gibi teknikler kullanılarak ve çeşitli süsleme malzemeleri ile demir pul, boncuk, kurt tırtıl gibi materyallerle yapılan motif tamamlanır. Siz bu hobiyi ticarete nasıl dönüştürdünüz? İşlerimi çok seviyorum. Hepsinde ayrı bir emek ve göz nuru var. İşlerimden ayrılmak zor oluyor ama hayatımı da idame etmek ve bu işi geliştirmek ve devam ettirmek durumundayım. Çevremden gelen teşvik ve talepler doğrultusunda işin ticari boyutuna geçtim. İşinde profesyonel harika bir ekibe sahibim. Hepsi çok kıymetliler ve işlerinde profesyoneller. Nur Sim Sırma isimli bir markanız var.

Bu markanın oluşma sürecini anlatır mısınız? Markalaşmak, profesyonelleşmenin olmazsa olmazı. Tasarımını yapıp hazırladığımız eserlerin yurt içinde ve yurt dışında tanıtımını daha kolaylaştırmak ve tasarımlarımı korumak amacıyla markamı aldım. Hazırladığınız padişah ve şehzade tuğraları çok beğenildi. Bunları çalışmak zor muydu? Osmanlı Padişah Tuğraları projeme başladığımda öncelikle derin bir araştırma yaparak topladığım demolardan bir envanter oluşturdum. Sonrasında hala çalışmakta olduğum kıymetli hocam

Hattat Sami Naddah tarafından aslı bozulmadan işlemeye uygun olacak şekilde 35 padişah 9 şehzadenin tuğralarının kalıp çizimleri hazırlandı. Bizim işlemede desen kalıbı olarak kullandığımız çirişli kartondan oyguları yapıldı. Cülde tezgahında altın rengi simle işlendi. Dört yıla yakın bir sürede tamamlandı. Milli Saraylar himayesinde Dolmabahçe Sarayı sergi salonunda sanatseverlerle buluştu. 2017’nin sonunda da yine harika bir sergi yaptınız. Türk Devlet Bayrakları serginiz hakkında bilgi verir misiniz? Sırma işi tarihsel bir sürecin ürünüdür. Bu sanatla ilgili gerçekleştirdiğimiz www.metropoldergileri.com

57


RÖPORTAJ

58

her üründe tarihimizden, kültürümüzden izler var. Türk Devlet Bayrakları koleksiyonunda kendi tarihimizi oluşturan Türk devletlerinin bayraklarını bu sanatla buluşturmak istedim. Sergimizin ismi de Oğuz Kağan’ın ‘Güneş Tuğumuz olsun, Gök Otağımız’ sözü oldu. Koleksiyonda Cumhurbaşkanlığı forsunu oluşturan 16 Büyük Türk devletinin bayrağı, şanlı Türk bayrağımız ve Cumhurbaşkanlığı forsunu işledik. Koleksiyonumuz toplam 18 parçadan oluştu. Sergim İstanbul Deniz Müzesi’nde bir hafta açık kaldı. Sanatseverlerin

yoğun ilgisi, hazırlayacağımız yeni projeler için bize büyük teşvik oldu. Tabi bu Sergiyle ilgili teşekkür etmemiz gereken isimler var. Sanatımla ilgili beni teşvik eden ve Sergi açılışımı yapan İstanbul Milletvekilimiz Sayın Metin Külünk’e ve İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ahmet Hamdi Çamlı’ya müteşekkirim. Tarihteki Türk Bayrakları Sergisi’nin gerçekleşmesinde desteklerini esirgemeyen Konya Sanayi Odası Başkanımız Sayın Memiş Kütükçü’ye de sanatıma göstermiş olduğu destek için ayrıca teşekkür ediyorum.

Türk kadını bu işlerde yetenekli mi? Yeteneği olanlara neler tavsiye edersiniz? Türk kadını bir beceri abidesidir, taşı aş eder koyar ortaya. Benim tavsiyem kendilerini geliştirmeleri, araştırma yapmaları, üretmeleri, gelenekseli yaşatmaları. Artık bu konuda her şehirde hatta her ilçede hanımlar için çeşitli kurslar açılıyor. Bu kurslara katılarak kendilerini keşfedebilirler. Yeni nesil bu işlere meraklı mı? Maalesef sırma işinin yapılışının zor ol-


ması yeni neslin ilgisini çekmiyor. Yeni nesil daha ticari işlere yöneliyor. Türk gelin sandığı denilince aklınıza ne geliyor? Bir sandıkta olması gereken sizce nelerdir? Türk kültüründe sandık çok önemlidir. Gelin yaşadığı yerin kültürünü sandığıyla taşır, ait olduğu yörenin kokusunu götürür. Biz bu işin okulunu okuduğumuz için, bizim için envanter biraz daha kalabalık tabi ama bir Anadolu kadını olarak sandıkta iğne oyaları, dantel, geleneksel nakışlarımız, yöresel kumaşlar olmazsa olmazlardır. Üretmek elbette önemli ama ürettiğiniz bu çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir sanatkar için icra ettiği sanatını anlayan, kıymet veren bir muhatap bulması çok önemlidir. Elimizden kısıtlı sayıda çıkan eserleri bu işlere meraklı özel bir kitleye ve üst düzey kurum ve kuruluşlara veriyoruz. Şu an yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz? Şu anda yeni çalışmalarım var. Ayrıca üçüncü koleksiyon çalışmam yakın zamanda sanatseverlerle buluşacak. Son olarak neler söylemek istersiniz? Gönül verdiğim bu sanatı önüme çıkan zorluklara rağmen gücümün yettiği kadar yaşatmaya, tanıtmaya çalışacağım. Bu konuda bana ihtiyaç duyan herkese elimden geldiği kadar destek olacağım. Ayrıca çalışmalarımda yanımda olan ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. www.metropoldergileri.com

59


HABER

60

Sonax’tan garantili temizlik ve bakım Alman markası Sonax, araç temizlik ve bakımındaki ayrıcalığıyla Konya’da da hizmet veriyor. Ahmet Karaca ve Mustafa Çetin ortaklığında hizmet veren Sonax; uygulamalardan kullanılan ürünlere kadar her alanda aracınızı ve sizin sağlığınızı düşünüyor. Ürünlerinde insan sağlığını tehdit edici hiçbir madde içermeyen Sonax’ta fırça kullanılmıyor ve araçlarınıza peluşla, yumşacık işlem uygulanıyor. Türkiye genelinde 81 şubesi olan Sonax, Konya’da da araçlarına gözü gibi bakanların tercihi oldu. Sonax, aracın dış yüzeyine yapışan zorlu, inatçı kir ve lekeleri, yıllarca edindiği tecrübeyle geliştirdiği yıkama ürünleri (şampuanlar) sayesinde boya yüzeyine ve verniğe zarar vermeden temizliyor. Sonax ürünleri fosfat içermiyor ve boya yüzeyindeki korumaya zarar vermiyor. Dermotolojik olarak da test edilen bu ürünler el ile yıkamaya da uygun.

Ar-Ge çalışmaları yıllarca sürdü

Sonax’ın yıllarca süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda kir ve lekelerin niteliğine göre geliştirdiği ürünler sayesinde yüzeydeki kirler temizlenirken araç korumasına zarar verilmiyor. Bununla birlikte Sonax’ın çiziğin derinliğine göre geliştirdiği çizik giderme ürünleri

de bu sorunu yine araca zarar vermeden çözüyor. Sonax tarafından nano-hybrid teknolojisi ile üretilen Sonax Parlatma cila ürünleri matlaşan boya yüzeyine göz kamaştırıcı bir parlaklık kazandırıyor.


www.metropoldergileri.com

61


RÖPORTAJ

Çiğdem Kurut

62

Ahmet Çakır

İtfaiye’nin tarihi bu oyuncaklarda

KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İTFAİYE DAİRESİ BAŞKANI

CEVDET İŞBİTİRİCİ

Acı siren sesleriyle hızla giden bir itfaiye aracı hangimizi etkilemez... Biliriz ki o kırmızı; üzerinde jan janlı ışıkları bulunan bu araçlar ya bir yangına müdahale edip can kurtaracak, ya da sıkışmış, zorda kalmış birinin imdadına yetişecek. Bazen bir kayanın arasında kaybolmuş minicik bir kediye şefkat sunacak, bazen de hiç bilmediğimiz görevlerle insanların kahramanı olacak. Biz hep bileceğiz ki; o kırmızı jan janlı koca araç hep bir çığlığa koşacak.. Bu serüvenin tarihi, Konya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Cevdet İşbitirici’nin dev koleksiyonuyla müzede sergileneceği günü bekliyor. Böyle bir koleksiyonu oluşturmaya nasıl başladınız? Küçüklüğümden bu yana maketlere karşı ilgim ve sevgim vardı. Ben çocuklarıma oyuncak alırken kendime de alıyordum. Onlar oynarken ben de oynuyordum. 53 yaşındayım ama çocukluğum hiç bitmedi. Halen devam ediyor. Bu hayata bakışımızı değiştiriyor. İnsanın gönlüne çocuklarla girebiliyorsun. 2006 yılı Mart Ayı’nda göreve başladığımda bir vesile ile Ankara’ya İtfaiye Daire Başkanlığı’nı ziyarete gitmiştim. İtfaiye Daire Başkanlığı’nın odasında mesleğimle de ilgili olduğu

için itfaiye oyuncaklarından birkaçı dikkatimi çekti. İşletmeci firmanın birinde de aynı oyuncaktan iki tane vardı. Birini istedim O gün ilk oyuncağı elime aldım. Onsan sonra bu bende iyice yerleşti. Maket itfaiye aracı, itfaiye ile ilgili maket oyuncaklar, eskiden kullanılan itfaiye araçları derken İtfaiyenin kullanmış olduğu ne kadar küçük parça varsa bunları biriktirmeye başladık. Böylece de hobimi geliştirdim. Bu maket ve oyuncakları nasıl temin ettiniz? Bunların birçoğunu yurtdışında gittiği-

miz fuarlardan temin ettim. İnternet yoluyla çeşitli sitelerden getirttirdim. En çok da yurtdışına giden dostlarımdan destek istedim. Şimdiye kadar 12 yıllık bir birikimden sonra elimize 800 civarında araç geçti. Bunun yanı sıra 350 civarında da itfaiyenin kullandığı araç ekipmanlarından oluşan parça var. Büyük uğraşlar sonucu oluşturduğunuz koleksiyonu nasıl değerlendirmeyi planlıyorsunuz? Sanatçı Sunay Akın’la bir araya geldik. Biliyorsunuz kendisinin İstanbul’da Oyuncak Müzesi var. O benim birik-


tirdiğim maketleri görünce “Bir müze açmayı düşünmüyor musun” dedi. Güzel bir fikirdi. Bu konuyla ilgili Büyükşehir Belediye Başkanımızla da uzun süredir görüşüyoruz. Bunları bir müzede sergileyebilmek amacıyla yer istedik. Başkanımız da bu konuya çok sıcak baktı. Güzel, kapsamlı bir müze açmak adına uygun bir yer edindikten sonra bir müze yapmayı düşünüyoruz. Bunun özellikle Konya’mıza kazandırılmasından dolayı büyük mutluluk duyacağım. Çünkü Türkiye’de benim gibi bu kadar kapsamlı itfaiye oyuncaklarını, maketlerini biriktiren başka bir şahıs yok. Varsa da bilmiyorum. Bu ammeye mal olmuş bir iştir. Kendi gayretlerimizle bu seviyeye getirdik. Bundan sonra da çocuklarımıza, geleceğimize bir miras olarak bırakmak isteriz. Elimizde eski itfaiye araçlarımızdan değil, halen kullanılmakta olan araçlarımızdan da var. Onları da burada sergiliyoruz. Eski tulumbalar, 20, 25 yıl önce kullanılmış hortumlarımız, lanslar var. Tamamını müzemizde değerlendirip bir hafıza oluşturmak istiyoruz. Geleceğimize bir köprü olsun istiyoruz. Müzenin İtfaiye Teşkilatı’na, ilin sosyo-kültürel yapısına nasıl bir katkısı olur? Hepimizin bildiği gibi hafızası olmayan toplumlar yok olmaya mahkumdur. Yaklaşık 5 yıl önce Avrupa’da görmüştüm. Nüfusu 700 bin olan bir kentte 450 tane müze olduğunu duyunca gıptayla bakmıştım. Bizim burada geleceğe aktarmamız gereken birçok şey olduğunu düşünüyorum. Bu mantalite ile hareket ediyo-

ruz. Belki bu oyuncaklar da nedir diye hafif düşünenler olabilir. Sunay Akın’la sık sık görüşüyorum. Müzesini o kadar çok ziyaret eden var ki; birçok insan ziyaret edip orada çay içiyorlar. Müzeyi bir sohbet haneye çevirmiş. Toplum olarak bizim kafelerde nargile kültüründen kurtulup böyle mekanlarda sohbet etmeye, dertleşmeye, aynı konular üzerinde birbirimizle bazı konuları paylaşmaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Müzeden hedefimiz bu. Emekli itfaiyecilerimizi oraya getirip çocuklarımıza anılarını kahramanlıklarını anlattırmak istiyoruz. Yurtdışında bunun pek çok örneği var. Amerika’da, Avrupa’da itfaiyecilik nasıl bir numaraysa ülkemizde de öyle olmalı. Sivil toplum kuruluşlarının, insanlara hizmet eden yardım kuruluşlarının merkezi Konya’dır. İyi niyetimizi bu paylaşımcı, özverili çalışmalarımızın yansımasını müzeler vasıtasıyla müzeye gelenlerle paylaşmak bizim için bir ihtiyaçtır. Bu anlamda hem teşkilatımıza hem de ilimize ciddi katkı olacağına inanıyorum. Temel amacımız hem kültürel mirasa hem de geleceğe ışık tutabilecek bir çalışma zemini ortaya koyabilmek. Koleksiyonda neler bulunuyor? Bir santimetreden 75 santimetreye kadar çeşitli boyutta oyuncaklarımız, maketlerimiz mevcut. Bunlar içerisinde itfaiye ekipmanlarıyla ilgili maketler var. Nacaktan tutun telsizlere kadar. Ya da kesici ayırıcılara . Bunları ilerleyen dönemde bizimle beraber düşünen neslimizle paylaşmak istiyoruz. İnsanın içinde birik-

tirme duygusu vardır. Ama sevda yoksa bununla ilgili adım atamaz. Bu biraz da geçmişe gıptayla bakmakla mümkün. İnsanın içinde çocuksu ruh taşıması da lazım. Çocuklarımızın ne olacaksın sorusuna liseden sonra cevap verdikleri vakidir. Çocukken dikte ettiğimiz meslek gruplarını söylerler. Doktor, mühendis, pilot gibi. Ama esas “Ne olmak istiyorsun” sorusunun cevabı liseden sonra belli olur. Halbuki Avrupa’da öyle değil. Çocuklar 7 yaşından itibaren yeteneklerine göre keşfedilip yönlendiriliyor. Yakın zamanda Türkiye’de de başladı. Koleksiyonunuz şimdi de görülebilir mi? İsteyen herkes gelip gezebilir. Teşkilatımız hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Bu oyuncakları gören çocukların çıkarken ben itfaiyeci olacağım dediklerini çok duydum. Konya’da 650 bin kişiye 5 yılda eğitim verdik. Yangın miktarında kayda değer azalma sağlandı. Anlatmak, bilgilendirmek çözümün yüzde 80’idir. Bir çocuğun kibritle oynamaması gerektiğini bilmesi gerekiyor. Ya da ocakta, fırında oluşan küçük alevlenmeleri ıslak havluyla kapatmasını öğrenmeli. Panik yapmamalı. Ama alev büyüyünce değil, ilk anda, biz gelinceye kadar. Bunlar www.metropoldergileri.com

63


RÖPORTAJ

64

önemli şeyler. Eğitimle birlikte yaşam güvenliği bilinci oluşmaktadır. İtfaiye Teşkilatı’nı hepimiz bilsek de esas görevleri konusunda tam olarak bilgi sahibi değiliz. Bundan da bahseder misiniz? İtfaiye teşkilatlarının yangına müdahale etmek ve söndürmek dışında her türlü kaza, çökme, patlama, mahsur kalma ve benzeri durumlarda teknik kurtarma gerektiren olaylara müdahale etmek ve ilk yardım hizmetlerini yürütmek; arazi de, su üstü ve su altında her türlü arama ve kurtarma çalışmalarını yapmak, su baskınlarına müdahale etmek, doğal afetler ve olağanüstü durumlarda kurtarma çalışmalarına katılmak, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik ile verilen görevleri yapmak, Nükleer, biyolojik, kimyasal (NBC) maddeleri ile kirlenmelerde arıtma işlemlerine yardımcı olmak, halkı, kurum ve kuruluşları itfaiye hizmetleri ile ilgili olarak bilgilendirmek, alınacak önlemler konusunda eğitmek ve bu konuda tatbikatlar yapmak, kamu ve özel kuruluşlara ait itfaiye birimleri ile gönüllü itfaiye personelinin eğitim ve yetiştirilmesine yardım etmek; bunların bina, araç-gereç ve donanımlarının itfaiye standartlarına uygunluğunu denetlemek ve bu birimlere yangın yeterlilik belgesi vermek ve gerektiğinde bu birimlerle işbirliği yapmak, bacaları temizlemek veya temizlettirmek ve bacaları yangına karşı önlemler yönünden denetlemek, talep edilmesi halinde orman yangın-

larının söndürülmesi çalışmalarına katılmak, imar planlarına göre parlayıcı, patlayıcı ve yanıcı madde depolama yerlerini tespit etmek, işyeri, eğlence yeri, fabrika ve sanayi kuruluşlarını yangına karşı önlemler yönünden denetlemek, bu konularda mevzuatın öngördüğü izin ve ruhsatları vermek gibi görevleri bulunmaktadır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde uygulanmakta olan gönüllü itfaiyecilik projesinin Konya uygulamaları hakkında bilgi verir misiniz? 12/11/2012 tarihinde yayımlanan 6360 Sayılı (On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair) Kanun ile birlikte 14 yeni büyükşehir kurulmuş ve önceden kurulu büyükşehirler ile yeni kurulan büyükşehirlerin hizmet alanı il mülki sınırı olmuştur. Bu kapsamda ilin tamamında yürütülmesi gereken görevlerden biri, itfaiye hizmetleridir. Konya ili 42 bin km2 ’lik yüzölçümü ile dünyanın 65 ülkesinden daha büyük alana sahiptir. 31 ilçesi bulunan bu büyüklükteki yüzölçüme sahip bir alanda, tüm mahallerde meydana gelebilecek itfai bir olaya en kısa sürede ulaşılması için İtfaiye Dairesi Başkanlığı olarak yasa öncesi çalışmalara başladık. İl merkezimizde 5 adet profesyonel itfaiye istasyonu varken, şu an il genelinde 110 profesyonel itfaiye

istasyonu ile hizmetler yerine getirilmektedir. Bu büyüklükteki yüzölçüme sahip alanda her mahalleye profesyonel itfaiye istasyonu kuramazsınız ve bunun çok yüksek maliyetleri vardır. Bu da kamu zararına neden olur. Konya İtfaiyesi olarak itfaiyecilik ile ilgili her platformda yer alıyor, dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda 6360 sayılı Yeni Büyükşehir Yasası öncesi dünya gönüllü itfaiyecilik örneklerini inceledik ve Konya ilimizde nasıl bir gönüllü itfaiyecilik uygulaması yapılacağını belirledik. İlimizin bir tarım şehri olmasından ve her mahallemizde traktör bulunduğundan dolayı, 550 adet kırsal mahallemize traktör miline bağlı çalışan 3 tonluk donanımlı yangın söndürme tankeri dağıtımı gerçekleştirilmiştir. Dağıtımı gerçekleştirilen tankerler ile bin 571 gönüllü itfaiyecimiz tarafından bugüne kadar bin 439 itfai olaya müdahale edilmiştir. Kırsal alanda sürdürülebilir bir kalkınmanın devamı için verilen tankerler aynı zamanda cenaze, düğün merasimi, ağaç sulama gibi bölgenin diğer ihtiyaçlarını gidermeye hizmet etmektedir. Bu kapsamda 12 bin 484 etkinlikte tankerler kullanılmıştır. Milli servete sahip çıkan, başta muhtarlarımız olmak üzere tüm gönüllü itfaiyecilerimize teşekkür ederim. Son olarak ne söylemek istersiniz? Ben hep sevdim, sevgi her şeyin anahtarıdır.


www.metropoldergileri.com

65


HABER

66


www.metropoldergileri.com

67


KONFERANS

68

Külünk, ‘Yeni Türkiye Vizyonu’nu anlattı AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Meram Belediyesi tarafından düzenlenen “Milli Bakışla Yeni Türkiye Vizyonu” konulu konferansa katıldı. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın Doğu Kudüs kararını tarihi bir adım olarak değerlendiren Külünk, “Son yüzyılın ‘one minute’ dan sonra, ‘dünya 5’ten büyüktür’den sonra yani bir iddianın, dünyanın güç merkezine yönelik en kökten itirazın ete ve kemiğe büründüğü gündür bugün” dedi. Meram Uluslararası Gençlik Merkezinde düzenlenen konferansa Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, AK Parti Konya İl ve Meram İlçe Teşkilat Yöneticileri, Meram Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Ermiş, Konya Basın Konseyi Başkanı Mustafa Tatlısu, meclis üyeleri, mahalle muhtarları, kamu kurum ve STK temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. “DOĞU KUDÜS KARARI TARİHİ BİR ADIMDIR” İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İstanbul’da aldığı “Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olması” kararının tarihi bir adım olduğunu işaret eden AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “Son yüzyılın ‘one minute’ dan sonra, ‘dünya 5’ten büyüktür’den sonra yani bir iddianın, dünyanın güç merkezine yönelik en kökten itirazın ete ve kemiğe büründü-

ğü gündür bugün. Bugünü tarih sayfalarını kaydedin. Son yüzyıldır üzerimizde kabus gibi duran, eşitlikten, adaletten, sevgiden ve insandan mahrum dünyayı şekillendiren bu gücün yönetim merkezinde insan yoktur. Batı insansız uygarlığın adıdır. Bugün dünya insansız bir uygarlığın hegomanyası altındadır. Eşref-i mahlukat olan insan üzerinden buna itiraz etmesin diye İslam da tasfiye edilmek isteniyor” diye konuştu. “TÜRKİYE ORTADOĞULULAŞTIRILMAK İSTENİYOR” Küresel sistemin Türkiye’yi Ortadoğulaştırarak hedeflerine ulaşmak istediğine dikkat çeken Külünk, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin selef-i salihin çizgideki Anadolu irfanı diye tarif ettiğimiz ve 7 asır insanlık için bir cihanşümul medeniyet üretmenin sırrı olmuş, farklılıkların birliği ilkesi içerisin-

de, farklı dil, farklı din, farklı kültür ve farklı renkleri adalet ve sevgi temasıyla meczetmiş ve bir arada tutmuş, İmam Maturudi ve İmam-ı Azam çizgisi hedef alınarak Türkiye’nin Ortadoğululaştırılması isteniyor. Bu tehlike Türkiye’nin yaşadığı 5 darbe kadar önemli bir tehlikedir. Bu milletin evrensel, Mevlâna ve Yunus esaslı, onların beslendiği Horasan Erleri’nin sahih akidesini tasfiye etmek istiyorlar. Konya’da DAEŞ’in ne işi var? Mevlana ile Yunus’tan beslenen bu topraklarda DAEŞ’in ne işi var? Ne işi var biliyor musunuz; insansız Batı medeniyetinin karşısındaki en büyük güç olan Mevlâna’nın insan ve sevgi esaslı medeniyeti üretebilme noktasındaki en önemli güç olan o damarı kurutarak bizi Ortadoğulaştırmak istiyorlar. Bunu başarılarsa dünyadaki Neo Liberalizm’in arkasından finansal Kapitalizm’in önünde hiçbir engel kalmayacak.”


ERDOĞAN NİÇİN HEDEFTE? Anadolu merkezli bakış açısının önemine işaret eden Külünk, “Bu bakış açısı dünyadaki gelişmelerden izole olmak mıdır? Hayır. Zamanın ruhundan uzaklaşmak mıdır? Hayır. Dünyadaki değişimi anlamamak mıdır? Hayır. Bütün bunları doğru anlayıp Türkiye’yi yeni zamana ve gelecek zamana hazırlayacak milli yaklaşımlarla, ekonomide, siyasette, savunma sanayinde, eğitimde, insana bakışta bir değerler üretmenin adıdır. 15 Temmuz’da sakallıyla başı açık, Atatükçü ile dindar, Ülkücü ile Marksist niye yan yana geldi, kim getirdi? Bu topraklara ait olma hissi ve bu toprakları koruyup bu toprakların üzerindeki bütün değerleri birlikte kılma hissi o gece heyecana ve ayağa kalkışa dönüştü. Bu yeni hattır aslında. Bu hattın lideri olduğu için Erdoğan hedefte. Sayın Cumhurbaşkanımız, Washington’un ya da Londra’nın çıkarları üzerinden baksaydı problem var mı? Ya da Ortadoğu’yla ilgili yeni haritaya itiraz etmese problem var mı? Erdoğan, bu topraklar üzerinden baktığı için hedefte. Bizim yapmamız gereken şey siyasi düşünce farkı gözetmeksizin bu hatta durabilmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız, Suriyelileşme riskini engelledi. Suriyelileşseydik farklılıklarımızın bir anlamı olmazdı” diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, konuşmasını şöyle tamamladı: “Onların hedefleri küçültülmüş Türkiye, bizimki ise büyüyen Türkiye. 2023’te dünyanın en güçlü 10 ülkesinden biri olma hedefimiz var. Bu tanıma uygun, kendi reflekslerimizle kendi topraklarımızda ürettiğimiz değerlerin millilik kimliği içerisinde evrenselleşmesi mücadelesi yapıyoruz. Konya da bu anlamda çok önemli. Bizim insanlığa söyleyeceğimiz en önemli sözümüz: Şeb-i Arus’tur, Mevlâna’dır. Bu, Batı’nın asla üretemeyeceği bir değerdir. Batı teknolojik olarak her şeyi üretebilir ama Mevlâna’yı üretemez. Mevlâna yetiştirebilmek, eşref-i mahlukat olduğunu fark etmektir. Batıda insan yoktur, insan dünyanın merkezi olan Mezopotomya’da ve Anadolu’dadır. Bu gücümüzün farkında olalım. İnsanlığın bunu

beklediğini bilelim ama bir şartla; Neo Liberalizm’in teslim aldığı, kendisine benzettiği insan olmamak kaydıyla.” “İHTİYACIMIZ OLAN BİRLİK VE BERABERLİKTİR” AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk’e derviş sikkesi hediye eden Başkan Fatma Toru, “Kendisini dinlemekten keyif aldık. İhtiyacımız olan şey milli birliğimiz ve beraberliğimizdir. Allah sayılarınızı arttırsın. Ayrıca Konyasporumuzun sponsoruna ve tribün liderlerine de teşekkür ediyorum” dedi. Konyaspor tribün liderleri de Milletvekili Külünk’e Konyaspor forması takdim etti. Külünk, sponsor firma Atiker’in Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Atiker’den Konyaspor’un daha başarılı olması için daha fazla destek vermesini istedi.

“İNSANLIĞA SÖYLEYECEĞİMİZ EN ÖNEMLİ SÖZ; MEVLÂNA’DIR” www.metropoldergileri.com

69


HABER

70

Yurtiçi Ve Yurtdışı Turlar İle Sömestre Keyfi Her yıl yeni destinasyonlar belirleyerek tatilde moda yaratan Prontotour, yarı yıl tatilinin keyfini doyasıya çıkarmak isteyenlere çeşitli alternatifler sunuyor. Sömestre turlarında çocuklu aileler, keşif peşinde koşanlar, balayı çiftleri ve deneyim odaklı seyahat etmek isteyenler için her zevke uygun seçenekler bulunuyor. Avrupa’nın en güzel şehirlerinde çocuklar için eğlenceli rotalar, yurtiçinde karın keyfini doyasıya çıkarmak isteyenlere kar otelleri, ünlü kayak merkezleri ve yurtiçi kültür turlarıyla unutulmaz bir sömestre tatili seyahatseverleri bekliyor. Her Zevke ve Tercihe Göre Sömestre döneminde Avrupa’yı keşfetmek isteyenler klasik Prag, Viyana, Budapeşte gibi Orta Avrupa rotaları, Balkan coğrafyası, İtalya, İspanya ve Benelüks ülkelerini tercih ediyor. Londra’da Harry Potter Warner Bros Studio, Barcelona’da PortAventura, Paris’te Disneyland çocuklar için eğlenceli keşifler sunuyor. Vizesiz coğrafyalar arasında yer alan Fas ve Beyrut, şehir kaçamakları programları içinde bulunan Ukrayna ve Belarus da farklı coğrafyalar tercih etmek isteyenlere alternatif oluyor. Yine kış aylarında sıcak ülkelere seyahat etmek ve denizin tadını çıkarmak isteyenler egzotik Uzakdoğu turlarını seçebiliyor. Kayak Tutkunları İçin Kış dönemi tatil seçenekleri arasında önceliği kayak turuna ayıran seyahatseverler için Bulgaristan’ın dünyaca ünlü kayak merkezi Bansko hem yakın olması hem de uygun fiyatıyla cazip bir seçenek oluşturuyor. Gerek çocuklu aileler gerekse gençler için pek çok eğlence ve aktiviteyi bir arada sunan Bansko, Bulgaristan’ın UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pirin Dağı eteklerinde yer alıyor. Bansko turları 159 Euro’dan başlıyor. Kışın yurtiçindeki kar otellerine gitmek isteyen tatilciler için de pek çok seçenek bulunuyor. Uludağ ve Kartalkaya en çok talep gören kayak merkezlerini oluşturuyor. Yine Kartepe, Palandöken, Erciyes ve Sarıkamış’taki tesisler son yıllarda kayak tutkunlarının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Yurtiçi kayak otellerinin 3 gece 4 günlük paketleri ve kişi başı gecelik konaklama fiyatları 255 TL’den başlıyor. Yurtiçi Kültür Turları Sömestre tatilini yurtiçinde geçirmek isteyenler, Anadolu’nun kültür mozaiğini keşfe çıkıyor. Benzersiz coğrafyasıyla doğa harikası Kapadokya, Anadolu’nun Avrupalı şehri Eskişehir, son dönemlerin gözde rotası Kars ve doğal güzelliklerinin yanı sıra mimarisiyle dikkat çeken Batı Karadeniz gezginlere unutulmaz bir sömestre tatili vaat ediyor. Ayrıca Yavru Vatan Kıbrıs farklı bir rota isteyenlere alternatif oluyor. Yurt içi kültür turları 229 TL’den başlıyor.


www.metropoldergileri.com

71


KÖŞE

72

Tuğba BALDEDE Beslenme Uzmanı

t.baldede@metropoldergileri.com

Yeni Yılın Yeni Beden Detoksu Yeni yılda bedeniniz için yeni bir sayfa açmaya ne dersiniz? Bu yeniliğe detoksla başlayabilirsiniz. Detoks nedir ve favori detoks besinleri nelerdir ? Hepsi yazımda. Keyifli okumalar.. “Detoks nedir”den önce “ne değildir” ile başlamak istiyorum. Çünkü toplumda detoks konusunda çok büyük yanılgılar hakim. Sadece sıvı beslenmek ya da meyve ve sebze ile tüm günü geçirip uzun süre aç kalmak değildir. Detoks, vücudun ihtiyacı olmayan ve vücutta deformasyona neden olan toksinlerin ve yabancı maddelerin atılmasıdır. Detoks, diyet gibi kişiye özel bir durumdur. Yanlış bir uygulamada sağlığınızdan olabilirsiniz. Bunların yanında herkes detoks yapamaz. Bu yüzden kesinlikle bir beslenme uzmanına danışmalısınız. Modern yaşam içerisinde farkında olarak ya da olmayarak bedenimize aşırı yükleniriz, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yediğimiz işlenmiş gıdalar, yaşadığımız stres vücudumuzda kolay atamayacağımız toksik birikim oluşturur. Metabolizmayı yavaşlatan ve deforme eden zararlı atıklar, fizyolojik dengenin bozulmasını sağlar. Buda beraberinde birçok hastalık ve sorun oluşturur. Solunum yolu ya da besinler aracılığı ile alının toksinler, yaşlanmayı hızlandırır ve cilt sorunlarına zemin oluşturur. Hastalık oluşturacak ve organlarımızı olumsuz etkileyecek zararlı atıklardan kurtulmamızı sağlayan detoks yöntemi, aynı zamanda vücudun dinlenmesini ve sağlığa kavuşmasını da sağlamaktadır. Bağışıklık sistemini temizleyen ve daha güçlü bir bünyeye sahip olmamızı sağlayan detoks, besinlerde de bulunmaktadır.

Brokoli

Brokoli, karnabahar, lahana ve kıvırcık gibi sebzeler; yoğun sülforafan içeriği sayesinde yüksek miktarda antioksidan içeriği gösterir. Brokoli içindeki bazı maddeler ile karaciğerdeki bazı enzimleri aktive eder. Bizi zararlı toksin maddelerden korumaya yardımcı olur. Brokoli günlük C vitamini ihtiyacımızı fazlasıyla karşılar. Brokoliyi çiğ ya da hafif pişmiş tüketebilirsiniz. Fazla pişirmek yüksek miktarda besin ögesi kayıplarına yol açıyor.

arasına girer. Antosiyanin meyveye mavi ve mor rengi veren bileşendir. Bir çok araştırma sonucunda antosiyanin adlı bileşenin kalp sağlığını koruduğu ve kalp hastalıklarının görülme riskini azalttığı belirtilmiştir. Lif ve antioksidan açısından zengindir. Bu özelliği ile LDL kolesterolü düşürür. Yapılan çalışmalara göre yaban mersini ekstraktlarının karaciğer kanser hücrelerinin büyümesini engellediği ve yaban mersini antosiyaninlerinin insanda LDL oksidasyonunu azalttığı belirlenmiştir.

Yaban mersini

Greyfurt

Yüksek miktarda antosiyanin içeriği ile vücudu arındırmada çok faydalıdır. Yüksek antioksidan içeriğine sahip besinler

Bir kış meyvesi olan greyfurt C vitamini başta olmak üzere kalsiyum, potasyum, fosfor, A ve B vitaminleri, magnezyum ve


daha birçok minerali içerir. C vitamini ile immün cevabı arttırır, bağışıklık sistemini güçlendirir. Demir emilimini kolaylaştırarak kansızlığı önler. İçeriğindeki pektin lifi sayesinde ağır metalleri bağlayarak vücudun onları dışarı atmasını sağlar. Pektin bir çeşit suda çözünen posadır ve bu posa sayesinde aterosiklerozis (damar sertliği) oluşumunu önleyebilmektedir Lifli yapısından dolayı, kabızlığı engeller, kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. Bunların yanında kan şekerinin dengede kalmasını sağlar.Çok iyi bir bağırsak ve karaciğer temizleyicidir. Ayrıca kanı temizler. Tüm bu özellikleri ile çok değerli bir detoks besini haline gelmektedir. Greyfurt, ilaçlar ile etkileşime girebildiğinden; ilaç kullanan bireylerin bilinçli tüketmesi önemlidir.

Pancar

Çok önemli kan ve karaciğer temizleyicisi olan pancar bağışıklık sistemimizi yine C vitamini ile güçlendiriyor. Kırmızı pancar içeriğindeki betalainin antioksidan özellik göstermesi sayesinde bu serbest radikallerle savaşıyor ve bu özelliği sayesinde kalbi koruyor, kansere karşı savaşıyor. Ayrıca kırmızı pancarda bulunan betalain, plazmada bulunan ve kalp hastalıklarının oluşmasına neden olan homosistein düzeyini azaltarak da kalp hastalıklarına karşı koruyor. Aynı zamanda bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlık, hazımsızlık, şişkinlik gibi sorunları da önler ve bağırsaklarımızı korur.

Ananas

Ananas, immün sistemi güçlendirir. Ananas çok yüksek miktarda C vitamini içerir ve C vitamini antioksidan özelliği sayesinde vücutta hasar oluşmasına neden olan serbest radikallerin etkisini azaltmaktadır. Ciltteki deri kollejen yapımını arttırır ve yaşlanma etkilerini azaltır. Sadece C vitamini açısından değil B1 vitaminleri açısından da zengindir. B1 vitamini, enerji metabolizmasında önemli bir işleve sahiptir. Yüksek lif ve bromelain içeriği sayesinde besinlerin sindirimini kolaylaştırıyor. Ananasın içeriğinden en yüksek faydayı taze tüketerek alabiliriz. Bu yüzden korserve tüketmemeye özen gösterilmelidir.

Fesleğen

Fesleğen; A vitamini, K vitamini, C vitamini, magnezyum, demir, potasyum ve kalsiyumdan son derece zengindir. Vücuttan ödemin atılmasına yardımcı olur, hazmı kolaylaştırır ve midede oluşan şişkinliği azaltır. Antioksidanlardan zengindir ve Anti aging yani yaşlanma karşıtı özellikler içerir. İçeriğindeki flavon ve tanenler sayesinde antikanserojen etkisi ile kansere karşı korunmaya yardımcı olur.

Elma

Öncelikle elma çok iyi bir lif kaynağıdır ve lifler sindirim sistemi sağlığı için büyük önem taşımaktadır. Elmanın içeriğindeki posa ve C vitamini özellikle kabuğunda bulunmaktadır. Lif içeriği yüksektir. Kolesterolü düşürür ve kan şekerini dengede tutar. C vitamini içeriği ile antioksidan özellik taşır ve kansere karşı korucu özellik göstermektedir Içerdiği yüksek miktarda pektin sayesinde toksik oluşumunu ortadan kaldırmaya ve bağırsakları temizlemeye yardımcı olur.

tenmeyen sıvıların atılmasını kolaylaştırır.

Maydanoz özellikle çiğ tüketildiğinde besin içeriği en zengin sebzelerden biridir. Yediğimiz 25 gr maydanoz bir günlük demir, kalsiyum, folat ve C vitamini ihtiyaçlarımızın karşılanmasına ciddi oranda katkıda bulunmaktadır. Maydanozun vücuttan su atıcı özelliğine; diüretik etki denilmektedir. Vücudumuzdaki ödemi atmak için değerli bir besindir. Maydanozun tüketimi yüksek C vitamini ve antioksidan içeriği sayesinde özellikle kanser, kalp hastalıkları riskini belirgin şekilde düşmesini sağlamaktadır.

Enginarın yaprakları çok değerlidir. Enginarda bulunan sinarin enginarın taç yapraklarında, gövdesine oranla çok daha fazla bulunur. Sinarin karaciğerin, safra kesesinin, böbreklerin ve bağırsak sisteminin düzenli çalışmasına yardım eder, yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırır. Mide ve bağırsakları dezenfekte edici özelliğe sahiptir. Düşük kaloriye yüksek su ve lif içeriğine sahip olan enginar mucizevi bir besin olarak nitelendirilebilir. Enginarı tüketmek için çok beklememelisiniz. Hızlı bir şekilde içinde toksin oluşabilir. Ayrıca pişirme süresini uzatmamalısınız uzun süre piştiğinde vitamin kaybı artmaktadır.

Enginar

Avakado

Maydanoz

Enginar kanı temizler, toksik maddelerin idrarla dışarı atılmasını sağlar. Yapılan araştırmalarda, enginarın sindirim sisteminin yanı sıra kalp için de yararlı olduğu, kalp kaslarını güçlendirerek kalbin daha rahat çalışmasını sağladığı, kolestrolü ve trigliseridi düşürdüğü ve damar sertliğine iyi geldiği saptanmıştır. Karaciğer fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli rol oynar. Karaciğeri toksin ve enfeksiyonlardan korumaktadır. Böbreklerin çalışmasını düzenler, vücuttaki is-

Suda eriyen hemde erimeyen lifler içerdiğinden barsak temizliğinde etkilidir. İçinde bol miktarda lif barındırır, kan şekerini düzenler, vitamin ve mineral açısından zengindir. İçeriği sayesinde hücreleri yeniler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. E vitamini sayesinde cilt sağlığı açısından faydalıdır. Doymamış yağ oranı yüksektir. Bir anlamda sağlıklı yağdır ve kalp dostudur. İçerdiği yağ asitleri ve posa sayesinde sindirim sistemi açısından da oldukça faydalıdır. www.metropoldergileri.com

73


ARAŞTIRMA

74

Maaşın tahtı sallanıyor Çalışanların iş-yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen Enstitüsü, güvene dayalı kurum kültürünün oluşturulması için yaptığı araştırmaların sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıyor. Çok uluslu ve ulusal şirketlerdeki 36 farklı sektör çalışanın katıldığı, Dublin City ve Maynooth Üniversite’sinin katkılarıyla hazırlanan “İK Yönetimi ve Yönetici Anketi” sonuçlarını yayımlayan Great Place to Work Enstitüsü, çalışanların maaş ve kariyerlerine ilişkin önemli bulguları açıkladı.

Çalışanlar için öncelik destek ve fırsat, sonra maaş Ankete katılan çalışanların yüzde 93’ünün yöneticilerinden öncelikli beklentisi, yüksek performans gösterebilmeleri için kendilerine destek sağlanması yönünde. Çalışanların yöneticilerden ikinci beklentisi, kendilerine şirket içerisinde gelişim fırsatı sunulması. Yö-

56 ülkede faaliyet gösteren Great Place to Work Enstitüsü, “İK Yönetimi ve Yönetici Anketi”nin sonuçlarını açıkladı. Araştırma sonuçlarına göre, çalışanlar kendilerine sağlanan desteğe maaştan daha fazla önem veriyor. Yöneticilerin çalışanlardan en büyük beklentisi ise şirket imajının korunması yönünde.

neticilere göre, çalışanların şirkete olan bağlılığını motivasyon ve adanmışlık düzeyleri belirliyor. Yöneticiler tarafından desteklendiğini hisseden çalışanlar, şirkete olan bağlılıklarının arttığını ifade ediyor. Anket sonuçlarındaki en dikkat çeken sonuçlardan biri, çalışanların kendilerine sağlanan desteğe ve gelişim olanaklarına maaştan daha fazla önem vermeleri.

Yöneticiler önce şirketin saygınlığı diyor Yöneticilerin çalışanlardan beklentileri arasında ilk iki sırayı yüzde 95 oranıyla şirket saygınlığını koruyup şirketi desteklemeleri yer alıyor. Üçüncü sırada çalışanların kendilerini değerli hale getirecek gelişim fırsatlarını takip etmeleri, dördüncü sırada şirketteki değerlerini yükseltmek için becerilerini geliştirmeleri geliyor. Yöneticilerin çalışanlardan en düşük beklentisi ise sadece gereken görevleri yerine getirmeleri.

Yapılan işten gurur duyulmasını teşvik eden şirketler rekabette avantajlı Anket sonuçlarını değerlendiren Great Place to Work Türkiye Genel Müdürü Eyüp Toprak, “Her sektörden farklı büyüklükteki şirketlerle yaptığımız çalışmalarla şirketlerin mükemmel bir iş yeri kültürü oluşturmalarına yardımcı oluyoruz. Şirketlerin işveren markası oluşturmalarında en önemli elçi konumunda olan çalışanların iş verimliliği, yüksek güven kültürüne sahip işletmelerde 3 kat artıyor. Bu da şirketlere ekonomik performans olarak geri dönüyor. Araştırmalarımız yüksek ekonomik performanslı şirketlerde çalışanların saygı görüp takdir edildiğini, güçlü bir takım ruhunun oluşturulduğunu, şeffaf şekilde bilgi paylaşıldığını gösteriyor. Çalışanların taleplerini değerlendiren, yapılan işten gurur duyulmasını teşvik eden şirketler rekabete avantajlı durumda başlıyor.” dedi.


www.metropoldergileri.com

75


PSİKOLOJİ

76

Karanlık Hava Depresyonu Tetikler mi? Kışın erken kararan havalar, gün ışığından az yararlanmak, soğuyan havalar ile fiziksel etkinlik alanlarımızın azalması yatkınlığı olan kişilerde kış depresyonuna neden olabiliyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sercan kış depresyonu hakkında en çok merak edilenleri cevapladı. Kış depresyonu neden olur?

Sonbahar ve kış aylarında günışığının azalmasına beynin verdiği tepki ile tetiklendiğini düşünülmektedir. Kış depresyonunun serotonin ve melatonin’in kan düzeylerindeki değişikliklerle iliş-

kili olduğu gösterilmiştir. Bu iki kimyasal madde insanda uyku ve uyanıklık döngüsünün, enerjisinin ve ruh halinin düzenlenmesinde etkilidir. Sonbahar ve kış mevsimlerinde günlerin kısalmasıyla günışığında geçen sürenin azalması ve karanlık saatlerin uzamasıyla melatonin düzeylerinde artış ve serotonin düzeylerinde azalma olmaktadır. Bu da depresyonun oluşması için gereken biyolojik koşulları yaratabilir.

Kış depresyonu kapıda mı? Grip gibi herkes risk altında mı? Grip virüsü bile herkeste değil, bağışıklığı zayıf olanda hastalık yapar. Mevsimsel depresyon da öyle, yatkın olan kişilerde risk yüksektir. Işığın azalmasına tepki olarak da ortaya çıkabilir.

Her kendini mutsuz hissedenin aklına depresyon mu gelmeli?

Elbette hayır. Depresyondaki kişiler çoğunlukla mutsuzdur ama her mutsuz kişi depresyonda demek değil bu. Paniğe

kapılmamak gerekmesi de bundan.

Mutsuz kişi kendindeki durumu nasıl ayırt edebilir?

Önce sıradan mutsuzluktan daha çok yakınması olduğunu ayırt etmeli. Depresyon hem bedensel hem de ruhsal çökkünlük halidir. Mutsuzluk ise elimizdekilerin beklentimizin gerisinde kalması ya da beklemediğimiz olumsuzluklarla ortaya çıkan bir ruh halidir. Mutsuzlukla oluşan olumsuz duygu zamanla azalır, kişi normalize olur. Olumsuz duygulara bedensel belirtiler eşlik ediyorsa, bu belirtiler artma eğiliminde ise ya da azalmıyor ve süre iki haftayı geçmişse depresyon olasılığı beliriyor demektir.

Mevsimsel depresyon belirtileri nelerdir, kendinde gören kişi ne yapmalıdır?

Depresyon ille de kişinin olumsuz bir yaşam olayına tepki olarak oluşmaz. Olumsuz yaşam olayları tetikleyicilerden yalnızca biridir? Depresyon biyolojik yapımızın bir sonucu da olabilir, mevsimsel depresyon gibi doğa olaylarınca da tetiklenebilir.


ve kadınlarda erkeklerden dört kat sık görülmektedir. Ailevi geçiş özellikleri göz önüne alındığında ailesinde mevsim depresyonu olanlarda risk daha yüksektir.

Mevsimsel Depresyonun Tedavisi Nedir? Mevsimsel depresyonun tedavisinde ilaç tedavisi, psikoterapi ve ışık tedavisi kullanılabilmektedir.

Korunmak için? Kişi bir neden olmadan da üzgün hisseder ve sevinemediğini fark eder. Bu bazen kolay ağlama, kolay sinirlenme ya da hiçbir şey hissetmeme şeklinde de gerçekleşir. Keyif alma duygusunun kaybı, sosyal ilişkilerden uzaklaşma. Sıkıntı, kaygı hissi olabilir tam bir duyarsızlık (dünya yansa umursamaz) şeklinde de kendini gösterir. Uyku ve iştah değişiklikleri belirgindir. Enerji azlığı, çabuk yorulma, halsizlik, çaresizlik duygusu, umutsuzluk. Dikkat yoğunlaşmasında azalma ve güçlük, okul ya da iş yaşamında başarının düşmesi. Cinsel isteksizlik. Bunların bazıları iki haftadan uzun süredir kişide varsa depresyon akla gelmeli ve bir hekime başvurmalı.

lerin (en az iki yıl arka arkaya) mevsim içinde yalnızca birkaç ay sürmesi, diğer mevsimlerde olmamasına göre veririz.

Kimlerde olur?

Kış depresyonunun toplumda yaygınlığı % 5 – 6 olarak tahmin edilmektedir ve bu oran yaşanılan bölgenin ekvatora uzaklığına bağlı olarak yükselmektedir. Kuşkusuz her yaşta olabilse de ilk görülmesi genç erişkin yaşlarındadır

Korunmak için gün ışığından en çok yararlanmanın yollarını bulmakta yarar var. Sabah erken uyanmak, gündüz saatlerinde açık havada, gün ışığında yürümek. Hava kapalı bile olsa bunun yararlı olduğunu bilmekte yarar var. Çevrede kar varken gün ışığının daha etkili olduğunu bilmekte de yarar var. Akşam saatlerinde de olabildiğince aydınlıkta olmak yararlıdır. Uyku saatlerinin düzenli olması ve uyku süresinin de artışına da, azalmasına da meydan vermemek önemlidir.

Kış depresyonuna özgü belirtiler neler?

Genel depresyon belirtileri kişide var olmakla birlikte bazıları özel görünüm taşır. Halsizlik duygusu kol ve bacaklarda kurşun ağırlığı varmış şeklinde hissedilir. Uyku bozukluğu çok bazen de aşırı uyuma biçiminde görülür. İştah değişikliği de artış yönündedir aşırı yemeye kadar gidebilir. Karbonhidratlara düşkünlük artar, kilo alımı belirgindir. Mevsimsel depresyon kararını belirti-

www.metropoldergileri.com

77


ŞEHİRDE YAŞAM

78

Şehirde Yaşam

ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLERİZ Kudret İncekara ve Şüheda Acar, hafta sonu gerçekleştirilen nikah töreninde ömür boyu birliktelik için ‘EVET’ dediler. AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Başcı’nın TBMM’deki mesai arkadaşlarından Kudret İncekara, hafta sonu gerçekleştirilen düğün merasiminde nişanlısı Şüheda İncekara ile hayatını birleştirdi. Gelin ve damadın babası İsmet İncekara ve Hasan Acar davetlileri kapıda karşıladı. Genç çiftin nikah şahitliklerini ise AK Parti

İstanbul Milletvekili Abdullah Başcı ile AK Parti Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan yaptı. Düğüne KONSİAD Konya Şube Başkanı Hasan Hüseyin Aydın, yönetim kurulu üyeleri ile birlikte katıldı. Kıyılan nikahın ardından AK Parti Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan evlilik cüzdanını, damat ve geline teslim etti. Düğün sonunda davetlilere geleneksel Konya Düğün pilavı ikram edildi.


www.metropoldergileri.com

79


ŞEHİRDE YAŞAM

DERGİMİZE ABONE OLMAK İÇİN İLETİŞİM NUMARAMIZDAN BİZE ULAŞIN AYAĞINIZA KADAR GETİRİYORUZ

0507 456 85 85

www.metropopuler.com


üz Yeni Metropol Dergileri Reklam Koordinatörü Demet Gürb Yaşını Kutladı

Serik Belediye Başkanı Prof. Dr. Ramazan Çalık, Metropol Dergileri Sahibi Ahmet Çakır, Serik Spor Kulüp Başkanı Ragıp Utan, Zeyrek Ak Parti İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi Cemal Çelik, Prof. Dr. Ahmet Koçak ve Prof Dr. Haldun Soysal Cemo Restaurant’ta yemekte

Basin Yayın Enformasyon Müdürümüz Abdurrahman Cüneyd Fidancı ve Rahmi Dalmac’tan Metropol Dergileri ziyaret ...

Metropol Dergileri Yayın Koordinatörü Çiğdem Kurut, Gazeteci Yıldız Durak’la birlikte İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Başak Solmaz’ı ziyarette..

“Çalışan Gazeteciler Günü”den bir kare

www.metropoldergileri.com

81


RÖPORTAJ

82


www.metropoldergileri.com

83


RÖPORTAJ

84


www.metropoldergileri.com

85


RÖPORTAJ

86

Metropol Konya Dergisi 51. Sayı  

AYD Aydınlar Yedek Parça San. Tic. A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Harun Aydın'ın Konuk olduğu Metropol Konya Dergisi 51. Sayı çıktı.

Metropol Konya Dergisi 51. Sayı  

AYD Aydınlar Yedek Parça San. Tic. A. Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Harun Aydın'ın Konuk olduğu Metropol Konya Dergisi 51. Sayı çıktı.

Advertisement