Page 1

www.metropoldergileri.com

1


RÖPORTAJ

2


www.metropoldergileri.com

3


RÖPORTAJ

4


www.metropoldergileri.com

5


RÖPORTAJ

6


www.metropoldergileri.com

7


YAYIN KURULU BAŞKANI

8

Ömer Faruk MEYDAN SANAYİCİ / YAZAR

Çalışacağız, Üreteceğiz, Büyüyeceğiz... Ülkemiz küresel düzeyde önem arz eden oyun kurucu bir ülke. Bölgede söz sahibi ve Müslüman ülkeler tarafından örnek alınan Türkiye’nin attığı adımlar ABD’yi uzun süredir rahatsız etmekte. Amerika’nın uygulamış olduğu yaptırımlar sonrası herkesin aklını tek soru meşgul ediyor: ‘’Türkiye ekonomisi nereye gidiyor?’’ Var gücüyle çalışan, hızlı büyüme gösteren Türkiye ekonomisi bu sancılı süreci de atlatacaktır. Türkiye her geçen yıl gelişen sanayisi ve sanayicisi ile büyük atılımlar, yatırımlar yapan çağı takip eden bir ülke. Seçimlerin geride kaldığı 2018 yılından bizler çok umutluyduk. Her şeyin bir adım daha ötesine geçileceğini düşünürken geri adımlar atmak ve ekonominin bu süreci yaşaması sanayiciler olarak hiç hoşumuza gitmedi. Kimi firmalarımız bu ekonomik süreçten etkilenip küçülmeye giderken kimi firmalarımız bu ekonomik süreci kendileri için avantaja çevirdi. Sadece firmalarımız değil, firmada çalışan eleman da işsiz kalarak bu ekonomik sorunla yüz yüze kaldı. Her güne yeni zamlarla uyanmak artık bizi şaşırtmaz, geçmiş yılları hatırlatır oldu. Hükümetin bu konu ile ilgili çalışmalarını, programlarını milletçe yakından takip ediyoruz. Devletimizin güçlü elini, omuzlarımızda rahatlatıcı bir güç olarak görmek istiyoruz. Yalnız bu süreçte toplumda dikkatimi çeken tek şey; kişilerin ekonomik durumdan şikâyetçiyken yaşam standartlarında bir değişikliğe gitmemesi. Herkes tasarruflu davranmak yerine harcamayı seçmekte. Bizler bu zor süreçte Türkiye olarak kenetlenip ekonominin düzelmesi için üzerimize düşen her şeyi yapmalıyız. Ağlayarak sızlanarak sadece konuşarak bu zor günler geride kalmaz. Herkes taşın altına elini bir zahmet koysun… Ve şunu da unutmayalım: Tüketmek için önce üretmeliyiz! Umutlu güzel günlere uyanmak dileğiyle…


www.metropoldergileri.com

9


RÖPORTAJ

10


www.metropoldergileri.com

11


EDİTÖRDEN

12

Seycan ÇAKIR

s.cakir@metropoldergileri.com ED İTÖR

Provokasyona gelmeyin! Ülkemiz attığı adımlarla, uyguladığı yaptırımlarla dış güçlere ‘’kontrol elden gidiyor’’ zillerini çaldırdı. Türkiye’ye tekelinde bir kukla gözü ile bakan, NATO çatısı altında memleketin güzide köşelerini üs olarak kullanan, birliklerini konuşlandıran ABD, sopayı aba altından çıkardı. ABD yandaşı, kiralık medya haberlerine baktığımız zaman biten, yok olan bir ülke, bir ekonomi tablosu ile karşı karşıya kalıyoruz. Türkiye’nin kararlarını davranışlarını eleştiren medya, ABD’nin uygulamalarını kılıfına uydurarak memleketim vatandaşına empoze ediyor. Benzer krizleri öncesinde de yaşadığımız ABD için Türkiye’nin gerek konum gerek bölgede ki bir güç olarak ne ifade ettiğini doğru anlamak lazım! Ve ABD’nin bizden aldığına karşılık ne verdiğine bakmak lazım! Süreci yaptığı haberleri ile provoke eden, özellikle ülke içinde ekonomik güvensizlik yaratan, Türk halkının psikolojisi ile oynayan ABD menşeli medyaya tarihi cevabı dönemin başbakanı İsmet İnönü vermişti: “Yeni bir dünya kurulur. Türkiye de o dünyada yerini alır” O yıllar için olmasa bile sanırım günümüzde bu sözün hayalden reel’e döndüğü dönemdeyiz. Bölgede söz sahibi ve Müslüman ülkeler tarafından örnek alınan Türkiye tüm bu dik duruşunun bedelini ekonomik saldırılarla ödüyor. Her değişim sancılı olur önemli olan doğru adımlarla bu süreci kazanan olarak tamamlamak.

Peki, ABD’nin rahip krizi ve benzeri maskeleri ile son zamanda tehditlerini ve yaptırımlarını arttırmasının ardında neler olduğunu hatırlayalım (en azından birkaçını): -Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özel davetli olduğu BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) Zirvesi. Bizim de katılımımızla BRICST olarak değiştireceğimiz ülkeler topluluğu. (BRICS ülkeleri arasında her ülkenin ihracatını kendi parası cinsinden yapması, böylece dolara olan bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.) -Türkiye’nin Çin-Hindistan-Rusya üçlüsü ile ortak pazar kurmasından ve milli paralarıyla ticaret yapma girişimlerinden duyulan rahatsızlık. -Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Industrial and Commercial Bank of China Başkanı Yi Human ile görüşmesi. Bu görüşmede anlaşma sağlanması ve Çin ile ekonomik işbirliğinin artırılması kararına varılması. - Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almayı planlaması. Bu liste uzadıkça uzar. Demek istediğim o dur ki; ‘’Neden’’ ve ‘’Nasıl’’ kararlar alındığına, adımlar atıldığına bakmadan provokasyona gelmeyelim. Bu ülke bizim, bu ülke hepimizin! Sağlıcakla kalın..


www.metropoldergileri.com

13


RÖPORTAJ

14

İÇİNDEKİLER

Kapak ÖZKAN Konusu ÖZGÜVEN

28

EREĞLİ BELEDİYE BAŞKANI

Köşe 14 DUVAR

Yerel, Süreli • Ağustos-Eylül/2018 YAYINCI / İMTİYAZ SAHİBİ

20 HABERLER

YAYIN KURULU BAŞKANI Ömer Faruk MEYDAN

68 SAĞLIK

70 ARAŞTIRMA

HUKUK DANIŞMANI Av. Seda KARA

BASKI

PROJE KOORDİNATÖRÜ Beyzat AKSOY

KATKIDA BULUNANLAR Prof. Dr. Kayhan ÖZTÜRK, Dr. Serdar AYDEMİR, Prof. Dr. Hüseyin ELMAS, Mustafa TATLISU, Ceyhun KÜÇÜKÖZMEN, Şakir TÜRKAN, Elif AYDEMİR, Şeref DEVECİOĞLU

Fevzi Çakmak Mh. Aslım Cd. Kobisan San. Sit. No: 67 Karatay/KONYA E-mail: bilgi@ayrintiofset.com Tel : 0332 342 65 80 Faks: 0332 342 65 81

KURUMSAL İLETİŞİM ASİSTANI Canan ŞAYİR

YÖNETİM YERİ

DAĞITIM

GRAFİK TASARIM

Akabe Mh. Şehit Furkan Doğan Cd. Bey Plaza A Blok 5/503 Karatay/ KONYA Tel: 0332 323 10 18 Faks: 0332 323 10 19 www.metropoldergileri.com info@metropoldergileri.com

YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Ahmet ÇAKIR YAYIN KOORDİNATÖRÜ Seycan ÇAKIR

Ömer Faruk MEYDAN Mustafa TATLISU Rasim MÖVSÜMOV TUĞBA BALDEDE

GÖRSEL YÖNETMEN Ahmet TOK

REKLAM KOORDİNATÖRÜ Demet GÜRBÜZ Adına Seycan ÇAKIR

6 26 64 66

KAPAK FOTOĞRAFI Beyzat AKSOY

Dergide yayınlanan yazı, fotograf, illustrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz ya da kaynak gösterilerek dahi kullanılamaz, alıntı yapılamaz.

Eylül 2018


Ağustos-Eylül 2018

20

42

Röportaj

48 52

36 44 50 54

BURAK YETER

ALİ NACİ BAYKO ANB OTOMOTİV SAHİBİ

EROL KONUK BİOENERJİ UZMANI VE EĞİTMENİ

SİNAN BÜLENT ŞİMŞEK GÖRME ENGELLİ BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ VE BASKETBOL ANTRENÖRÜ

SAYI

56

www.metropoldergileri.com

15


DUVAR

16

Başkan Altay: Eski Stadyumun Millet Bahçesine dönüşmesi büyük bir Vizyon

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Cumhurbaşkanı Recep

Tayyip Erdoğan’ın eski stadyum alanlarının Millet Bahçesi’ne dönüştürülmesi talimatının ardından yıkımına devam edilen eski stadyum alanında incelemelerde bulundu. Uzun yıllar birçok önemli olaya şahitlik etmiş ve şehrin hafızası konumundaki stadyumun Millet Bahçesi’ne dönüştürülmesinin şehir için büyük bir vizyon olduğunu vurgulayan Başkan Altay, Türkiye’de ilk kez böyle bir projenin başlangıcını yapmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, eski stadyum alanının Millet Bahçesi’ne dönüşüm çalışmalarını inceledi. 1950’den beri şehre hizmet eden, birçok önemli olaya şahitlik etmiş ve şehrin hafızası konumunda yer alan stadyumun Millet Bahçesi’ne dönüşümüyle ilgili çalışmaların hızla sürdüğünü ifade eden Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ana kütlede yıkım faaliyetlerinin yürütüldüğünü kaydetti.

Ali Koç, Sobe’ye hayran kaldı Fenerbahçe Spor Kulüp Başkanı Ali Koç, deplasmanda Konyaspor ile oynayacakları karşılaşma öncesi takımıyla birlikte geldiği Konya’da Selçuklu Otizmli Bireyler Merkezini ziyaret etti.

Mustafa Ak karşıladı. Burada otizmli bireyler ve aileleri tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan Koç, otizmli bireyler ve aileleriyle birlikte ayrı ayrı hatıra fotoğrafı çekildi, Fenerbahçe taraftarı çocukların formalarını imzaladı.

Maç öncesi ayağının tozuyla Selçuklu Otizmli Bireyler Merkezini ziyaret eden Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç’u SOBE Vakfı girişinde; Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve SOBE Vakfı Başkanı

21 bin m² alan üzerinde kurulan ve içerisinde eğitim sınıfları, sosyal yaşam alanları, yüzme havuzları, spor alanları müzik alanları ve atların bulunduğu binicilik tesisleri gibi bölümleri ayrı ayrı inceleyen ve yapılmakta olan çalışmalar hakkında bilgi alan Koç, Selçuklu Otizmli Bi-

OSB’ler imar barışıyla ilgili bilgilendirilecek

ile OSBÜK tarafından organize edilen “OSB’lerde İmar Barışı Bilgilendirme Paneli”nin 2 Ekim Salı günü, Ankara’da TOBB Sosyal Tesislerinde gerçekleştirileceği bildirildi.

OSB’lerin çatı kuruluşu OSBÜK (Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu), OSB’leri ve OSB sanayicilerini de yakından ilgilendiren İmar Barışı ile ilgili Ankara’da bir panel düzenleyerek, tüm OSB’leri yeni düzenlemelerle ilgili bilgilendirecek. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

İmar Barışı ile gelen düzenlemelerin Türkiye’nin en planlı sanayi alanları olan OSB’ler için de son derece önemli olduğunu söyleyen OSBÜK Başkanı Memiş Kütükcü, Ankara’da düzenlenecek panele Türkiye’deki tüm OSB’lerin davet edildiğini belirtti. Kütükcü, OSBÜK olarak başta enerji olmak üzere OSB camiası ilgilendiren imar barışı, emsalin artırılması, mesleki eğitimin iyileştirilmesi gibi pek çok konuyu yakından takip ettiklerini, bunlarla ilgili tüm bakanlıklara

reyler Merkezinde verilen eğitimlerin dünya standartları üzerinde olması ve Türkiye genelinde birçokşehre hizmet vermesinden dolayı çok mutlu olduğunu söyledi.

raporların sunulduğunu anlatarak, şunları söyledi: “Geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Fatma Varank’ı da ziyaret ederek, kendilerine OSB’lerimizin imar barışı ile ilgili taleplerini ilettik. 2 Ekim Salı günü TOBB Sosyal Tesisleri Konferans Salonu’nda saat 10.00’da başlayacak İmar Barışı Bilgilendirme Paneli’nde de tebliğle yapılan yeni değişikliklerden sonra imar barışının OSB’lerde uygulanması ile ilgili bilgilendirmeler anlatılacak. Tüm OSB’lerimizi bu panele katılmaya davet ediyorum.” OSBÜK tarafından yapılan açıklamada programa katılmak isteyen OSB temsilcilerinin info@osbuk.org.tr adresine katılım durumlarını bildirmeleri gerektiği kaydedildi.


Tunus Ruhaniyât Müzik Festivali Organizatörü Konya’da Hz. Mevlâna’nın 811. Doğum Yıldönümü Etkinlikleri kapsamında düzenlenen 15. Uluslararası Konya Mistik Müzik Festivali, 20-30 Eylül 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilmekte olup yerli ve yabancı çok sayıda misafir festivali takip etmek için ilimize gelmektedirler. 15. Uluslararası Konya Mistik Müzik Festivali’ne katılmak ve incelemeler yapmak üzere ilimize gelen Tunus Ruhaniyât Müzik Festivali

organizatörü M. Hichem ROSTAM, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünü ziyaret etti. Tunus Ruhaniyât Müzik Festivalinin 05-09 Eylül tarihleri arasında düzenlendiğini belirten organizatör Hichem ROSTOM ile Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar YARAR, Uluslararası Konya Mistik Müzik Festivali hakkında görüşme yapmışlar, gelecek yıllarda düzenlenecek iki ülke Mistik Müzik organizasyonları konusunda bilgi

Bürokratlar Selçuklu’nun sembol mekanlarını gezdi

Konya’da idari görevlerde bulunan bürokratlar Selçuklu’nun sembolü haline gelen mekanlarını Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmac’nın ev sahipliğinde gezdiler. Gezide Sille Baraj Park, Sille Aya Elenia Müzesi, Sille Yürüyüş Yolu ve Tropikal Kelebek Bahçesi yer aldı. Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’nın ev sahipliğinde gerçekleşen ve Sille Baraj Park’ta başlayan gezi programına AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, AK Parti Selçuklu İlçe Başkanı Mustafa Hakan Özer, Selçuklu Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı, Konya Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Konya Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Mevlüt Gülbudak, Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Abdullah Gündüz, Tüketici Mahkemeleri ve Adalet Komisyonu Başkanı Eyüp Mergen katıldı.Selçuklu için simge olan yerlerin gezildiği programda Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı’ya katılımcılar adına teşekkür eden Selçuklu Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı: “ Yeni görev aldığım Selçuklu Kaymakamlığı’na böyle bir gezi ile başlamış olmak hem bilgi sahibi olmamıza hem de sizlerle kaynaşmamıza vesile oldu. Ev sahipliği için Selçuklu Belediye Başkanımız Ahmet Pekyatırmacı’ya teşekkür ediyorum. Büyük bir nüfusa sahip olan Selçuklu’ya hizmet ederken iş birliği ve uyum içersinde çalışacağız ve Selçuklu’ya layık bir çalışma içersinde olacağız” dedi.

alışverişi ve ortak programlar yapmak için fikir birliğine varmışlardır.

Meram’ın Millet Kıraathanesi bütün kesimleri kucaklayacak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın projesi ‘Millet Kıraathaneleri’nin Konya’daki ilk örneği Meram’da açılıyor. Kıraathanenin ilk olma özelliğinin yanında bambaşka bir konsept ile hizmete gireceğini söyleyen Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, projenin geleneksel kültürü ihya etmek, komşuluk ilişkileri başta olmak üzere toplumsal dinamikleri ayakta tutmak adına çok önemli bir adım olduğunu kaydetti. Başkan Toru, Dr. Ahmet Özcan Caddesi üzerinde 26 Eylül Çarşamba günü saat 14:30’da gerçekleştirilecek olan açılışa tüm Konyalıları davet etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 24 Haziran seçimleri öncesinde gündeme getirdiği ‘Millet Kıraathanelerinin’ bir örneği Konya’da ilk olarak Meram’da açılıyor. Bünyesinde birçok yenilik barındıran ve kendine özgü bir konsepti bulu-

nan Dr. Ahmet Özcan Caddesi üzerindeki Meram Millet Kıraathanesi’nin açılışı için 26 Eylül Çarşamba günü saat 14.30’da tören düzenlenecek. Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, açılışa Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan ve Etnospor Yönetim Kurulu Üyelerinin de katılacağını belirtirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vaadini gerçekleştirmek üzere hızla harekete geçtiklerini hatırlatarak, kıraathaneyi kısa bir süre içinde tamamlamış olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

www.metropoldergileri.com

17


DUVAR

18

Eğitim Yardımı Başvuruları Başladı

ayrı, 8. Sınıf LGS’de binde birlik dilimde olan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik eğitim yardımı başvuruları başladı. Başvurular 19 Ekim’e kadar alınacak.

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Konya genelindeki şehit ve gazi çocukları ile öksüz, yetim, engelli, anne-babası resmen

Konya Büyükşehir Belediyesi, ilkokuldan lise son sınıfa kadar şehit ve gazi çocukları ile öksüz, yetim, engelli, anne-babası resmen ayrı, 8. Sınıf LGS’de binde birlik dilimde olan öğrencilere eğitim yardımlarını bu yıl da sürdürüyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, her zaman eğitim camiasının ve öğrencilerin yanında olduklarını belirterek, 31 ilçedeki ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik sürdürdükleri eğitim yardımlarının

bu yıl da devam edeceğini söyledi. Büyükşehir Belediyesi’nin bugüne kadar 110 binden fazla ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisine eğitim desteğinde bulunduğunu vurgulayan Altay, Yeni Büyükşehir Yasası eğitim desteğinin 31 ilçeyi kapsayacak şekilde yaygınlaştığını kaydetti. Başkan Altay, “Eğitim yardımlarımızdan Konya il sınırları içinde ikamet eden şehit ve gazi çocukları ile öksüz, yetim, kendisi yüzde 40 ve üzeri engelli, anne-babası resmen ayrı, 8. Sınıf LGS’de binde birlik dilimde olan öğrenciler yararlanıyor. Bundan sonra da eğitime yönelik çalışmalarımız ve desteklerimiz artarak devam edecek” dedi.

Karatay Belediyesi’nin İlçeye Kazandırdığı 4. Ve 5. Anaokullarının Temel Atma Töreni Gerçekleştirildi Muhtarlar Birliği Derneği Başkanı Suat Uzun ve dernek üyesi muhtarlar, Karatay Belediyesi Meclis Üyeleri, Karatay Belediyesi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Aynur Avşar ve Üyeleri, STK Başkanları ve çok sayıda davetli katıldı. Karatay’a 24 okul 5 kapalı spor salonu, 27 suni çim saha kazandıran Karatay Belediyesi Doğuş ve Hamzaoğlu Mahallelerinde 4. ve 5. anaokullarının temel atma törenini gerçekleştirdi. Törene, Meram Kaymakamı ve Karatay Kaymakam vekili Resul Çelik, Büyükşehir Belediye Başkan vekili Mahmut Sami Şahin, İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy, Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Karatay İlçe Milli Eğitim Müdürü Ömer Büyükmanav, AK Parti Karatay İlçe Başkanı Mehmet Genç, AK Parti Karatay İlçe Kadın Kolları Başkanı Sema Ersöz, Konya Muhtarlar Derneği Başkanı Celal Duran ve dernek üyesi muhtarlar, Konya Karatay ve Tüm İlçeleri Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Çetin ve dernek üyesi muhtarlar, Konya

Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, törende yaptığı konuşmasında eğitim yatırımlarına büyük önem verdiklerini vurguladı. Başkan Hançerli, Karatay Belediyesi olarak ilçeye daha önce üç anaokulu kazandırdıklarını; temel atması gerçekleştirilen anaokulları ile birlikte bu sayısının beşe yükseldiğini belirtti. Başkan Hançerli, belediye öz kaynakları ile gerçekleştirilen 6 Milyon TL’lik bir yatırım olan 2 anaokulunun 2019 yılının 3. ayına kadar tamamlanacağını söyleyerek; bu tarihten daha erken bitirilebilmesi için de çalışmaların aralıksız sürdüğünü dile getirdi.

Çumra Sultan Abdülhamid Han Parkı tamamlandı

Çumra Belediyesi iki sözünü daha yerine getirmiş oldu. Çumra Belediye Başkanı Dr.Mehmet Oğuz 2014 Mahalli idareler seçimlerinde söz verdiği iki konuyu daha tamamladı. Başkan Oğuz’un projeleri arasında olan Şarıldak olarak bilinen mevkide yeni 40 Bin² SultanAbdülhamidHanParkınınyapımınıtamamladı.Parkınyapımının tamamlandığını ifade eden Başkan Oğuz bir başka projesi olan Belediye borcunun görev süresinde tamamını ödeyerek borçsuz bir belediye olma hayalini de gerçekleştirdiğini ve 2014 yılında devraldığı 58 Milyon TL olan belediye borcunun bugün itibariyle tamamenödendiğimüjdesiniÇumrahalkıilepaylaştı. Faiz ödemeyen Borçsuz bir belediyemiz var Gereksiz harcamalardan hep kaçındık, sanatçılardan hep kaçındık çünkü belediyemizin borcu vardı. Bugün itibariyle bütün hizmetlerimizi bitirip hem de belediyemizin tüm borcunu ödedik ve en önemlisi de yıllık 6,5 Milyon TL faizi kaldırmış borçsuz bir belediye olarak gururla karşınızdayız parklarımız ve yapılan tüm eserler Çumra’mıza hayırlı olsun artık borçsuz bir Çumra Belediyesi var dedi.


Selçuk Üniversitesi’nde Binicilik Sosyal Tesisleri Tanıtıldı Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ile Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Binicilik Sosyal Tesisleri’nin tanıtılmasına yönelik program düzenlendi. Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Binicilik Kulübü bünyesindeki sporcuların, engel atlama gerçekleştirdiği programda, at binicileri, üniversite personeli ve öğrenciler bir araya geldi. Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Binicilik Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen programa Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Kağan Karabulut, Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cavit Arslan, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanı Ahmet Ekizer, Konya Fikir, Sanat, Kültür Adamları Derneği Başkanı Seyit Küçükbezirci, müdürler, daire başkanları, öğretim üyeleri, at sahipleri ve öğrenciler katıldı. Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Selçuk Üniversitesi’nin binicilik spor kulübü ve spor kulübünün faaliyetlerini gösterdiği alanlara sahip olduğunu söyledi. Bu kapsamda bir sosyal tesisin üniversite bünyesine kazandırıldığını ifade eden Prof. Dr. Şahin, “Sosyal tesisimiz çok fazla bilinmiyor ve tanınmıyordu. At meraklıları ve bu işin sevdalıları bu tür yerleri tanıyor. Atlarını bize emanet ediyor, antrenman yapıyorlar. Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığımız ve Veteriner Fakültesi Dekanlığımız tesisimizin tanıtılması yönelik bir organizasyon yaparak, at sahipleri, üniversite personeli ve öğrencilerimizin kaynaşmasına

vesile oldu. Biz de buraya katıldık. Çok keyif aldık, mutlu olduk. Bu ve buna benzer aktiviteler her zaman için devam edecektir. Çünkü üniversitelerin halkın içerisinde olması ve her türlü faaliyetine destek olması lazım. Biz de o faaliyeti bu çerçevede değerlendirdik. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cavit Arslan ise Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Binicilik Sosyal Te-

sisleri’nin çok yönlü hizmet sunduğunu belirterek, “Burası sadece at binilen bir mekan değil, aynı zamanda gençlerin at sevgisiyle tanıştırılması, boş zamanlarını etkin şekilde değerlendirebileceği bir yer. Çeşitli yiyecek, içeceklerin de bulunduğu, çok değerli, kıymetli zamanların geçirilebileceği bir alan olarak hizmet vermekte. Eğitimin yanı sıra atçılığın da bulunduğu, aynı zamanda pansiyon atlara da bakılarak bireysel at sahibi olan vatandaşlarımıza çoklu bir hizmeti yerine getirmekteyiz.” dedi.

www.metropoldergileri.com

19


DUVAR

20

Sultan Alâeddin’in Berat ve Sancağı Söğüt’te Teslim Alındı Konya Valiliği ve Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Anadolu Selçuklu Sultanı 3. Alâeddin Keykubat’ın Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’e temsili olarak törenle gönderilen emanetler, Ertuğrul Gazi’yi Anma törenlerinin başladığı gün Söğüt’e ulaştı. Konya Valisi Yakup Canbolat ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay tarafından Konya’dan uğurlanan sancak, kılıç, kaftan ile berattan oluşan emanetler, Bilecik Valisi TahirBüyükakın’ateslimedildi. Anadolu Selçuklu Sultanı 3. Alâeddin Keykubat’ın beylik alameti olarak Osmanlı Devleti’nin kurucusu

OsmanBey’eberatilebirliktesancak,kılıçvekaftanınıgöndermesi,KonyaValiliğiveBüyükşehirBelediyesi tarafından temsili olarak 720 yıl sonra yeniden geçtiğimiz günlerde canlandırılmıştı. Düzenlenen programla Konya Valisi Yakup Canbolat ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay tarafından Konya’dan uğurlanan emanetler, Bilecik’in Söğüt ilçesinde düzenlenen Ertuğrul Gazi’yi AnmaveSöğütŞenlikleri’ninbaşladığıgünSögüt’e ulaştı. Emanetlerin teslim alınmasıyla ilgili Bilecik’in Söğüt ilçesinde bir tören düzenlendi. Törene Bilecik Valisi Tahir Büyükakın’ın yanı sıra Bilecik ve Söğüt mülki idare amirleri katıldı. Emanetler, dönem kı-

Karatay Belediyesinden Şehit Ailelerine Kapadokya gezisi

Vadisi, Özkonak Yeraltı Şehri, Dervent ve Paşabağ Vadisi gibi Kapadokya’nın eşsiz doğal ve tarihi güzelliklerini gezerken, Nevşehir’in Kozaklı İlçesinde bulunan termal tesislerde konaklama imkanı bularak güzel bir hafta sonu geçirdiler. Şehit aileleri Hacı Bektaş Veli Müzesi ve Türbesi’ni de ziyaret ederek tüm şehitlerimiz için dua ettiler.

Karatay Belediyesi, kültür gezileri kapsamında Konya Şehit Aileleri Derneği’ne üye şehit ailelerini Kapadokya gezisine ve Kozaklı Termal Tesisleri’ne götürerek; hoşça vakit geçirmelerini sağladı. Şehit aileleri gezi kapsamında Ihlara

yafetleri ile Konya’daki temsili tiyatroyu sergileyen oyuncular ve Büyükşehir Belediyesi yöneticileri tarafından Bilecik Valisi Tahir Büyükakın’a teslim edildi. 720 yıl önce yaşanan olayın aslına uygun bir şekildeilkkezcanlandırılmasıErtuğrulGazi’yiAnma veSöğütŞenlikleri’nedeayrıbirdeğerkattı.

Konya Şehit Aileleri Derneği Başkanı Recep Pekdemir, Karatay Belediyesi’nin desteğini her zaman yanlarında hissettiklerini belirterek; Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli’ye ve emeği geçen herkese Kapadokya gezisi için çok teşekkür etti.

Karatay Belediye Başkanı Hançerli şehitlerimize bu vatanın minnettar olduğunu dile getirerek; “Vatanın ve milletin şeref ve namusunu yüceltmek adına canlarını hiçe sayan kahraman şehitlerimize çok şey borçluyuz.” dedi. Başkan Hançerli “Şehitlerimiz ve gazilerimiz, bizim istiklalimizin ve bu topraklardaki şanlı tarihimizin ölümsüz sembolleridir. Ne mutlu bize ki bin yıl önceki yüksek ve karakterli ruh ne ise hala, bu memleketin çocukları sancak yere düşmesin diye, bu topraklar bizlere vatan kalsın diye aynı ruhu ortaya koymaktalar. Gerek Afrin’de, Doğu ve Güneydoğu’da, gerekse 15 Temmuz’da bunu bizlere bir kez daha gösterdiler.

Başkanı Özkan Özgüven: “Ereğli’miz Türkiye’nin en önemli süt üretim merkezidir. 20’ye yakın işletmenin bulunduğu şehrimizde süt ve süt ürünleri üretimi ekonomimizin en önemli kollarından birisidir. Bu anlamda süt üretiminde Ereğli’miz 1. sıradadır. Ereğli Belediyesi olarak değerlerimize sahip çıkmaya ve katkı sunmaya devam ediyoruz. “Süt şehrinde sağlık için süt için” sloganıyla yürüttüğümüz projemizde hemşehrilerimize sabahları süt ikramında bulunuyoruz. Böylece şehrimiz için önemli bir değeri ön plana çıkararak sağlıklı bir

yaşam için sütün ne kadar önemli olduğunu anlatmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Başkan Özgüven: “Daha değerli bir Ereğli için gayretle, sevgiyle, samimiyetle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda üretimin gelişim için öneminin bilinciyle projelerimizi oluşturuyoruz. Üreticilerimizin her zaman yanında olarak gereken her türlü desteği vermeye gayret gösteriyoruz. Ancak üreten bir toplum geleceğe daha da güvenle yürüyebilir. Bu nedenle Ereğli’mizde üretime ve üreticilerimize her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.

Süt şehrinde süt ikramı

Süt üretiminde Türkiye’de 1. Sırada olan Ereğli’de vatandaşa süt ikram ediliyor. Sütün Ereğli için önemine değinen Belediye


Konya 3. Savunma Sanayi Zirvesi ve Tedarikçi Günleri 2 Ekim’de başlıyor

KonyaSanayiOdasıikiyıldabirdüzenlediğisavunma sanayi zirvelerinin 3.sünü 2-3 Ekim’de gerçekleştirecek. Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü, Selçuklu Kongre Merkezi’nde 2 Ekim’de başlayacak zirveye sektörün önemli aktörleri Aselsan, Havelsan, Roketsan,MKEKgibifirmalarınkatılacağınıduyurdu. Konya 3. Savunma Sanayi Zirvesi ve Tedarikçi Günle-

ri’ndeyerliüretimsilahvediğermalzemelerindesergileneceğini söyleyen Kütükcü, savunma sanayinin Konyaiçinçokönemliolduğunuifadeederek,şunları söyledi: “Konya Sanayi Odası olarak savunma sanayi ile ilgili, sektörün önünü açacak, sektöre yeni ufuklar kazandıracak önemli organizasyonlar düzenliyoruz. Daha önce Aselsan, Roketsan, FNSS, MKEK, 56. Bakım Fabrika Müdürlüğü, Savunma Sanayi Başkanlığı gibi kurumlarımızı sanayicilerimizle birlikte ziyaret ederek, sanayicilerimizin yeni işbirlikleri kurmalarına katkıda bulunduk. Ayrıca Konya’da 2014 ve 2016 yıllarında düzenlediğimiz iki ayrı savunma sanayi zirvesiyle, Konya ve bölge sanayicilerimizin savunma sanayindeki gelişmeleri yakından görme-

PTT’den dev atılım: Drone’la kargo teslimatı

Yaklaşık iki asırlık tecrübesini dijital çağın gerekleri doğrultusunda geliştirilen stratejilerle harmanlayarak Türkiye’nin en inovatif kurumları arasında kendine sağlam bir yer edinen Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi (PTT A.Ş.), Türkiye’de alanında bir ilki gerçekleştirdi. Sunduğu geleneksel posta hizmetlerini günümüz müşterisinin talep ve beklentilerini dikkate alarak güncelleyen ve bugün kargo-lojistik, bankacılık, sigortacılık ve e-ticaret gibi birçok sahada başarıyla faaliyet gösteren Şirket, 20-23 Eylül 2018 günleri arasında İstanbul’da gerçekleşen havacılık, uzay ve teknoloji festivali Teknofest’in en renkli aktivitelerinden birine imza atarak kendi Ar-Ge çalışmaları ile yaptığı PTT Kargo Drone’u uçurdu. Yeni nesil drone taşımacılığını teslimat sürecine entegre ederek hâlihazırda son

derece yaygın olan erişim ağını daha da etkin kılmayı hedefleyen PTT A.Ş.’nin PTT Kargo Drone isimli çok rotorlu insansız uçan sistemi, -20 ila 50 santigrat derece arasında çalışabiliyor, yağmurlu havalarda uçabiliyor. PTT Kargo Drone’un taşıma sandığından çıkarılıp yüküyle birlikte havalanması arasında geçen sürenin 5 dakikadan az olması, aracın hızlı şekilde kullanılmasına imkan tanıyor. Gerçek zamanlı veri transferi yaparak teslimat sürecinin bütün aşamalarının takip edilmesini mümkün kılan araç, 2 kilograma kadar faydalı yükle 20 dakika havada kalabiliyor, tam otonom iniş ve kalkış yapabiliyor ve otonom olarak verilen uçuş görevlerini eksiksiz yerine getirebiliyor. PTT Kargo Drone, paket tutma ve bırakma, yer kontrol istasyonuyla iletişimin kesilmesi durumunda geri dönme, acil iniş yapma ve askıda kalma gibi özelliklerine de sahip bulunuyor.

lerini hedefledik. İnşallah 2-3 Ekim tarihlerinde de Savunma Sanayi Başkanlığımızın desteğiyle Konya 3.SavunmaSanayiZirvesiveTedarikçiGünleridüzenleyeceğiz.SelçukluKongreMerkezi’ndekibuzirvebir fuarhavasındaolacak. Aselsan,Havelsan,Roketsan, MKEK’nın yanı sıra pek çok firmanın yer alacağı bu zirvede, firmalarımızın yerli ve milli üretimleri sergilenecek. İlgilenen tüm sanayicilerimizi burayı ziyaret etmeyedavetediyorum.” Konya’nın savunma sanayindeki yerli projelerde yer alan bir şehir olduğunun da altını çizen Kütükcü, Türkiye’ninsavunmasanayiihracatında5.sıradayeralan Konya’yı daha üst sıralara çıkarmayı hedeflediklerini sözlerineekledi

Başkan Toru Dutlu’da aşure dağıttı Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, Muharrem ayı dolayısıyla Dutlu Millet Bahçesinde vatandaşlara aşure ikram etti. Efendimiz (S.A.V)’in gözbebeği Hazret-i Hüseyin ile arkadaşlarını andığımız ve şehadetlerini yeniden anımsadığımız bu günlerin aynı zamanda dayanışma ve paylaşma günleri olduğunu hatırlatan Başkan Toru, Muharrem ayının ve aşure gününün ümmete birlik, beraberlik, huzur ve mutluluk getirmesini diledi. Meram Belediye Başkanı Fatma Toru Muharrem ayı dolayısıyla Dutlu Millet Bahçesinde vatandaşlara aşure ikram etti. Konya’nın ilk millet bahçesinde bulunan vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği programa, AK Parti Meram İlçe Başkanı Mustafa Dolular, İl ve İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyeleri, Ak Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Uçar ile Kadın Kolları üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri ve Meram Muhtarları katıldı. Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, aşure dağıtımında yaptığı açıklamada Muharrem ayının tüm ümmete hayırlar getirmesini temenni etti. www.metropoldergileri.com

21


HABER

22

ÖZÜMÜZLE YOLA DEVAM İş dünyası yerli üretim yerli tüketim bilincinin yeniden oluşmasını tarihi fırsat olarak değerlendirdi.

Gururla % 100 Milli %100 Yerli

Dünyanın önde gelen otomotiv yedek parça üreticileri arasında bulunan ve en büyük üretim kampüsü alanına sahip olan Aydınlar Yedek Parça Sanayi AYD Yönetim Kurulu Başkanı Harun Aydın ,yerli üretim bilincinin yeniden gündemde olmasını tarihi bir fırsat olarak gördüklerini dile getirerek, Ticaret Bakanlığı’nın tanıttığı “YERLİ ÜRETİM” logosunun bu bilincin oluşmasında önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Aydınlar Yedek Parça Sanayi AYD Yönetim Kurulu Başkanı Harun Aydın yerli üretim yerli tüketim bilincinin yeniden oluşmasını bir sanayici olarak, kalkınmanın en temel unsuru olarak gördüklerini belirtti. Aydın ,Ticaret Bakanlığı’nın “Yerli üretim” logosunu tanıtımından sonra yaptığı açıklamada önemli değerlendirmelerde bulundu. “Biz kendi kendine yetebilen dünyanın ender ülkelerinden biriyiz. Özümüzde yerli üretim ve yerli tüketim anlayışı var. Bu anlayış 81 milyonun tarihten gelen özüdür. Biz özümüzle yola devam edeceğiz. Kalkınmada, sanayide, eğitimde, savunmada alınan yol, birilerini elbette rahatsız edecek. Bu rahatsızlık-

larını değişik adlar altında dile getirecekler. Hatta içerden ve dışardan ekonomik saldırıya dönüştürecekler. Biz sarsılmaz inancımızla diyoruz ki; ne yapsalar boş, tarih bu milletin birlik ve beraberliğiyle neler yaptığının en güzel şahididir. Bugün yeniden tarihimizden gelen misyonla, özümüzle, inancımızla yola devam ediyoruz. Tarlada yerli üretim, tezgahta yerli üretim, sanayide yerli üretim diyoruz. AYD olarak yıllar önce belirlediğimiz ve gururla söylediğimiz Yüzde yüz yerli,

Yüzde yüz Milli sloganı bu inancımızın gereğiyle yazıldı ve seslendirildi. Bakanlıklarımızın bu özü ifade eden, yerli üretim yerli tüketim çalışmaları takdire şayandır. Bu çalışmalar artık yılda bir yerli malı haftası değil, 365 gün yerli üretim ve yerli tüketim bilincini oluşturacaktır. Dünyada bilmelidir ki; bir millet yeniden, tarihten gelen misyonuyla geleceğin dünyasında haklı yerini almaya kararlıdır.Korkunun ecele faydası yoktur. İster ekonomik savaşla gelsinler, ister akla ziyan işler yapsınlar, başaramayacaklar, durduramayacaklar”.


www.metropoldergileri.com

23


HABER

24

Üretime dokunacak eller, eğitime başladı Konya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Mehmet Tuza Pakpen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 2018-2019 Eğitim Öğretim Dönemi açılış programı düzenlendi. Törende konuşan Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü, yeni eğitim döneminin hayırlı olmasını dileyerek ülkenin geleceğinin üretimde olduğunu, bu okulun gençlerinin de ülkenin geleceğini inşa edeceğini söyledi. Mehmet Tuza Pakpen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 2012 – 2013 eğitim öğretim yılında eğitim hayatına başladığını söyleyen Konya Sanayi Odası ve Konya Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Memiş Kütükcü, okulun yurt binası, 4 bloklu atölye tesisleri, kapalı spor salonu ve sosyal tesisiyle Türkiye’nin örnek okullarından biri haline geldiğini belirtti. İnsana yapılan yatırımın hiçbir zaman boşa gitmeyeceğini ifade eden Kütükcü, gençlere güvendiklerini, gençlerin en iyi şartlarda eğitim ve öğretimlerini görmelerini temin etmek için çalıştıklarını aktararak, “Okulumuz, 2017 yılında Türkiye’nin 8. proje okulu oldu. Böylelikle, başarımızı sürekli artırma amaçlı yaptığımız çalışmalar meyvesini verdi. Amacımız, okulumuzu, Konya’nın en çok tercih edilen meslek lisesi haline getirmekti, bunu da başardık. Geçen yıl ve bu yıl açılan kontenjanların tamamı doldu” şeklinde konuştu. Okulda yeni açılan endüstriyel otomasyon, makine teknolojisi ve metal teknolojisi bölümlerinin de ülkenin geleceğini oluşturacak bölümler olduğuna dikkat çeken Kütükcü, yapılan yatırımların öğrenciler için olduğunu, bunun için öğrencilerden de çok çalışmalarını beklediklerini ifade etti.

Sizin elleriniz ülkenin geleceği olacak

Ülkenin geleceğinin üretimde olduğunu, yüksek teknoloji ürünlerin üretilmesi gerektiğine vurgu yapan Kütükcü, şunları söyledi: “Ülkemizin geleceği üretimde yatıyor. Kendi ihtiyaçlarımı-

zı üretmeli ve bunları ihraç eder hale gelmeliyiz. Bunları da siz gençler, öğrenci arkadaşlarımız başaracaksınız. Dolayısıyla üretime dokunan eller sizin elleriniz olacak. Sizin elleriniz ülkenin geleceğini inşa edecek.”

Hep böyle öğrencilerimiz olsun diye bekledik

Daha sonra konuşan İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Yılmaz da, Mehmet Tuza Pakpen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin sadece Konya’nın değil Türkiye’nin sayılı okulları arasında yerini alacağına inandığını söyledi. Yılmaz, “Mesleki eğitimde 21. yılım. 21 yıldır farklı yerlerde çalıştım. Hep böyle öğrencilerimiz olsun diye bekledik. Bu imkanları sunan Konya OSB’mize teşekkür ediyorum. Sizler, bir kaç yıl içerisinde Türkiye’nin sayılı okullarından biri olacak olan bu okulda

eğitim-öğretime devam edeceksiniz” ifadelerini kullandı. Gençlerin yapacakları hizmetlerin ülkenin geleceği için önemli olduğunu bildiren Yılmaz, üretimin ana aktörünün gençler olacağını, geleceğin cep telefonlarının, makinelerinin bu gençler tarafından üretileceğini aktardı. Okul Müdürü Tayyip Sarı ise sorumluluk sahibi, meslek adabıyla yetiştirilecek öğrencilerin, hem ailelerin hem de öğretmenlerinin gurur kaynağı olacağını belirtti. 2018-2019 Eğitim Öğretim Dönemi açılış programına Konya Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü, Mehmet Tuza Pakpen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Protokol Yürütme Kurulu Üyeleri Hüsamettin Sönmez, İbrahim Özen, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Yılmaz ile öğrenci ve veliler katıldı.


www.metropoldergileri.com

25


HABER

26

Yılın Ahisi Bozkırlı Osman Kalay usta ödülünü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın elinden aldı

AHİLİK KUTLAMALARINA KONYA DAMGA VURDU 31’nci Ahilik Haftası Kutlamaları kapanış töreni Kırşehir’de yapıldı. Törenlere bu yıl Konya damgasını vururken, 2018 Yılının Ahisi seçilen Bozkırlı tahin üreticisi Osman Kalay ödülünü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın elinden aldı. Kırşehir’in Cacabey Meydanı’nda bu yıl 31.’si düzenlenen Ahilik Haftası Kutlamaları kapanış töreninde Konya büyük bir başarıya imza attı. Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (KONESOB) Başkanı Muharrem Karabacak ile TOBB Başkan Yardımcısı Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk’ün de hazır bulunduğu kapanış törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan yaptı, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in yanısıra Türkiye genelinden 84 ilin Esnaf Odaları Birlik Başkanları, protokol üyeleri, Kırşehirliler katıldı.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın konuşmasıyla başlayan programda Bakan Pencan yerli üretimin önemine vurgu yaparak, “Yerli üretimimize sahip çıkmak, alın terimize sahip çıkmak, çocuklarımızın zengin geleceğine sahip çıkmaktır.Bunun sonucu olarak Ahiliğin temeli, hilesiz iş, sağlam mal ve ölçülü kazançtır” dedi. Pekcan, tüketicinin korunmasına yönelik çalışmalar yaptıklarını da belirterek, “İç piyasada spekülasyon yaparak fiyat artışlarına sebep olan, tüketicimize zarar veren esnafı ve firma sahiplerini cezalandırıyoruz. Tüketicimize zarar verilmesine izin vermiyoruz ve vermeyeceğiz” dedi. Daha sonra kürsüye gelen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da konuşmasında, “Ahiliği oluşturan ruhu ne kadar güçlü tutarsak, yeni nesillere ne derece güçlü aktarabilirsek, geleceğimize de o derece güvenle bakabiliriz. Böyle bir ekonomik düzende insanı merkeze alan ilkeleriyle Ahilik kültürü çoğu sıkıntının çözüm yolunu bünyesinde barındırmaktadır. Ecdadımızın en güzel şekliyle uyguladığı Ahilik sistemi; yıkan değil yapan, dağıtan değil topar-

layan bir kurumdur. Düsturlarını dinimizden alması Ahilik teşkilatını büyük bir kurumsal çatı yapar” dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in konuşmasının ardından ödül törenine geçildi ve sahneye ilk çıkan isim Yılın Ahisi seçilen Konyalı tahin üreticisi Osman Kalay oldu. Kalay ödülünü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’ın elinden aldı. Törenin sonunda Bendevi Palandöken, Abdülkadir Akgül ve Selçuk Öztürk Fuat Oktay’a şed kuşattı.

“KONYA’MIZLA GURUR DUYUYORUZ” Tören sonrası duygularını dile getiren KONESOB Başkanı Muharrem Karabacak, yılın ahisi seçiminde Konya’nın ilk kez bir yılın ahisi çıkardığına vurgu yaparak, “Konya’mızla ve Konya’mızın esnaf sanatkarlarıyla gurur duyuyoruz. Konya bu yıl, 81 il arasında yılın ahisi seçiminde büyük bir başarıya imza attı. Bu önemli başarıda emeği geçenlere teşekkür ediyorum” diye konuştu.


www.metropoldergileri.com

27


KÖŞE

28

Mustafa TATLISU

tatlisumustafa@gmail.com BASIN KONSEYİ BAŞKANI

BM’den Başkan Geçti BM’nin 73.genel kurulu, birinci dünya savaşı kadar önemliydi. Etkileri ve itirafları tarihe not üstüne not düşürdü. Kalbi durmuş, bitkisel hayata girmiş BM’yi iki başkan canlandırdı. Başkan Erdoğan ve Başkan Trump. Etkisi bakımından bakıldığında Başkan Trump’ın konkordato çektiğine şahit olunan bir genel kurul oldu. Yeni dünya düzeninde biz yokuz dedi. Gözünüzün aradığı her yerde ABD olmayacak dedi. Küreselleşme doktrinine adeta posta koydu. Ben evime dönüyorum dedi. Her ülkede, kendi ülkesinin yönetiminde başarılı olsun dedi. Dip dalga itirafında bulundu. Ve bilerek, seçerek, özenle şu cümleyi söyledi: “Amerikayı Amerikalılar yönetir”… Bu cümle aslında ABD için yeni milli güvenlik bildirgesiydi. Anlaşılıyor ki yeni güvenlik bildirgesi üzerinde aylarca çalışılmış. Pentagon Trump’a bu cümleyi söyletmek için ince işçilik yapmıştı. Amerikayı Amerikalılar yönetir sözünü sesli olarak birkaç kez okuyun. Sözün, cümlenin kulaklarınızda oluşturacağı etkiyi hissedin. Amerikayı kim yönetiyordu da Amerikalılar yönetir itirazı geldi. Hem de itiraz bütün dünya devletleri önünde yapıldı. Demek ki Amerikayı Amerikalılar değil, başka güçler yönetiyordu. Küreselleşme doktrinini ortaya koyan derin güçler. Bilinmez, görünmez ama hissedilen güçler… Amerikayı var eden, teknolojiyle ve parayla dünyanın önüne jandarma olarak diken güçler.

Bence bu güçler Trump’un konuşmasından sonra sabaha kadar uyumamışlardır. Hatta uykuyu bile kaybetmişlerdir. Paranın ve teknolojinin gücüyle var ettikleri ABD, kendilerine dirsek gösteriyordu. Özetle Trump, kendi ülkesinin FETÖ’sünü ifşa edip, benim ülkemdeki FETÖ ile savaşa başlıyorum diyordu. Yani benim ülkemde de bir FETÖ, bir PDY var demek istiyordu. Aslında aylar yıllar sonra Recep Tayyip Erdoğan’ı anlamıştı. Erdoğan’ın beş yıl önce başlattığı mücadeleyi,Trump yeni başlatıyordu. Trump’un genel kuruldaki konuşmalarına isyan eden Başkan Erdoğan, salonu terk edip Bay Donald’ı dinlemezken, hemen ardından genel kurula hitap eden Başkan Erdoğan’ı DonaldTrump, kuliste tek bir kelimesini bile kaçırmadan dinledi. Dinledi çünkü derin güçlerle mücadelede Erdoğan abisi pozisyonundaydı. Tecrübeliydi ve epey bir yol kat etmişti. Hatta genel kurula hitabından sonra kulise geçen Başkan Erdoğan’a, kuliste bekleyen Trump’ın eli uzandı. Biraz önce kendisine terör hamisi, terör koruyucusu, FETÖ saklayıcısı, ticaret savaşçısı, İsrail yanlısı, müslüman düşmanı diyen “ADAM’ı” ayakta karşılayıp elini sıkıyordu. Başkan Recep Tayyip Erdoğan’dan öğreneceği çok şey vardı. ABD Başkanı Donald Trump “SON SAVUNMA” kitabına dabir göz atmalı. Göz atmalı çünkü; mücadele başlattığı yapıların nasıl çalıştığını ve nasıl var edildiğiniivedilikle kavrayıp anlamalı. Ha bu arada 74. BM genel kuruluna Trump,ABD Başkanı olarak yeniden hitap edebilecek mi,bekleyip göreceğiz.


www.metropoldergileri.com

29


KAPAK KONUSU

30

ANADOLUNUN PARLAYAN YILDIZI

EREĞLİ Ereğli için durmadan çalışan, Ereğli’ye altın dönemlerinden birini yaşatan bir başkan… Bir yandan Ereğli için yapılanlar diğer yandan yeni projeler hız kesmeden devam ediyor. 4.5 yıla hizmetleri ile damgasını vuran Ereğli Belediye Başkanı Özkan Özgüven ile Ereğli’ye dahil her şeyi röportajımızda konuştuk.

EREĞLİ BELEDİYE BAŞKANI

ÖZKAN ÖZGÜVEN


Ereğli Belediye Başkanı Özkan ÖZGÜVEN kimdir? Okuyucularımız için öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 1967 yılında Ereğli’de dünyaya geldim. Mütevazi bir ailede yetiştim. İlköğrenimimi Ereğli Öğretmen Abdurrahim İlkokulunda, orta öğrenimimi ise Ereğli Orta Okulunda tamamladım. Lise eğitimimi Çumra Ziraat Meslek Lisesi’nde, lisans eğitimimi Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde, Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bahçe Bitkileri Ana Bilim Dalında ise yüksek lisans eğitimimi tamamladım. 28 yıllık memurluk ve üst düzey yöneticilik yaptım. 2014 yılında ise vatandaşlarımızın takdiri ile Belediye Başkanlığı makamına layık görüldüm. Evli ve iki çocuk babasıyım. Ereğli’nin nüfusu, tarihi, ekonomik durumu, kültürel yapısı ve sosyal yaşamı hakkında kısaca neler söylemek istersiniz? Ereğli’miz nüfus olarak 31.12.2017 tarihi itibari ile 87 mahallesi olup 143.625 nüfusun yaşadığı bir yerleşim birimidir. Çevresinde bulunan Karapınar, Halkapınar, Emirgazi ve Ayrancı İlçelerinin şehrimiz ile sosyal ve ekonomik yönden oldukça yakın bir ilişkisi vardır. Son birkaç yıl içerisinde özellikle sanayileşme alanında atılan hızlı adımlar, Ereğli’mizin resmi olarak bilinen nüfusunun, daha da arttığını kanıtlayan faktörlerden birisidir. Ereğli, Türkiye’nin en büyük ilçelerinden bir tanesidir. Nüfusu ve ekonomik potansiyeli bakımından 30 civarında ilden daha büyük durumda olan ilçemiz, tarihi özellikleri ve doğal güzellikleri ile de dikkat çeken yerleşim birimlerinden bir tanesidir. Toros Dağları’nın eteklerinden çıkan sular, Ereğli’yi doğal olarak oldukça güzelleştirmiş, bu sebeple “Yeşil Ereğli” olarak anılmayı hak etmiştir. Şehrimizin suyunun ve ikliminin, atlar üzerinde iyi bir etki yaptığı bilinmektedir.Kuş Cenneti olarak bilinen Akgöl, Ereğli’nin güneyinde bulunmaktadır. At yetiştiriciliğinde ün yapmış kişilerden olan, Hasan Adalı ve Sadık Eliyeşil’de Ereğli’mizin suyunun ve havasının atlara iyi geldiğini düşünerek, burada hara kurmuşlardır. Bugün hipodromlarda koşan atların birçoğu şehrimizdeki haralarda yetiştirilmiştir

ve buna devam edilmektedir. Ereğli’miz, tarihi geçmişi, coğrafi yapısı, yer altı ve yerüstü zenginlikleri, eğitim, sağlık, ulaşım, kentsel altyapısı ve en önemlisi Ereğli’ye gönülden bağlı olan Ereğlili hemşerileri ile gelişmeyi hak eden; tarım ve sanayi ile kalkınmayı kendine ilke edinmiş çok önemli bir şehirdir. 2014 yılından itibaren Belediye Başkanı olarak görevinizi sürdürüyorsunuz? Sizden öncesi ve sizden sonrası diye Ereğli İlçemizi değerlendirsek neler söylemek istersiniz? 2014 yılında Belediyemiz önemli bir borç yükünün altında idi. Hatta özel bir bankadan kredi alan nadir Belediyeler içerisindeydi. Seçildiğimizin hemen arkasında bu borçları ödeme noktasında çalışmalarımıza başladık. Şu an geldiğimiz noktada birçok önemli hizmeti

gerçekleştirmenin yanı sıra borcumuzu tamamen kapattık. Hatta öz bütçemizle yeni alanlar satın alarak Belediyemize kazandırdık. 4,5 yılda ilkleri yaparak sorunlara kalıcı çözümler ürettik. Sizce Ereğli’nin çözülmesi gereken en büyük problemi nedir? Bu konuda çalışmalar var mı? Ereğli’mizin en büyük sorunu işsizlik olarak değerlendirebiliriz. Bu konuda göreve geldiğimiz günden bu yana önemli çalışmalar yaptık. Organize Sanayi Bölgemizde yürüttüğümüz çalışmalarda Belediyemizin tam desteği ile birçok yatırımcı bölgeye davet edilerek yatırım yapması için gerekli imkanlar sağlanmış olup kalkındırma ve istihdamın hız kazanması sağlanmıştır. Organize Sanayi Bölgesi istihdam sayısı 2014 yılında 715 kişi iken 2017 yılında % 41 artışla 1.015 kişi olmuştur.

www.metropoldergileri.com

31


KAPAK KONUSU

32

Özellikle 2016 yılında yaptığımız arsa satışları ve yeni anlaşmalarla istihdam sayısının 1200 kişi olması hedeflenmektedir. Ayrıca anlaşmasını yeni imzaladığımız özel hastane projemizde 350-400 vatandaşımıza iş imkanı sağlamış olacağız. Ayrıca TÜİK verilerine göre Türkiye’de süt üretiminde 1. olan Ereğli’mizde üretilen 1200 Ton sütün %25’ini işleyecek bir süt işleme tesisi de faaliyete geçiyor. Yapmış olduğunuz hizmetlerden kısaca söz eder misiniz? • Yol yapım çalışmaları kapsamında 2014-2018 yıllarında toplam 4,5 yıllık süreçte bir önceki döneme (5 yıl) göre % 219 artışla toplam 248.500 ton Sıcak Asfalt yaparak ilçemizde bir rekor kırdık. Ayrıca bir önceki döneme (5 yıl) göre % 270 artışla toplam 451 km Soğuk Asfalt yaparak ilçemizde bir rekora daha imza attık. Bunların yanında 4,5 yıllık süreçte bir önceki döneme (5 yıl) göre % 470 artışla toplam 698.143 m² Kilitli Parke yaparak ilçemizde bir rekor kırdık. Özellikle köyden mahalleye dönen merkez dışı mahallelerimizde 363.000 m² kilitli parke taşı ve 193 km Bordür, 64.900 m² Yama, 342.080 ton Alt Temel Filler ile yapım işlerimizi gerçekleştirdik. • Kanalizasyon ve alt yapı çalışmaları kapsamında da Şehrin artan nüfusuna cevap veremeyen alt ve üst yapı sorunlarına köklü çözüm üretilerek Konya Bü-

yükşehir Belediyesi ile işbirliği halinde alt yapı çalışmaları devam etmektedir. Belediye paylarımızın %10’u KOSKİ’ye, % 30’u Büyükşehir Belediyesine olmak üzere toplam % 40’ı aktarılmaktadır. Şehrimize Büyükşehir Belediyemiz tarafından 70 Milyon TL tutarında yatırım yapılmıştır. Belediyemizle işbirliği ve koordinasyon içerisinde ENERYA tarafından 2014-2018 yılları arasında 16 Milyon TL tutarında 167 km alt yapı çalışması, MEDAŞ tarafından 50 Milyon TL tutarında 590 km alt yapı çalışması gerçekleştirilmiştir. • Kapalı Pazar ihtiyacı olan şehrimizde Barbaros Mahallemizde 3.524.400 TL bedelli Kapalı Pazar yapım işini tamamlayarak hemşerilerimizin hizmetine sunduk.

• At Yetiştiriciliği konusunda merkez olan ilçemize bir Atlı spor kulübü kazandırdık. Yarış atlarının yetiştirme merkezi olan Ereğli’miz özellikle İngiliz yarış atlarının yetişmesi için dünyada uygun şartlara sahip üç yerden (ABD-Kentucky, İngiltere-Liverpool, Türkiye-Konya Ereğli) biridir. Atatürk Kültür Parkında bulunan ve Temmuz 2017’de açılışı yapılan Atlı Spor Tesisimizde; at binme alanı, restoran, kafeterya, seyir terası gibi sosyal donatı alanları bulunmaktadır. Yılda bir kere de Ereğli Belediye Başkanlığı kupa koşusu düzenlenmektedir. • Vizyonel Parklar yaptık. 2014 öncesi 29.398 m² alanda 11 adet park yapılmışken, görevi devraldığımız 30 Mart 2014 tarihinden bugüne kadar toplam


70.956 m² alanda 34 adet yeni parkı halkımızın hizmetine sunduk. Ayrıca Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte merkez dışı 54 mahallemize park yaptık. • Cadde ve sokaklarımızı modern aydınlatmalarla, orta refüj, göbek ve kaldırım düzenlemeleriyle daha estetik hale getirdik. • Ereğli’nin yeşil dokusunu korumak ve daha da güzelleştirmek için yaklaşık 4,5 yıllık süreçte 150.000 fidan ve 540.000 süs bitkisi türünü toprakla buluşturduk. 86.000 m² alanda ağaçlandırma yaptık. • Açtığımız yeni yollarla Ereğli’mizin çehresini genişlettik. • Sosyal projeler kapsamında; Gençlerimiz için Gençlik Merkezi, hanımlarımız için Hanımlar Semt Lokalleri, çocuklarımız için İlçe Kütüphanesi, çocuk kütüphanesi, Gündüz Bakım Evi, emeklilerimiz için 15 Temmuz Emekliler Kıraathanesi’ni yaptık. • Evde Bakım Hizmetlerimizle kimsesizlerin kimsesi olduk. Sosyal Yardım Evimiz, Gıda Marketimizle, Aş evimizle ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ulaştık. Aş evimizle günde 2000 vatandaşımıza 3 kap sıcak yemek ulaştırıyoruz. • Ayrıca her hafta hanımlarımıza Konya Kültür Gezileri, tüm vatandaşlarımız için Çanakkale gezileri, çocuklarımız için Konya Bilim Merkezi gezileri düzenliyoruz. • Umut Otobüsümüzle Onkoloji hastalarımızın Konya’ya hastaneye ulaşımlarını sağlamaların yanı sıra onlara refakatçi olarak bir çalışanımız yardımcı oluyor. • Engellilerimize önemli destekler veriyoruz. Bu anlamda Belediyemizde engelli kardeşlerimizin istihdamını sağlıyor, DOWN Cafemiz ile de topluma ka-

zanımlarını sağlıyoruz. • Kadın Girişimlerimize destek olarak aile ekonomilerine katkı bulunmalarını sağlıyoruz • Çocuk atölyesini kurarak yaz tatilinde yavrularımızın kaliteli vakit geçirmenin yanı sıra çocuklarımızın kendi başına kalmayı ve bir şeyler üretebilmelerini aşılamaktır. • Geleneksel hale getirdiğimiz Tarım ve Hayvancılık Fuarımızın bu yıl 3.’sünü düzenledik. • Türkiye’de tamamına yakınının Ereğli’mizde yetiştiği siyah havucun ve beyaz kiramızın patentini aldık. Ayrıca uzun kabak ve koyun yoğurdu için girişimlerimize devam ediyoruz. • Toplu sünnet törenleriyle birçok çocuğumuzun özel gününde yanlarında olduk. • Kitap Fuarı ile şehrimizde bir ilki gerçekleştirerek; 125 yayınevi, 16 yazar ile yazar okur buluşması, imza, söyleyişi, konferans düzenledik ve 50 bin kitabı kitapseverle buluşturduk. Bu yıl Ekim ayında 2. Kitap Fuarını gerçekleştireceğiz.

• Hobi bahçeleri; Belediyemizce Toros Mahallemizde 10.000 m² alanda 35 adet 100 m² bahçeli hobi bahçesi yapılmıştır. Vatandaşlarımıza kura çekilerek tahsis edilmiştir. • Uzun yıllar uğraş verdiğimiz Kalker (Kum) Ocağı açılışımızı gerçekleştirdik. Açılışı gerçekleştirilen tesis yaklaşık 2,5 milyonluk maliyetle kuruldu. Buradan çıkan malzemeyi gruplara ayırarak çakıl, iri agrega ve pmt olarak kullanacağız. O açıdan bu tesis Ereğli’mize önemli bir katkı sağlayacaktır. • ‘Birlikte yönetelim’ sözünün arkasında durduk. Bu kapsamda Alo Belediye hattı (710 07 07) ve bunu bir ileriye daha götürerek Whatsapp İletişim Hattı (0552 710 07 07)’nı kurduk. Vatandaşlarımıza bu sayede 7/24 hizmet veriyoruz. Devam eden projeleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz? Devam eden projeler kapsamında; • 2018 yılı içerisinde çeşitli mahallelerimizde yaklaşık 1.062.000 TL bedelinde 10 adet yeni halı saha yapımı iha-

www.metropoldergileri.com

33


KAPAK KONUSU

34

lesini tamamladık ve yapımına başladık. • Belediyemiz tarafından yapımını gerçekleştirdiğimiz DDY 2. Etap Parkı alanında yer alan tarihi Hangar Binası Restorasyonu gerçekleştiriyoruz. 2018 yılı içerisinde tamamlanması planlanmaktadır. Proje bedeli yaklaşık 1.000.000 TL olup kendi öz kaynaklarımızla yapılmaktadır. • GES Projesi’nde son noktaya gelindi. Yapımı devam eden 1 MW’lık dev yatırım günde ortalama 1100 hanenin

elektrik ihtiyacını karşılamanın yanı sıra Kurumumuzun elektrik yükünün büyük bir bölümünü karşılayacaktır. Aynı zamanda bölgemizde belediyeler arasında ilk olma özelliği taşımaktadır. Göztepe bölgesinde yapımına başlanan Güneş Enerji Santrali özkaynaklarımızla yapılacaktır. • Yeni hayvan pazarı projesi hazırlanmış olup finansmanı için Proje ile ilgili olarak Kalkınma Bakanlığı KOP İdaresi Başkanlığı ve Belediyemiz protokol

imzalanmıştır. 2018 yılı Şubat ayında yapım işi ihalesi yapılmış olup yıl içerisinde yapımı tamamlanacaktır. Proje Bedeli: 2.097.000 TL • 2018 yılı içerisinde proje bedeli 2.2 Milyon TL tutarında Ulu Cami Bölgesi Meydan Yenilemesi yapılacaktır. Yapımına başlanmış olup çalışmalar devam etmektedir. • Olası Riskli Alan Sınır belirlemesi, arazi çalışmaları tamamlanmış, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında RİSKLİ


ALAN ilanı; 07/11/2016 tarih ve 2016/9508 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 26/11/2016 tarih ve 29900 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Çevre Bakanlığından yetki devri alınmıştır.Proje tanıtımı için Kentsel Dönüşüm Ofisi açılmıştır.Arazi de Halihazır ve Jeolojik Etüd çalışmaları tamamlanma aşamasındadır.2017 Aralık ayı içerisinde proje ihalesi yapılmıştır. Taslak projelerini hazırladık. • Yoğun araç geçiş güzergahı üzerinde yer alan ilçemizin şehir estetiği ve imajı açısından önem arz eden 6,5 km’lik alanın yapım çalışmaları başlamış olup 2018 yılı içerisinde tamamlanacaktır. • Karayolları Genel Müdürlüğü ulaşım ağında bulunan, Konya – Adana Devlet yolu üzerinde yer alan, Trafik güvenliği açısından ölümlü kazalara sebebiyet veren kontrolsüz kavşağın (Türkmen Köyü Yolu Kavşağı) düzenlemesinin yapılması gerekmektedir. • Türkmen Yolu Kavşağı’nın kamulaştırma işlemleri ve bina yıkımları Belediyemiz tarafından tamamlanmıştır. MEDAŞ tarafından alt yapı deplasesi yapılmıştır, kavşak yapım çalışmalarının Karayolları Müdürlüğümüz tarafından yapımına başlaması beklenmektedir. • Tarihi Rüstem Paşa Kervansarayı’nın Restorasyon projesi Büyükşehir Belediyemiz tarafından hazırlanmış ve Anıtlar Kurulu tarafından onaylanmıştır. Restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

• Toki Konut Projesi kapsamında 334 konut yapılması amacıyla gerekli plan düzenlemeleri yapılarak TOKİ’ye sunulmuştur. 2017 yılı Kasım ayında ihalesi gerçekleştirilmiş ve yapımına başlanmıştır. Hiç evi olmayan vatandaşlarımız faydalanacaktır. Geçtiğimiz günlerde kura çekimi yapılmıştır. • Kapalı Sulama Sistemi projesi; Yoğun çabanın ürünü olan bu projenin ilk kıvılcımını İlçe Tarım Müdürü iken atmamızın gururunu da yaşıyorum. Orman ve

Su İşleri Bakanlığımızın bir kalemde en fazla yatırım yaptığı Kapalı Sulama Sistemi’nin maliyeti tam 466 Milyon Türk Lirasıdır. Bu proje ile ilgili boruların döşeme işlemi devam etmektedir. gibi projelerimizi sayabiliriz. Gelecekte Ereğli’yi hangi projeler bekliyor? Gelecekte Ereğli’mizi bekleyen çok güzel projelerimiz var; • Yeni bir hal yapımı planlıyoruz. Eski

www.metropoldergileri.com

35


KAPAK KONUSU

36

Tuğla Fabrikasının arazisinde yapılması planlanan Ereğli Hal Projesi için, yaklaşık 40.000 m² lik alanda proje hazırlanmaktadır. Projeye başlanması için Hal Kanununda yapılacak değişikliklerin tamamlanması beklenmektedir. • Şehir merkezindeki 90 dükkânlar olarak bilinen alan mevcut hali mezbelelik durumdadır, bu alan ile ilgili olarak İmar Kanunun 18. Madde uygulaması yapılmıştır. Seçim vaatlerimizde de yer alan proje ile ilgili olarak işyeri sahipleri ile anlaşma sağlanarak katlı otopark ticaret merkezi olarak alanın yeniden yapılması sağlanacaktır. Proje çalışmaları tamamlanma aşamasındadır. İlgili yerin mülkiyet problemlerinden dolayı İzale-i Şuyu davası açılmış olup hukuki süreç devam etmektedir. • Taş evler restorasyon projesi Büyükşehir Belediyemiz tarafından hazırlanmış ve Anıtlar Kurulu tarafından onaylanmıştır. Büyükşehir Belediyemiz tarafından önümüzdeki aylarda yapım ihalesi yapılması beklenmektedir. Olarak belirtebiliriz. Ayrıca bunların yanında Ereğli’mizin gelişimi ve daha da değerli hale gelebilmesi için çeşitli projeler hak-

kında değerlendirmeler yapıyoruz. Ereğli İlçesinin bugünkü konumu ve gelecekteki hedefleri nelerdir? Hayalinizde ki Ereğli için neler söylersiniz? Ereğli’miz hızla ilerleyen bir şehir konumundadır. Yaptığımız hizmetler ve yapacağımız hizmetlerle daha değerli bir Ereğli için çalışmaya devam edeceğiz.

İhtiyaçlar sınırsızdır, bu nedenle bizim de hayallerimizin sınırı yok. Ancak en büyük gayemiz her zaman Ereğli’mize layıkıyla hizmet ederek hemşehrilerimize ve gelecek nesillerimize güzel ve yaşanabilir bir şehir bırakmaktır. Bu doğrultuda gece gündüz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2023 Türkiye’si hakkında neler söylemek istersiniz? Sizce bizi nasıl bir Türkiye bekliyor? 2023 ülkemiz için bir dönüm noktası olacaktır. Birçok açıdan gelişen bir Türkiye bizleri bekliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Hükümetimizin özverili çalışmaları sayesinde Türkiye’nin Cumhuriyet’in 100. yılı olan 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğinden yana hiçbir şüphemiz yok. Bizler de bu hedeflerin gerçekleşmesi adına daha da çok çalışarak katkıda bulunacağız. Rabbim, Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak ve Tek Millet düsturuyla 2023, 2053, 2071 hedeflerimize emin adımlarla ilerlemeyi bizlere nasip etsin inşallah. Son olarak neler eklemek istersiniz? Öncelikle bu röportajı gerçekleştirdiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Hizmet parolasıylaçıktığımız bu yolda birçok önemli hizmeti şehrimize kazandırırken en büyük destekçimiz olan hemşehrilerimize saygılarımı, sevgilerimi ve muhabbetlerimi sunuyorum.


www.metropoldergileri.com

37


RÖPORTAJ

38

B

urak Yeter, başarılı remix’lere imza atan, ülkemizi dünya müzik arenasında başarıyla temsil eden DJ’lerimizden. Kaliteli sound anlayışı ile tüm dünyanın ve müzik otoritelerin dikkatini çekerek Turkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyor. 22 yaşındayken Burn & MTV Dance Heat DJ Contest 2004 ile müzik kariyerine başlayan, her yıl çıtayı daha da yükselten Yeter, ‘’Tuesday’’ ve ‘’Crash’’ şarkıları ile dünyada tanınan, takip edilen DJ’ler arasında yerini aldı. Burak Yeter ile müzik ve DJ’lik üzerine gerçekleştirmiş olduğumuz röportajımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Ahmet Çakır

Beyzat Aksoy


Okurlarımız için kendinizi tanıtabilir misiniz?

Burak Yeter, müzisyenim, aynı zamanda İnşaat Mühendisiyim ve bu iki alanda da hem yurt içinde hem de yurt dışında farklı projelere imza atmaktayım. Amsterdam’da yaşıyorum. Aynı zamanda bir ayağım Türkiye’de, bir ayağım da Los Angeles’ta diyebilirim.

Müzikle ne zaman ve nasıl tanıştınız?

Ben, müzikle küçük yaşlarda babam sayesinde tanıştım. Babam eve enstrümanlar getirirdi, ben o enstrümanları çalarak kendimi bulduğumu düşünüyo-

rum. 5 yaşımdan bugüne kadar hala müzik yapmaya devam ediyorum, bu içimden gelen bir duygu ve bu duyguları da müziğe yansıttığım için ortaya çok daha farklı soundlar çıkmaya başladı. Kırılma noktası ise 2004’de düzenlenen Burn MTV DJ’lik yarışmasıydı. Ben o yarışmada 560 kişinin arasından Türkiye birincisi seçildim ve yurt dışına çıktım. Yurt dışında düzenlenen bir DJ yarışmasında da 7 ülkenin içerisinde birinci olup, ülkemize geri döndüm, sonra olaylar daha da farklı gelişti. Kırılma noktası 2004 yılı oldu diyebiliriz.

Eskiden insanlar seslerinin güzel olduğunu düşündüğü çocuklarına kaset yaptırmak isterlerdi. Şimdi ne oldu da insanlar çocuklarını DJ yapmak istiyor. Bunun sebebi sizce nedir? Evet. Bizim 7 yıldan bu yana eğitim veren bir DJ okulumuz var, 3500’e yakın öğrenci yetiştirdik. Tabi eskiden gitar, piyano kursları vardı, artık bunlar biraz daha modernleşti ve DJ kurslarına dönüştü. Şu anda herkes DJ’lik eğitimi almak istiyor, çünkü DJ tek başına on binlerce, milyonlarca kişiyi eğlendirebiliyor. Yanında bir asistanı, bir menajeriyle birlikte dünyayı dolaşabiliyor. Müzik yaptığı yerler, ya stad-

yum ya da çok büyük konser alanları ve bu iş gittikçe de gelişiyor, daha büyük alanlara yayılıyor. Aynı zamanda masrafsız ve çok fazla insana ulaşan bir meslek. Onun için DJ’lik şu an için çok daha popüler.

O zaman bugünün popstarlarının topladığından çok daha fazla kitleyi bir DJ topluyor, diyebilir miyiz? Evet, hatta daha da geliştirirsek dünyada yeni popstar ismi DJ oldu.

Küçükken hayal kurduğunuzda ya da bu işi hayal ettiğiniz zaman bu kadar popüler olacağınız aklınıza gelir miydi? Açıkçası ben küçükken astronot olmak iswww.metropoldergileri.com

39


RÖPORTAJ

40

tiyordum :) Ama müziği sevdiğim için sayesinde daha farklı kulvarlara girmiş oldum. Yine içimde aile şirketimizden dolayı inşaat mühendisliğine bir ilgim olduğu için hala onu da yapmaya devam ediyorum. Sevdiğim işi yaptığım için uykusuz kalmaya daha çok açığım, bir günde üç ülke dolaştığımız için uykuya zamanımız kalmıyor ama sahneye çıkınca her şeyi unutuyoruz. Milyonlarca kişi size bakıyor, tek başınıza onları eğlendiriyorsunuz. Bence bundan daha güzel bir duygu yok.

Burn & MTV DJ yarışmasında birinci oldunuz sizi burada diğer yarışmacılardan ayıran şey ne oldu?

Ben kişilik olarak copy paste - kopyala yapıştır- dan uzak bir insanım. Olandan daha çok olmayan şeyleri yapmaya özen gösteririm, tabi bu biraz daha cesaret isteyen bir iş. Daha farklı soundlar yaptığım ve daha farklı tekniklerle insanları eğlendirdiğim için bu noktada olduğumu düşünüyorum. Öğrencilerimize hep şunu anlatıyorum; tarzınızı ortaya koymak için kendi kişiliğinizden farklı şeyler üretip onları sergileyin. Tabi bu konuda yetenekte çok önemli. Zaten biz de insanların içindeki o yeteneği ortaya çıkarmak için bu

okulları kurduk. Onlar için ufak bir ilham parçasıysam ne mutlu bana.

Dj’likten sonra gelecek olan bir akım var mı? Dj’lik dünyada daha çok gelişecek, soundlar değişecek. Günümüzde müzik soundları çok değişti, eskiden yaptığımız müziklerle şimdiki müzikler arsında dağlar kadar fark var. Hatta dün gece yeni bir şarkı yaptım, bir festivalde çaldım ilk kez, insanlar şok oldu bu nasıl sound diye. Amacım dünyada çok daha farklı soundlar üretmek.

Dj’likte yerel, kültürel müziklere de yer var mı?

Kesinlikle evet. Kültürümüzden ödün vermiyorum onları da kullanıyorum. Eski Türk sanat musikisi eserlerimizi biz günümüze kazandırdık, onları kulüplere taşıdık. Hatta kulüplerde yediden yetmişe herkes dans ediyor, babaanneyle yeni jenerasyon çocuk bile aynı kulvarda dans edebiliyor. Bu orta noktayı bulmak çok önemli, biz bu ortayı 10 sene önce bulduk. Çıkardığımız Connection adlı albümde, “Ada Sahilleri”, “Muhabbet Bağına Girdim Bu


Gece”, “Yar Saçların Lüle Lüle” gibi çok önemli eserleri günümüze taşıdık. Şu an da yediden yetmişe herkes bu şarkılarla deli gibi dans ediyor.

Aşık Veysel, Neşet Ertaş gibi sanatçılar yaşasaydı ve onlarla çalışma imkanınız olsaydı çalışır mıydınız?

Elbette, ancak hala onlarla çalışma fırsatım var. Çünkü Ajda Hanım’ın Oyalama Beni şarkısını yapmadan önce biz Ajda Hanımla bir araya gelmedik. Bu benim içimden gelen bir duygu, sizinle konuşurken bile aklımda bir sürü melodi var, bunu müziğe dökebilirim. Bu gerçek bir sanatçılıktır. “Oyalama Beni”, “Yar Saçların Lüle Lüle ” gibi şarkıların remixleri halen yenileniyor. Çünkü günümüzde soundlar değişiyor, insanlar daha farklı arayışlar içerisindeler. Onun için belki de şarkıların 2019-2020 versiyonları olacak, ama çok da uca gitmemek lazım insanları da yakalamak gerekiyor. Bu orta noktayı bulabiliyorsanız siz gerçek bir sanatçısınızdır.

Türk bayrağını uluslararası platformda en yükseğe taşıyorsunuz. Ülkemiz milli sporcu yetiştirmek için milyonlarca dolar para ve zaman harcıyor siz kendi kendinizi yetiştirdiniz, bayrağımızı dalgalandırıyorsunuz. Peki, herhangi bir destek alıyor musunuz? Hiçbir destek almadım, manevi des-

teğimiz var, dostlarımız var. Onlarla birlikte ilerliyoruz, yaptığımız işleri bu dostlarımızla paylaşıyoruz. Müzik olarak geldiğimiz nokta şimdiye kadar olmayan bir iş. Bu iş neydi? “Tomorrowland”, Dünyanın en büyük organizasyonu, bundan daha büyük bir organizasyon hiçbir yerde yok. Yarım milyon insanın katıldığı bir organizasyon ve burada ilk kez bir Türk çaldı. Biz oraya gittiğimizde ben çok şaşırdım. Türk bayrakları dağıttıklarını zannettim ama hayır, insanlar birçok farklı ülkeden geldiler ve sahneye çıktığımda Türk bayrakları açıldı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Çok büyük bir organizasyon ve bu organizasyonda her ülkeden gelen insanlar kendi bayrakla-

rını alıp geliyordu. Ama organizasyonda gördük ki Almanlardan Çinlilere kadar pek çok insan Türk bayrağı açtı, bu bizim için çok güzel bir duyguydu. Organizatörle görüştüğümde ‘’çok geç kaldınız’’ dedi. ‘’Neden?’’ diye sordum, o da “neden Türkiye’den daha önce DJ sanatçı gelmedi buraya” deyince, ben de “siz çağırdınız da biz mi gelmedik” gibisinden espri yaptım. Bundan sonra sizi mutlaka bekleriz dediler. Ben o gün orada çok farklı bir şov yaptım. Sahnede gitar performansı sergiledim. Tomorrowland yaklaşık on yıldan bu yana Belçika’nın Boom şehrinde yapılan bir organizasyon ve böyle bir organizasyonda ilk kez bir DJ gitarla sahne almış oldu. Bu ilk’i bir Türk olarak ben yaptığım için çok mutluyum, önümüzdeki sene çok daha büyük bir şov hazırlayacağımı söyledim onlara. Bizim Tomorrowland’den sonra kulvarımız da gelişti, şu an yaklaşık 120’ye yakın festival bizi bekliyor. Amerika var, sonra Asya Marketinge başlayacak. Yani uzun bir maraton bizleri bekliyor.

Boş zamanlarınız da ne tür müzikler dinlersiniz?

Boş zamanlarımda uyurum:) Yaptığım müziği oturup sadece stüdyoda değil her yerde dinler ve yaparım uçakta, otelde, bulunmuş olduğum her yerde,, biraz daha mobil DJ moduna girdik. www.metropoldergileri.com

41


RÖPORTAJ

42

Yabancı olarak ta Kelvin Harris, Dua Lipa, Anne Marie, Ed Sheeran başarılı işler yapan, sevdiğim insanlar.

Hangi takımı tutuyorsunuz, fanatik misiniz ve maçlara gitme fırsatınız oluyor mu?

Beşiktaşlıyım ve fanatiğim. Maçlara gidiyorum, başkanla beraber kamplara gidiyoruz. Stadyumda da Come To Beşiktaş diye bir şarkı yaptık, devrelerde en az 7-8 defa çalıyor. Çok güzel bir parola oldu Come To Beşiktaş projesi, önümüzdeki sezon da şarkıya bir klip çekmeyi düşünüyoruz.

On yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz? Kesinlikle Mars’da:) Zaten 5 yıl sonra Mars’a yolculuklar başlıyor.

Dünyada fenomen olan La Casa de Papel’in 3. Sezon jenerik müziklerini hazırlayacaksınız, bu süreç nasıl gelişti? Çünkü stüdyoda oturup müzik yapacak zamanımız olmuyor.

Favori sanatçılarınız kimlerdir?

Müzik konusunda çok geniş bir zaman dilimini takip eden bir insanım. Türkiye’de ilk Türk bestecilerden, sanatçılardan, Mustafa Itri’den tutun da,

Aşık Veysel gibi günümüze kadar gelen isimleri fazlasıyla dinleyen birisiyim. Yine günümüz popüler sanatçılarından Tarkan, Ajda Pekkan, Sezen Aksu dinlerim ve bestelerini İstanbul’daki ekibimizle birlikte yenilemek için çalışmalarımız devam ediyor. Onlar da bizim stüdyomuza ziyarete gelirler.

Ülkemizde bir dönem Kurtlar Vadisi dizisi çok meşhurdu, şimdi de La Casa de Papel furyası başladı. Netflixte yayınlanan çok popüler bir dizi, Türkiye’den sonra Meksika, İtalya, İspanya gibi ülkelerde de çok fazlasıyla izlenen bir dizi. Şarkının müziğini yapıp onlara gönderdik ve çok beğendiklerini, 3. Sezon için daha hareketli bir versiyon aradıklarını


ve bizim yaptığımız versiyonun da tam aradıkları versiyon olduğunu söylediler. Bu durum bizim için biraz da şans oldu tabi ki, sonra biz İtalya’ya davet edildik ve İtalya’da Vatikan’da, La Casa de Papel kostümlü 8 dansçıyla beraber bir şov sergiledik. Şimdi de şarkıya bir klip çekmeyi düşünüyoruz ve yönetmenlerimiz şu anda alt yapıyı hazırlıyorlar, muhtemelen önümüzdeki ay Kolombiya’ya gidip klip çekimi gerçekleştireceğiz. Şarkı çok güzel gidiyor, ben her gittiğim festivalde şarkıyı çalıyorum. Dizi için de sabırsızız çünkü 2019’da çıkacak bir versiyon ama dizi karakterlerinden Tokyo kendi story’sinde şarkıyı paylaştı bu bizim için çok güzel bir olay. Bütün dünya bu diziyi bekliyor. Dizi ve şarkıda çok büyük bir bütünlük olacak diye düşünüyorum. Merakla bekliyoruz, bekleyip göreceğiz.

Dünyaya açılan bir sanatçı olarak sizin gibi müziğe, DJ’liğe veya diğer sanat, spor dallarına ilgisi olan gençlerimize ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz? Ben DJ’lik için her zaman, her şeyden önce iyi bir araştırmacı olunması ge-

rektiğini söylüyorum. Şu an da bilindiği gibi Youtube ve Spotify gibi hep paylaşıma açık sayfalar ortaya çıktı. Bunları mutlaka araştırsınlar, bir yere gidip eğitim alamasalar bile en azından Youtube’den izledikleriyle kendilerini geliştirebilirler, bu çok güzel bir olay. Dünyanın neresinde olursanız olun kendinizi geliştirebilirsiniz, ben bile hala eğitim verirken dahi birçok şeyi yeniden öğrendiğimi düşünüyorum. Çünkü yeni ekipmanlar çıkmaya devam ediyor. 2019’da belki de eldiven takıp müzik yapmaya başlayacağız, az çok bu işin nerelere gelebileceğini tahmin edebiliyoruz. Buna paralel olarak telefonlar, faklı teknolojiler gelişiyor, sözün özü iyi bir araştırmacı olunması gerekiyor.

Türkçe müzik söylenerek dünya starı olunur mu? Neden olunmasın? Ben yaptığım performanslarda Arapça şarkılar da çalıyorum, Rusça şarkılar da çalıyorum ve insanlar deli gibi dans ediyorlar. Gittiğim bazı yerlerde Türkçe şarkıların ufak versiyonlarını deniyorum. Hatırlarsanız The Weekend Nüket Duru’yu kullanmıştı. Yani dünyaca ünlü sanat-

çılar da Türk sanatçıların sample’larını kullanıyorlar. Burada önemli olan bu işe biraz daha açık olmak ve toplum olarak destek vermek.

Geçmişteki yetenekli sanatçılarımızın eserleri tam olarak araştırılmadan yeni işler mi ortaya konuluyor?

Hayır, buradaki sıkıntı marketingden kaynaklanıyor, bu işi doğru pazarlayamadığımızdan kaynaklanıyor. Hâlbuki yurt dışında fazlasıyla kullanılan çok güzel eserlerimiz var. Türkiye’de maalesef insanların haberi bile yok. Az önce de bahsettiğimiz gibi La Casa de Papel şu an da İtalya’da, Fransa’da çok büyük sevgiyle karşılanıyor, dinleniyor ama Türkiye’de diziyle ilerliyor, burada biraz magazinsel ilerlemek gerekiyor. Sanata çok fazla değer vermediğimizin bir göstergesi aslında bu, toplum olarak bunlara açık olursak, sanata değer verirsek az önce bahsetmiş olduğum İtalya, Fransa gibi bu başarıları ülkemizde de elde edebiliriz.

Çok teşekkür ediyoruz. Başarı haberlerinizi bekliyoruz. Ben teşekkür ediyorum.

www.metropoldergileri.com

43


HABER

44

MİS KOLEJİ EĞİTİME BAŞLADI

Anaokulundan ilkokula, ortaokuldan Anadolu Lisesine, otizmli, down sendromlu ve üstün zekalı öğrenciler için oluşturulmuş özel farkındalık sınıflarıyla Konya’da eğitime farklı bir bakış getiren Mis Koleji eğitime başladı.

Mis Koleji ile Konya yeni ve farklı bir eğitim kurumu kazandı. 2018-2019 eğitim öğretim yılında eğitime başlayan Mis Kolejinin açılış gününde öğrenciler aileleriyle birlikte açılışta hazır bulundu. Açılışta konuşan Mis Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Salih Özkan, “Mis Grup olarak Mis Kolejini ülkemize ve Konya’mıza kazandırmaktan mutluyuz. Donanımlı bir okul binası inşa ettik. Öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz için her şey düşünüldü. Okul binası olarak örnek bir bina oldu.

Eğitim sektörümüze yeni ve modern bir bina kazandırmış olduk. Bundan sonra söz, eğitim kadromuzda. Geleceğimiz çocuklarımız için her türlü hazırlığı yaptık. Ailelerimizin gönülleri rahat olsun. Hep birlikte yeni başarılar kazanacağız. Mis gibi bir eğitim anlayışını uygulayacağız.” dedi. Mis Koleji Kurucu Müdürü Nesrin Özbedel de, Mis Koleji olarak Konya’da ve Türkiye’de ciddi işler yapmak için kurulduklarını, milli ve manevi değerlerine sahip, insan gibi insan yetiştirmek için hazırlık-

larını yaptıklarını, Atatürk ilkelerine sahip çıkan, dünya ile rekabet edebilen, yenilikçi ve özgüvenli bireyler yetiştirmek için program hazırladıklarını, Mis Koleji eğitim kadrosunun da konusunda uzman, tecrübeli ve dinamik bir kadro olduğunu ifade etti. Mis Koleji öğretmen kadrosunun öğrencilere ve velilere tanıtıldığı açılış programında Mis Koleji Kurum Temsilcisi Bahattin Işık ve Mis Koleji Anadolu Lisesi Müdürü Nureddin Sarıaltın öğretmenlere çiçek takdim etti.


www.metropoldergileri.com

45


RÖPORTAJ

46

Seycan Çakır

Beyzat Aksoy

ANB OTOMOTİV SAHİBİ

ALİ NACİ BAYKO

Ali Naci Bayko için başarı asla tesadüf değil Yılların deneyimi ve çok çalışmanın firmaya kazandırmış olduğu saygınlığı ve devamlılığı sağlamak, her zaman bir adım daha ileri gidebilmek için, firmanın kalitesinden ödün vermeden belli prosedürlere uygun etkin ve verimli çalışması firmayı diğer firmalardan ayıran en büyük özelliklerden biridir. Başarıya giden yolda emin adımlarla ilerlemiş ve yaptığı işin üstadı olan ANB Otomotiv sahibi Ali Naci Bayko ile otomotiv sektörü ve kalite yönetimi üzerine bilgi dolu bir röportaj gerçekleştirdik.

Naci Bey, röportajımıza sizi tanımakla başlamak istiyorum, Ali Naci Bayko kimdir? 1977 yılında liseyi bitirdikten sonra anne babamın orada olmasından dolayı Hollanda’ya gittim. Bir yıl kadar Hollanda’da işçi olarak çalıştım ve 1978’de üniversite okumak için İngiltere’ye geçtim. İngiltere’de Chelsea Koleji Otomobil Mühendisliğini okudum ve 1982 yılında mezun oldum, bir müddet daha Hollanda’da kaldıktan sonra Türkiye’ye döndüm. 1985-90 yıllarına kadar Tofaş’ta, önce Kuş Serisi sac şekillendirme kalıpları ve daha sonra da Tempra motor projesinde Proje Mühendisi olarak çalıştım. Opel, Türkiye’ye yatırım yapınca 1990- 2003 yılları arasında Opel Türkiye’de çalıştım. Öncelikle 4 yıl boyunca Opel’in montaj hatlarının kurulması ve planlanması, sonrasında General Motor’un Avrupa organizasyonları ile birlikte global sourcing çatısı altında Türkiye ‘de ki potansiyel üreticilerden dünyadaki diğer General Motor fabrikalarına ihracat yaptırdım. 1998 -2003 yılları arasında da Opel Merkez Servisler Müdürlüğü, Hafif Ticari Araçlar Teknik Müdürlüğü ve bunların yanında da Araç Tip Onay Müdürlüğü görevlerini yürüttüm.


2001 yılında Opel kapanınca maden sektöründe kısa bir deneyim elde ettim, Newmont (Bergama) altın madeninde iş makinelerinin bakım ve onarım atölye şefliğini yaptım. Kısmetimize 8 ay sonra maden de kapandı, daha sonra Çerkezköy’e geçtim. Hattat Tarım Makinelerinde Üniversal, Valtra Traktör projeleriyle, tarımsal mekanizasyon alanında Yeni Projeler Müdürü olarak çalıştım. 2005 yılında Türkiye’deki araç muayene istasyonlarının özelleştirilmesi kapsamında TÜVTURK özelleştirme ihalesini kazandı ve başlangıçta 12 kişiden oluşan teknik grubun içinde Ege Bölge Müdürü olarak yer aldım. Akabinde Tekni Müdür olarak 2005 - 2008 yılları arası Türkiye’deki araç muayene istasyonlarının kurulması ve işletilmesi görevini üstlendim, 2008’de de emekli oldum. Emekli olduktan sonra da serbest olarak çeşitli alanlarda çalıştım. Proje bazlı çalışmaya başladım, biraz önce bahsettiğim tarım makineleri sektöründe bir firmanın ISO belgesi, CE belgesi ve deney raporlarını aldım. 2008-2012 yılları arasında Antalya’da dorse, izolasyon ve firigo kasa üretimi işleriyle uğraştım. 2013’den sonra İstanbul’a geri döndüm, geçmişte otomotiv sektörü ve TÜV’lerle çok büyük ilişkim vardı. Tüv Rheinland, Tüv Süd, Tüv Nord ve Tüv Avusturya ile proje bazlı çalışmaya başladım.

pıyorum. Çalışma hayatım şimdilik bu şekilde devam ediyor. Diğer tarafta bir yandan da yurt dışı projeler var. Hindistanlı traktör üreticilerinin, Türkiye’de ki projelerini takip ediyorum. Türkiye’deki firmalara hizmet verirken aynı zamanda yurtdışında çalıştığınız firmalar da var, Hindistan firmalarının Türkiye ayağını yürütüyorsunuz. Bu konu hakkında bilgi verir misiniz? Şöyle düşünelim şimdi, Hintli bir traktör üreticisi Türkiye’de montaj hattı kuracak veya traktörlerini Türkiye’de satmak istiyor. Traktörlerini Türkiye’de satabilmesi için Türkiye’de Ulusal Tip Onayı almak zorunda. Burada TSE veya yerel teknik servisler tarafından traktörler teste tabi tutuluyor. Başarılı olurlarsa Türkiye’den Ulusal Tip Onayı alıyorlar ve satış yapma hakkına sahip oluyorlar. Otomotiv sektöründeki yasal zorunluluklar konusunda neler söyleyebilirsiniz? 1996 yılında Türkiye, Avrupa Gümrük Birliğine tabi olduktan sonra, gümrük birliği şartları içinde şöyle bir madde vardı, “2000 yılı itibariyle biz AB’nin otomotiv sektöründeki uyum yasalarına geçiş sağlayacağız”. 2000 yılından itibaren Türkiye’de AB’nin yürütmekte

olduğu MARTOY Yönetmeliğine tabi olduk. İlk zamanlar bunun ne olduğunu anlayamadık ve şu an da belki hala anlayamıyoruz, peyderpey çeşitli test kuruluşlarının Türkiye’ye gelmesiyle birlikte, ilk başta Avrupa’da yapılan testlerin Türkiye’de yapılmaya başlanmasını sağladık, bunlar yasal zorunluluklar. Eğer yeni model bir araç üretildiyse satılabilmesi için mutlaka ve mutlaka yasal bir tip onayının alınması gerekiyor. Bu tip onayını genellikle ülkelerin Sanayi Bakanları verir, Türkiye’de de bu yetkinin sahibi Sanayi Bakanlığıdır. Sanayi Bakanlığı, TSE ile bir protokol yaptı ve son birkaç yıldır Sanayi Bakanlığı adına bu işi TSE yürütmektedir. Yasal zorunluluktan kastımız bu ve bunun yanında da her bir araç üzerindeki kullanılan aksam ve sistemlerin de belirli testlerde başarılı olup geçmesi, belgelendirilmesi gerekir. Kalite yönetim sistemi nedir? Türkiye’de bilinmeyen veya insanların anlamak istemedikleri konulardan bir tanesidir. Kalite Yönetim Sistemi dediğimiz zaman, bir işletmenin yönetimsel sistemini belirli standartlar altına oturtması ve belirli standartların sağlanması anlamına geliyor. Birde şöyle bir şey var, Üreticiler “ben kalite belgesi aldım” diyor, ne belgesi aldığını sorduğumuzda “İSO 9001 belgesi aldım”

2016 yılında kendi şirketim ANB Otomotivi kurdum, sonra yine İngiltere VCA onay kurumu kaplama lastik denetimlerine başladım. VCA’nın Türkiye temsilcisi olan Mobilite ile bir sözleşmem var. Bunların dış denetimlerini yapıyorum. Tüv Avusturya’nın traktör testleri, piyasada ikinci aşamada üretim yapan firmaların TSE’den 2. Aşama tip onaylarının alınması, bunun yanında Sigortalar Birliği OSEM’in adı altında onlarla birlikte Türkiye’de yeni hayata geçirdiğimiz “Eş Değer Parça Belgelendirme Programı” projesini yürütüyoruz. MESS, Metal- İş Sendikasının alt grubu SİBEM’le birlikte de otomotivcilerin ve makine bakımcıların sınavlarını yawww.metropoldergileri.com

47


RÖPORTAJ

48

diyor ve artık ürettiği her ürünün kaliteli anlamını taşıdığını zannediyorlar, böyle bir şey yok. Sen sistemini kontrol altına almış oluyorsun. ‘’Benim çalışan personelim, yıllık eğitimlerini alıyor, maaşlarını ve ödemelerini zamanında alıyorlar. Bunun dışında benim hammadde alışlarım ve girdilerim kontrol altında, üretim süreçlerim kontrol altında, ürettikten sonra satışım kontrol altında, sattıktan sonra müşterinin kullanım ve müşteriden gelen şikayetler kontrol altında. Gelen müşterinin şikâyetlerinin neler olduğunun izlenebilirliğini sağlayarak o şikayetleri gidermek için iyileştirme çalışmalarım kontrol altında’’diyorsun. ISO 9001’in ürün kalitesi ile alakası yok. Bunun yanında bir diğer asıl konu ISO 16949 belgesi, bu daha ziyade OEM dediğimiz ana üreticilere parça tedarik eden yan sanayicilerin veya alt sanayicilerin alması gereken bir belgedir. Parçanın kalitesi nasıl ölçülebilir? Ancak ki girdilerini, üretim prosesini, çıktılarını ve ürünün takibini yaparak kaliteye ulaşabilirsin. Kalite yönetim sistemi budur. Kontrolleri 3. bir taraf, akredite olmuş bir kurum, bağımsız bir gözle kontrol eder ve kalite belgesini verebilir. Türkiye’de, TSE, TÜV gibi benzer kurumlar bu belgeleri verebilir. Üreticiler için ara kontroller nelerdir? Bir üretici belge alana kadar belirli aşamalardan geçer. ISO 9001 belgesini bütün üreticiler almak zorunda, bunun dışında örneğin bir otomotiv parçası üretiyorum, bu da cam olsun, regülasyona tabidir. Regülasyon 43, R43 diye geçer. Otomobillerin camlarını kontrol ederseniz her yerde görürsünüz. E17, E37, E7 diye cam üzerinde yazar, onlar belgenin hangi ülkeden alındığını gösterir. Regülasyon R43 belge numarasının tanımıdır, “sen belgelendirdiğin bir ürünü dünya standartlarında ve bu sisteme tabi olan ülkelerde senin camın her ülke tarafından tanınır anlamına geliyor. Üretim esnasında veya 3 ayda bir, yaptığın beyana göre belirli testleri tekrarlaman gerekiyor. Bu testleri kendi laboratuarında veya kendi çalışma ortamında

tekrarlar, kayıtlarını tutarsın. Bir sonraki ara denetimlerde denetime gelen teknik servise testlerin kanıtlarını ibraz edersin. Aslında ara kontroller dediğim şeyler bunlardır. Bizde şöyle bir anlayış var,”ben başvurumu yaparım, teknik servis gelir, testleri yapar ve ondan sonra da ben belgeyi alırım işim biter” böyle bir şey yok, bu yıkılması gereken bir düşünce. Bunun sürdürülebilir olması lazım ve teknik servis yılda bir defa gelip bu kontrolleri yapar. Üretici kendi bünyesinde ara kontroller yapacak ki teknik servis geldiğinde üreticinin yapmış olduğu kontrolleri de denetleyecek.

Konya’da sektörün ihtiyaçları ne durumda? Konya’nın daha alması gereken çok yol var. Benim çalıştığım şirketlere baktığımızda, birkaç yıl önceki durumla bu seneyi kıyasladığımızda büyük gelişmeler var. Daha da bilinçleniyorlar ancak durumu pazar şartları da zora koşuyor. Mesela Türkiye’de satış sonrası pazarında merdiven altı üretilen bir malı satarken çok fazla sıkıntı yaşamazsınız, çünkü bizde kontrol mekanizması yok. Ama bu malı ihracata dönüştürüp yurt dışına satacağınız zaman, Türkiye’de ki gibi rahat satamazsınız, belgesinin olması zorunludur. Dünyaca tanınan herhangi bir regülâsyona tabiyse, o belge-


leri alma zorunluluğu vardır. Buradaki sıkıntılardan biri de şu, üreticiler “ben belgeyi aldım, artık önüm açık”, işte bu yanlış. O belgeyi alırken bir sürü çalışmalar yapılıyor, o çalışmaları üretim esnasında da geliştirerek sürdürmek gerekir. Geçen sene bir firmaya yaptığım denetimin verileri var elimde, eksikler nelerse yazmışım, rapor halinde veriyorum, eksiklerin durumuna göre 1 veya 2 aylık süre tanıyorum. Bu 1-2 ay içinde o eksikleri tamamlayıp bana gönderiyorlar. Küçük eksiklerse bunları e-mail yoluyla ya da fotoğraflayarak veya bir yatırım yapılacaksa, ekipman alınacaksa onların faturalarını ibraz etmek suretiyle, eksikliklerini tamamladıklarını belgeliyorlar. Bir sonraki denetime gittiğimizde de gerçek olup olmadığını doğruluyoruz. Türkiye’deki üreticilerin kalite yönetim sisteminin sürdürülebilir olduğunu ve hiçbir zaman unutmamaları gerektiğinin bilincinde olmaları gerekmekte. Sektöründe büyüyecekse veya yurt dışına açılacaksa bu tür belgeler firmalar için rutin bir standart oluşturuyor. O zaman bu belgeler pazar ve satış için kesinlikle gereklidir, diyebilir miyiz? Evet ve bu belgelerin zorunlu gereksinimleri vardır. Yapılması gereken gereksinimleri de yıl içinde peyderpey yerine getirmeleri gerekiyor. Açık söylemek gerekirse buradaki sorun yine, belgenin alınmış olmasından dolayı gelen rahatlık. Önemli olan sadece belge değil, kalitenin sürekliliğidir. Aynı şey tüm Türkiye’deki üreticiler için söz konusudur. Sektörde veya sanayiciler arasında bu belgelere yaklaşım nasıl? Patronların bu işi daha çok dikkate alması gerekiyor. Diyelim ki bir firmada kalite yönetim sistemi kurulmuş ve kalite yönetim temsilcisi seçilmiş, patron görevi ona vermiştir. Hâlbuki patronun da sorumlulukları vardır, patron sorumluluklarını yapmaz her şeyi kalite yönetim sorumlusundan bekler. Kalite yönetim sorumlusunun yanında üretim, satın alma, muhasebe gibi bölümlerin de görevleri vardır. Bunlar da

her şeyi kalite yönetim sorumlusuna yüklerse, o da belirli bir süre sonra iş yükünden bunalır ve bir şeyler yapamadığı zaman iş değiştirmeye kalkar. Türkiye’deki en büyük sıkıntılardan birisi de budur. Bu sebepten bu yıl içinde kalite yönetim temsilcisi olarak atanan bir kişiyi önümüzdeki yıl aynı pozisyonda göremiyorsunuz. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için firma kendi içinde sürdürülebilirliği ve düzeni sağlamak zorundadır. Sorunlardan birisi de, denetimin birini atlattıktan sonra yeni bir rutin de-

netime kadar hiçbir şey yapılmıyor. Denetim öncesi hemen apar topar, denetimin gereksinimleri yerine getiriliyor. Maksat denetimi bir sonrakine kadar atlatmak ancak kalite yönetim sistemini yürütmek bu değil. Sistemi oturtup yaşatmak lazım. Son olarak kalite yönetim sistemi ve belgelendirmelerle ilgili yapılması gereken prosedürleri firmalar hayata geçirdiği zaman ne kazanacak? Belge sahibi üretici ürünlerini paza-

ra sürdüğünde, belgesiz ürünlere göre bir artı kazanır. Çünkü belgeli üretici kendini ve ürününü kanıtlamıştır. Bu sadece Türkiye içinde değil yurt dışı pazarlarında da kendine yer bulacağı anlamına gelir. Kısaca belge sahibi olmak demek, ben sistemli çalışıyorum, benim her şeyim kontrol altında ve ben kalite üretiyorum demektir. Özellikle en büyük eksiklerden bir tanesi de üretici firmaların ara denetimler için kendi şirketlerinde ufak çaplı bile olsa bir laboratuar kurmaları gerekliliğidir. Türkiye’deki küçük veya orta ölçekli şirketlerin çoğunda böyle bir şey yok, belgeyi alıyorlar, ara kontrollerin yapılacağı taahhüdünde bulunuyorlar. “Biz bunları yıl içinde şu aylarda test edeceğiz veya test ettireceğiz” şeklinde beyan veriyorlar. Bir sene sonra kontrole gittiğimizde taahhütlerin yerine getirilmediğini görüyoruz. Hâlbuki kendi atölyeleri içinde küçük çaplı bir laboratuar kursalar, teknik servisler o laboratuarlarda doğrulama yapabilir ve dışarıya her zaman testler için para ödemektense kendi bünyelerinde bu testleri yapabilirler. Bununla birlikte bazı firmalarda dört dörtlük bir laboratuar kurulmuş ve her defa dışarıya para ödemektense, testlerini kendileri yapıyorlar. Bir defaya mahsus yatırım yapıp sonrasında kendi testlerini kendileri yapabiliyorlar, orta ve küçük ölçekli şirketlere tavsiyelerimden birisi budur. Bir diğer tavsiyem de şirkette böyle küçük çaplı bir laboratuar yoksa komşu şirketlerle ortak laboratuar kurabilirler. Mesela bir metal parçasının kimyasal analizi, sertliği, çekme mukavemeti gibi benzer testleri ortak kurdukları bir yerde yapabilirler. Özellikle benim üzerinde durmak istediğim konu ise şirket sahipleri ve yöneticilerinin kalite yönetim konusu üzerinde hassasiyetle durmalarıdır. Çünkü patron veya üst yönetim bu sisteme inanırsa bu sistem yürür ve firma başarı elde eder. Onlar inanmayıp bunu alt kurumlara ihale ederlerse bu sistem yürümez ve çöker www.metropoldergileri.com

49


HABER

50

MİSTİK MÜZİK FESTİVALİ DEVAM EDİYOR Hz. Mevlâna’nın 811. Doğum Yıldönümü Etkinlikleri kapsamında düzenlenen 15. Uluslararası Konya Mistik Müzik Festivali, 20 Eylül 2018 tarihinde TRT1 ile birlikte icra edilen “Ehl-i Beyt Aşkına” Konseri ile başladı. TRT’nin ekranlarında canlı yayınlanan konser, yurt içi ve yurt dışından büyük beğeni aldı. Bu yayın dünyanın dört bir tarafından izlendi. Selçuklu Kongre Merkezinde gerçekleştirilen “Ehl-i Beyt Aşkına”

konserine Konya Protokolü, yurt içi ve yurt dışından davetliler ile sanat severler katıldılar. Festivalin ikinci gününde Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu tarafından Tekke Müziği’nin çok özel bir formu olan Halveti Zikir Meclisi icra edilmiştir. Halveti Âyin-i Şerîf’i, Allah’a arınarak ulaşmak isteyen canların, beş yüz yıla

Abdüssettar YARAR

Konya Kültür ve Turizm Müdürü

yaklaşan geleneklerinin gönülleri nasıl ilmek ilmek dokuduğunu resmetmektedir. Bu Âyin-i Şerîf izleyici tarafından çok beğenilmiştir. 22 Eylül 2018 Cumartesi gecesi Afganistan’dan Sarod üstadı Daud Khan SADOZAI ve ekibi Afganistan mistik müziklerinden örnekler verdi. Almanya’da bulunan Hint Müzik Akademisi’nin başkanlığını da yapan Daud


Khan SADOZAI, dünyada ve Avrupa’da sık sık canlı performanslar sergiler, televizyon yayınlarına çıkar, müzik albümleri çıkarır. Konya’daki performansı da sanatseverler tarafından büyük ilgiyle izlenmiştir. 23 Eylül 2018 Pazar gecesi Fas’tan kendi kuşağının en güçlü sanatçılarından birisi olan Redwan EL ASMAR Fas’a özgü Melhoun tarzı müzik icra etti. Melhoun, Fas’ı diğer Arap ülkelerinden ayıran bir müzik türü olup 600 yıldan uzun bir süredir Fas sanatsal belleğinin ana kolu olarak kabul edilmektedir. Melhoun, yerel ağızla veya klasik şiir yoluyla Peygamberi öven sözleri, ağıtları, sevgi ve barış duygularını içeren özel ritimler ve otantik sözlerle renklendirerek icra edilen Fas’a özgü bir müzik türüdür. Redwan EL ASMAR’ın icra ettiği Fas müzikleri seyirciler tarafından beğeniyle izlenmiştir. 24 Eylül 2018 Pazartesi gecesi Klasik Arap ve Sûfi Müziğinde yükselen bir değer olan Lübnan’lı Solist ve Ud Sanatçısı Daline JABBOUR tarafından Mowashhat ve Tarab tarzında klasik Arap müziği icra edilecektir. Daline ve gurubu, yüz yıldan fazla bir süredir ihmal edilen bu müzik türünü yeniden canlandırmayı amaçlamaktadır. Bu konser Mevlâna Kültür Merkezi Sultan Veled Salonu’nda gerçekleştirilecektir. 25 Eylül 2018 Salı gecesi Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan konsere, İran’dan Şems Topluluğu katılmakta olup bu konser için özel bir repertuar hazırlamışlardır. Şems Topluluğu, Tambur’u Sûfi tekkelerinden alarak dünyaya tanıtan bir müzikolog olan Keyhüsrev Purnazeri tarafından 1980 yılında İran’da kurulmuştur. Purnazeri, Tambur müziğine dayalı besteler yapan ve bunu Mevlâna’nın şiirleriyle ve diğer bir geleneksel Sûfi enstrümanı olan Tef ile birleştiren ilk kişidir. Geleneksel Pers vokallerinin en saygın isimlerinden biri olan Hümayun Şeceriyan, ilk kez bu etkinlikte Şems Topluluğu ile birlikte sahne alacaktır. Bu konser için şehrimize İran’dan turlar düzenlenmiş olup çok sayıda İran’lı sanatseveri şehrimizde ağırlamaktan memnuniyet duyacağız. www.metropoldergileri.com

51


ADVERTORIAL

Çanan Şayir

52

Hepimizin duyduğu ama hakkında çok da fazla bilgi sahibi olmadığımız yada kulaktan dolma bilgilerle öğrendiğimiz bioenerji konusunu işin ustası Erol Konuk ile konuştuk.

İnsanın hayata bakışını değiştiren sağlıklı pozitif dokunuşlar… Okuyucularımız için kendinizden bahseder misiniz? 1951 Ankara doğumluyum. Üniversite idari yöneticisi, ilaç firma bölge müdürü ve Avrupa Birliği araştırma geliştirme uzmanı olarak görevler yaptım. Şuan da Sağlık Bakanlığı Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Komisyonu ve Çalıştay Danışmanı, Bioenerji uzmanı ve eğitmeni olarak görevime devam etmekteyim. Tamamlayıcı Tıp ve Bioenerji Pratis-

BİOENERJİ UZMANI VE EĞİTMENİ

yenleri Derneği Genel Başkan Yardımcısıyım.Rusya’da alternatif tıp bioenerji eğitimi gördükten sonra Master Eğitmeni sertifikasını aldım.Uluslararası Rusya Alternatif Tıp Akademisi ve Kazakistan Ruhsal Sağlık ve Psikoloji Bilimini bitirdikten sonra Kozmik Enerji 1-2-3 dereceleri eğitimini tamamladım. Avrupa Birliği Sağlık Örgütü tarafından Tamamlayıcı Alternatif Tıp Uzmanı diploması ve nişanını aldım. Daha sonra

EROL KONUK

Amerikalı Doktor EricPearl’denTheReconnection ve Reconnective Healing (Tekrar Bağlantı Enerji Şifası ve Uygulaması Level I – II – III eğitimleri ve diplomasını aldım. 30 yıldır Bioenerji Uzmanlığı yapmaktayım. Bioenerji nedir kısaca bahseder misiniz? Sinir sistemimiz, doğadaki enerji dengesine uyum gösterecek şekilde programlanmış olduğundan, dengenin bozulmaması için, irademizin dışında reaksiyonlar gösterebilmektedir. Ne yazık ki, yaşadığımız ortam (hava kirliliği, hormonlu gıdalar, zararlı elektromanyetik dalgalar, ozon tabakasının delinmesi vs.) yaşam tarzımız ( aşırı stres, dengesiz beslenme, spor yapamama) ve öfke, korku, üzüntü gibi duyguları içimizde bastırmamız, enerji dengemizi ciddi şekilde bozabilmektedir. Bu aşamada; bedenimizin dili olan ağrı, uykusuzluk, çarpıntı, terleme, daralma, sinirlilik, yorgunluk isteksizlik, iktidarsızlık gibi şikâyetler belirmeye başlar. Meydana gelen bu rahatsızlıkların ana nedeni, vücudumuzdaki bioenerji dengesinin bozulmasıdır. Bioenerji kozmik bir hayat akımı de-


hatsızlıklar meydana gelmektedir. Bioenerji seansının faydaları nelerdir? Bağışıklık sistemini güçlendirir. Hücrelerin yenilenmesini sağlar. Vücuttaki kan dolaşımını ve metabolizmayı hızlandırır. Kronik yorgunluğu ortadan kaldırır ve ruhsal, zihinsel durumu düzenler. Her türlü ağrıda etkilidir ve vücudun bozulan fonksiyonlarını düzenleyip vücut dengesini sağlar.

mektir. Bioenerji vücudu bir bütün olarak ele alıp vücudu ruhsal, duygusal, fiziksel, düşünsel ve zihinsel olarak güçlendirir. Dünyada ve evrende her şey denge üzerine kurulmuştur ve devamlı titreşim vardır. Bioenerji şifası insanı ruhsal ve fiziksel olarak güçlendirir. Bioenerjimizin dengede olması, sadece rahatsızlıkların kısa sürede şifa bulması için değil, aynı zamanda olabilecek rahatsızlıklardan korunmak için de gereklidir. Bioenerjinin amacı; enerji kanallarındaki tıkanıklıkları ortadan kaldırmak ve enerjinin doğal akışını tekrar sağlamaktır. Bu şekilde sağlanan denge tamamen doğal olduğu için, yan etkisi söz konusu değildir. Bioenerji nasıl uygulanır? Bioenerji seansında alet, ilaç, iğne, cihaz kullanılmadan kişinin bedenine dokunulmadan aktarılmasıdır. Bioenerjinin uygulanması sırasında yapılan işlem vücudun (fiziksel ve düşünsel bedeninin) negatif enerji birikimlerinden temizlenmesinden ibarettir. Rahatsız olan kişide rahatsız olan bölgesinde ısınma, yanma, soğuma, karıncalanma ve uyuşma olarak hisseder. Bioenerji vücudu duygusal, zihinsel, ruhsal, düşünsel ve fiziksel olarak dengelenmesini yaptığı için kişinin rahatsızlıkları, alışkanlıkları, öfkeleri, üzüntüleri, küskünlüklerinde değişiklikler meydana gelmektedir.

Uzaktan seans yapılabiliyor mu? Bioenerjistin yanına seans için hastalık iş ve zaman nedeni le gelemeyecek olan kişiler hastanede ve yoğun bakımda yatanlar, çalışanlar, izin alamayanlar ve yurt dışında olanlar uzaktan bioenerji seansı alabilirler. Uzaktan enerji seansında mesafe mekân ve zaman kısıtlaması yoktur. Bioenerji senası uzaktan da enerji frekansı ve transferi ile uygulanabilmektedir. Uzaktan yapılan enerji sırasında da yakından yapılan seans etkilerini hissedebilirsiniz. Seanslarımız 3.seansta değerlendirme yapılarak 7 seansa kadar yapılmaktadır. Seanslar günde 1 defa ve her gün arka arkaya yapılmaktadır. Tekrar Bağlantı ( TheRecconection) seansı hakkında bilgi verir misin? Tekrar bağlantı bedenimizdeki enerji noktalarını birleştiren benzersiz bir deneyimdir. Tekrar bağlantı seansı ömür boyu bir defa yapılmaktadır. 2 farklı günde yapılan iki seansta gerçekleşir.

Tekrar Bağlantı seansının uygulaması sonrasında hücrelerinizde canlanma oluşur. Varlığınıza ait parçalar geri döner. Kişi bunu zamanla bedeninde kendisini rahatlatan istemsi kas hareketleriyle hissedebileceklerdir. Böylelikle farklı rahatsızlıklarınızla hücreleriniz ve dolayısıyla doku ve organlarınız yenilenecektir. Bioenerji seansı almak için ne yapmamız gerekiyor? İstanbul – Ankara – İzmir – Almanya’da bulunan bioenerji merkezlerimizle iletişime geçilebilir ya da çağrı merkezimizi arayarak hem detaylı bilgi hem de randevu alabilirsiniz. Çağrı Merkezimiz 0507 358 61 12 Web sitemiz: www.erolkonuk.com www.bioenerjiakademisi.com E-mail: eekonuk@hotmail.com Siz bioenerji eğitim seminerleri veriyor musunuz? Bioenerjist olmak isteyen sertifikalı eğitim seminerine katılıp kendilerine ailelerine ve yakın çevrelerine faydalı olmak için arayabilirler. Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz? Bioenerji anlatılmaz, yaşanır… Sağlıklı ve mutlu yaşamak için bioenerji seansına gelerek bunu deneyimleyebilirsiniz.

Rahatsızlık nedenleri nelerdir? Kişinin olumsuz düşünceleri ve çevresel nedenlerden dolayı bağışıklık sisteminin çökmesiyle vücuttaki enerji sistemindeki tıkanıklar nedeniyle rawww.metropoldergileri.com

53


HABER

54

GASTRONOMİNİN KALBİ ÜÇ GÜN MERAM’DA ATACAK Bu yıl, “Aşımız, Aşk Ola” sloganı ile gerçekleştirilecek olanAteşbaz Veli Aşçı Dede Mutfak Kültürü Günleri başlıyor. 3 gün boyunca dolu dolu geçecek ve renkli görüntülerin yaşanacağı Mutfak Kültürü Günlerinin tanıtımı için basının karşısına geçen Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, Ateşbaz-ı Veli isminin gerek Konya gerek Meram gerekse kendisi için önemli bir değer olduğunu hatırlattı. Toru, gastronominin kalbinin atacağı, birçok ilkin ve birbirinden renkli görüntülerin yaşanacağı etkinliklere tüm Konya ve tüm Türkiye’yi davet etti. Ateşbaz Veli Aşçı Dede Mutfak Kültürü Günleri başlıyor. Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, 27/28/29 Eylül günlerinde “Aşımız, Aşk Ola” sloganı ile gerçekleştirilecek olan bu önemli etkinliğe vatandaşları davet ederek etkinlik programının tanıtımı için bir basın toplantısı düzenledi. Eski Augustus Otel yeni Bacıyan-ı Meram 2 Merkezinde gerçekleştirilen toplantıya etkinliğin paydaşlarından, Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES)’in Genel Başkanı Ramazan Bingöl de katıldı. “ATEŞBAZ TÜRBESİNİN ÇEVRESİ MUTFAK KÜLTÜRÜMÜZÜN MERKEZİ OLACAK” Ateşbaz-ı Veli isminin gerek Konya gerekse Meram için önemli bir değer

olduğunu hatırlatarak konuşmasına başlayan Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, belediyenin Ateşbaz’ın türbesinde yapılan çalışmaları hakkında bilgi verdi. Türbe çevresinde Meram Eskiyol ve Meram Yeniyol bağlantısını daha önce sağladıklarını hatırlatan Başkan

Toru, “Türbenin kuzeyinde bulunan mezbelelik alanı büyük bir park olarak düzenledik. Güneyinde kalan 5500 m²’lik alanın projelendirme çalışmaları tamamlandı. Bölgeyi turistler için bir odak noktası haline getirecek projeler üzerindeki tüm çalışmalarımız tamam-


ları ve tüm Türkiye’yi davet etti. TORU, MİLLET KIRAATHANESİNİN AÇILACAĞININ MÜJDESİNİ VERDİ!

landı. İleriki dönemlerde Sosyal ve kültürel olarak Mutfak Kültürü Müzesi, Selçuklu ve Mevlevi mutfağının tanıtılacağı bir kütüphane ve tüm damaklara en güzel şekilde hitap edecek restoranlarla, bu alan turizmin ve turistlerin hizmetine sunulacak. Meram’a büyük katkı sağlayacak tüm bu güzel projeleri önümüzdeki yıl hayata geçirmeye başlayacağız” diye konuştu. “HAZRET-İ PİR’İN DE, ATEŞBAZ’IN DA GÖNLÜMÜZDE Kİ YERİ APAYRI” Ateşbaz-ı Veli hazretlerinin kendi gönlündeki yerinin apayrı olduğunu ifade eden Başkan Toru, 4.5 yıl önce Başkan adaylığının duyurulduğunda ilk gittiği yerlerden birinindeAteşbaz’ın türbesi olduğunu söyledi. Hem Ateşbaz hem de Hazret-i Pir’e özel bir bağı ve bağlılığını olduğunu belirten Toru, bu etkinliklerin her iki isme hürmeten her geçen gün daha da güzelleştirdiklerinin altını çizdi. Mutfak Kültürü Günlerini, hem manevi yönden hem kültürel ve sosyal yönden hem de turizm açısından en detaylı şekilde değerlendirmeye çalıştıklarını kaydeden Başkan Toru konuşmasını şöyle sürdürdü; “Ateşbaz Veli’nin ismini tüm dünya duyacak ve bilecek. Etkinlikleri buna katkı sağlayacak şekilde her yıl büyüterek devam ettireceğiz. Bu yıl programımız 27 Eylül Perşembe günü Mevlana ve Ateşbaz Türbesi’nin ziyaretiyle başlayacak. Kazan açma mera-

simi ile devam edecek. Mevlevi mutfak kültürü canlandırmaları ile birlikte yerel lezzetlerin ikramı olacak. Yemek kültüründen sofra adabına hatta sofraya çağırışa kadar her yönüyle anlatılacak bu kültür. Sergiler ve standlar yine çok renkli. Programımızın ikinci bölümü Dutlu Koruluğu’nda devam edecek.” “MUTFAKGÜNLERİ, DOLU DOLU GEÇECEK VE RENKLİ GÖRÜNTÜLERE SAHNE OLACAK” Dutlu Koruluğu’nda bulunan Selçuklu Otağı’nda düzenlemeler yapıldığını ve çevresinde Türk Cumhuriyetlerinden gelen misafirlerin yöresel yemeklerini sergileyip ikram edeceklerini ifade eden Başkan Toru, etkinliğin 7 bölge 7 lezzet standı ile Türk dünyası lezzet stantları, Türk dünyası gastroşov, gastronomi alanında otorite Ömür Akkor ile Gürkan Şef’in gastroşovu, yöresel lezzetlerin öne çıkacağı stantlar, yöresel yemek yarışması ve kültürümüzdeki yemek türkülerinin yer alacağı konserlerle renklendirildiğini söyledi. Etkinlikler çerçevesinde düzenlenecek olan Aşure Çorbası etkinliğinde bu yıl değişiklik yaparak, Türk Dünyasından gelen misafirlerin kendi ülkelerinin meşhur ürünlerini de Aşure Çorbasında deneneceğini ve bunun halkımıza ikram edileceğini belirten Toru, 3 gün boyunca dolu dolu geçecek ve renkli görüntülerin yaşanacağı Ateşbaz Veli Aşçı Dede Mutfak Kültürü Günlerine tüm Konyalı-

Toru ayrıca, bu önemli etkinlikten bir gün önce de farklı konseptiyleTürkiye’de bir ilk olan ‘Millet Kıraathanesinin’ açılacağının müjdesini de verdi. Açılışa, Bilal Erdoğan ve Etnospor Yönetim Kurulu üyelerinin de katılacağını söyleyen Başkan Toru, “Millet Kıraathanesi’ne farklı bir bakış açısı getirdik. Görme engellilerin istifade edebilmeleri adına bril alfabesinde okuyabilecekleri, çıktı alabilecekleri, sesli kayıt yapabilecekleri bir alan oluşturduk. Bu noktada tüm teknolojik donanım onları bekliyor. Öte yandan Boğaziçi Üniversitesi Görme Engelliler Teknoloji Merkezine üye olduk. Orada bulunan basılı ve dijital bütün kitaplara erişimi sağladık. Türkiye’ye örnek olabilmek ve farkındalık oluşturabilmek adına bir ilki Meram’da gerçekleştirdik. Bu özel yatırımın 26 Eylül Çarşamba günü gerçekleştirilecek açılışına da tüm Konya’yı bekliyoruz” diye konuştu. BAŞKAN TORU, GELECEK NESİLLERE ÇOK ÖNEMLİ BİR MİRAS BIRAKIYOR” Meram Belediye Başkanı Fatma Toru’dan sonra söz alan Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES)’in Genel Başkanı Ramazan Bingöl de sözlerine ‘Başkanımızın çalışkanlığı ve vizyonerliğini tebrik ediyorum” diyerek başladı. Bu tür etkinliklerin, ne denli önemli ve büyük birer yatırım olduğunun ilerleyen zamanlarda anlaşılacağının altını çizen Bingöl; “Ateşbaz Veli’nin dünyada eşi benzeri yok. Dünyada türbesi olan tek şef. Türbesi de Meram’da. İyi bir tanıtım ile gereği yapılırsabür süre sonra tüm dünya buraya akın edecektir. Dünya’nın dört bir yanından şefler buraya geleceklerdir. Biz bile hayret edeceğiz buna. Ateşbaz bir elmas ve bu elmas Başkan Toru gibi bir nakkaşın elinde işleniyor. Başkan, bu elması hakkıyla işleyerek, gelecek nesillere çok önemli bir miras bırakıyor” diye konuştu. www.metropoldergileri.com

55


RÖPORTAJ

Çiğdem Kurut

56

Görme engeli başarıya engel değil Sinan Bülent Şimşek. Görme engelli Beden Eğitimi Öğretmeni ve basketbol antrenörü. Şimşek, ŞerifeAkkanatOrtaokulu’nda kurduğu basketbol takımıyla başarıdan başarıya koşuyor. Hem de okulunda basketbol salonu bulunmadığı için başka bir okulun spor salonunu kullanarak. İmkanlar sınırlı. Ve ekliyor, “Okul bahçemizdebir spor salonum olsa, ben bu takımla Türkiye şampiyonlukları elde ederim.”

Sizi tanıyabilir miyiz? Almanya doğumluyum. İlkokuldan beri sporun içerisindeyim. Aslen Osmaniyeliyim. 1986 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptık. Türkiye’de de spordan kopmadım.

GÖRME ENGELLİ BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ VE BASKETBOL ANTRENÖRÜ

SİNAN BÜLENT ŞİMŞEK Almanya’da eğitim sistemi farklı. Çocukların okuyacağı branşlaryeteneklerine göre belirleniyor.Benim gittiğim okulda farklı spor branşlarıbulunuyordu. Ben de ona göre Türkiye’ye dönüş yaptıktan sonra babama soruyordum; Almanya’daki gibi spor derslerimiz olacak mı? diye.Okul müdürümüz beden eğitimi dersinin olduğunu belirtti. ”Burada yüzme dersi alacak mıyım?”diye sorduğumda ise “Burada Karaçay var orada yüzersin”denildi. Ama spora devam ettim. Kendi alanımda yapabildiğimi yapmaya çalıştım. Ortaokul 1. Sınıfta

basketbolla tanıştım.O zamandan beri de basketbolu bırakmadım. Ortaokul, lise ve üniversite döneminde takımlarda oynadım. Basketbol adına temel olabilecek her türlü bilgiyi öğrendiğime inanıyorum hala da öğrenmeye devam ediyorum. Büyük bir gayret ve çalışma ile Eskişehir Anadolu üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu’nu kazandım.Üniversite bittikten sonra hedefim spor üzerine bir şeyler yapmaktı. Hedefimi ilk olarak Osmaniye’de denedim. Rahatsızlığımın öncesinde çeşitli kulüplerde antrenörlük yaptım. Bu dönem içerisinde Konya’da Beşiktaş Basketbol Okulu açtım. Yine aynı dönemde 2 yıl boyunca tekerlekli sandalye basketbol antrenörlüğü yaptım. Tüm bu süreçler içerisinde çalışmış olduğum


özel kurumda okul basketbol takımı ile Konya 2. liği başarısını yakaladık. Göz rahatsızlığınız da Konya’da mı başladı? Konya’da çalıştığım sıralar rahatsızlık geçirdim.Rahatsızlığım nedeniyle göz tansiyonundan gözlerimi kaybettim. Allaha çok şükür sabrımız tükenmeden gayret ederek yola devam ettik. Rahatsızlığım sonucunda bir yıl bocalama dönemi yaşamamın ardından çevremin desteği sayesinde toparladım. ŞerifeAkkanat ilkokul kısmında beden eğitimi öğretmenliğine başladım.Okulun ilkokul ve ortaokul kısmı ayrılınca ortaokul kısmında kaldım. Her zaman istediğim; kendi bilgilerimi aktarabileceğim,kimsenin karışmadığı bir takım kurmaktı. İlkokul 4. ve 5.sınıflarda öğrenim gören öğrencilerden analizlere başladım. Çeşitli Anketler düzenledim. Spora ilgisi olan ailelerle iletişim kurdum. Teknik alt yapıyı hazırladım. Tüm bu veriler sonucunda 40 öğrenci ile basketbola başladık. Maalesef Türkiye’deki eğitim sistemi, ailelerin spora bakış açısı ve yine ailelerin çocuklardaki gelecek kay-

gısı, belirlediğimiz sayının düşmesine neden oldu. Bu durum beklediğim bir durumdu hiç şaşırtmadı beni. Kurduğumuz takımla 2 yıldır okullar arası müsabakalara 1 yıldır ise kulüp maçlarına katılıyoruz. Kızlar,erkekler

ve minik erkekler olmak üzere 3 ayrı takımımız var. Bahar turnuvalarında hem erkeklerde hem de kızlarda 2.lik aldık ve yine kızlarda kulüp maçlarında Konya 2.liği, erkeklerde ise Konya 4.lüğü başarısını yakaladık. Çocuklarımızla ara vermeden yoğun

www.metropoldergileri.com

57


RÖPORTAJ

58

göre tıpkı Almanya’daki gibi okullara yönlendirilmiş olsaydı-ki bu işler Almanya’da anaokulunda belirleniyorbizlerin işi çok daha kolay ve verimli olurdu. Maalesef eğitim sistemimiz her çocuğun akademik başarısını en yüksek düzeyi kazandırmak için uğraşan bir düzen. Oysa beş parmağın işlevi farklı farklıdır. Ben her zaman şunu savunurum. Eğitim 3 ayaklı saca benzetirim. Bu ayaklardan birisi de Beden Eğitimidir. Bu doğrultuda çocukların yeteneğini keşfederken elimden geleni yaptığıma inanıyorum.

antrenman yapmaya devam ediyoruz. Beden eğitimi öğretmeni olarak öğrencilerin yeteneklerini keşfetmek,

onları bu doğrultuda yönlendirmek nasıl bir duygu? Aslında çocuklarımız okula başladığında bir spor dalına veya ilgi alanlarına

Kısıtlı imkanlara rağmen güzel işler başarıyorsunuz. Basketbol dışında başka spor dallarıyla da uğraşıyor musunuz? Görme engelli olduğum ilk dönem bocalama süreci yaşadım. Gerçekten hayata küstüğüm zamanlar da oldu. Bu süreçte görme engelliler camiasıyla da tanıştım. Yalnız değildim. Yaklaşık 4,5


yıldır onlarla Türkiye’nin çeşitli yerlerine gidiyoruz.Görme Engelliler Federasyonu’nun düzenlemiş olduğu atletizm müsabakalarına katılıyoruz. Son dört beş yılda 13,14 madalya aldım. Bunlardan biri yurtdışında aldığım gümüş madalya.Türkiye’de çeşitli başarılar elde ettik Disk, cirit alanında birincilik, en kötü ikincilik elde ettik. Görme yetimi kaybetmeden önce atletizmde kısa mesafe koşuyla ilgileniyordum ve derecem vardı. Görmemeye başlayınca tabi kısa mesafe koşu artık zorlaştı benim için. Biraz işin teknik kısmıyla uğraşayım istedim. En son 2017- 2018 yıllarında hem cirit, hem disk alanında iki altın madalyayla Konya’mıza döndük.Hedefimiz 2020 olimpiyatları. Türkiye’de sizden başka görme engelli antrenör var mı? Türkiye’de bildiğim kadarıyla görme engelli basketbolantrenörüyok. Biz antrenmanlarımızı oynayacağımız her maçı kazanmak hedefiyle antrenman yapıyoruz. Disiplini inancı ve kararlılığı çocuklarımıza öğretmeye çalışıyoruz. Yön duygum yok,sese göre hareket ediyorum.Çocuklarla beraber sahaya giriyorum, beraber çıkıyorum. Daha önce de belirttiğim gibi birçok şeyi yeniden öğreniyorum. Hiç bir zorluk yaşamıyorum çünkü sahada sporcularım benim gören gözüm oluyor. Göremediğiniz için oyuncularınızın oyunlardaki performansını nasıl çözüyorsunuz? Taktikleri daha öncesinden çalışıyoruz.Hücum esnasında topu herhangi bir sporcum götürüyorsa, sol taraftan içeri yüklenmelerde çocuğun ne yapacağını biliyorum. Çalıştığımız üç, dört tane oyun var. Bu oyunların üzerine yoğunlaşıyoruz. Aslında basketbol belli kalıplar içerisine sokulacak bir spor branşı değil. Biz çocuklarımıza ani ve en doğru kararı verme yeteneğini geliştirmesine yardımcı oluyoruz. Buradan şu sonuç çıkıyor: en uygun pozisyonda sayı at veya en uygun pozisyonda olan arkadaşına sayı attır. Savunmada ise, çocuklarıma öğretmeye çalıştığım 5 kişinin aynı şekilde savunma becerisini geliştirmek.

Son olarak neler eklemek istersiniz? Son olarak, okulumuza kapalı bir basketbol salonu yapılması ve malzeme eksiğimizin giderilmesi konusunda tüm sporseverlerin desteğini bekliyoruz. Ayrıca kulüp kurulma aşamasında desteklerini esirgemeyen Ali AkkanatBey’e ve Cahit Dursun Bey’e, yine dernek ve kulüp kurulma aşamasında okul yöneticisi ve öğretmen arkadaşlarımdan Selahattin Adaş, Selçuk Gür, Ahmet Ferdi Sönmez, Ahmet Burak

Yalnız, Çağlar Aydın, Alparslan Koç, Kamil Eryıldız’a teşekkür ediyorum. Kulüp faaliyetleri sürecinde bizleri destekleyen Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay’a, Konya Makine Mühendisleri Odası Başkanı Aziz Hakan Altun’a, Telefoncular Metal A.Ş. Yönetimi Tuğrul Bey’e ve Özcan Bey’e ve değerli velim Adnan Berber’e de teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum. Bugüne kadar bana inanan, güvenen ve yanımda olan veli ve sporcularım da iyi ki varlar. www.metropoldergileri.com

59


HABER

60

Öğün Ekmek’te hep aynı kalite

Öğün Ekmek’in Konya’nın tam buğday, köy ekmeği, ekşi mayalı ekmek gibi özellikli ürünleri odun ateşinde üreten ilk fırınlardan biri olduğunu söyleyen firma sahibi Burhanettin Boz, üretime başladıkları günden bu yana kaliteden asla ödün vermediklerini dile getirdi.

Konya’ya 2003 yılında Bursa’dan taşınıp 2005 yılında da Meram Yaka Caddesi’nde Öğün Ekmek Fırını’nı açtıklarını ifade eden Boz “ Fırın açmadan önce ön araştırma yaptığımızda Konya’da bu alanda bir eksiklik olduğunu gördük. Konya’da ilk köy ekmeği, tam buğday ekmeği ve katkısız doğal ekşi mayalı ekmeği odunlu taş kara fırında üreten firmaların başında geliyoruz. Halkımız da kaliteyi bozmamamız için sürekli bizi teşvik etti. Biz de kalitemizi bozmadan faaliyetimizi sürdürüyoruz.” diye konuştu. Burhanettin Boz sözlerini şöyle sürdürdü, “Sarı buğday unundan yapılan ekmeği-

miz, patatesli ekmeğimiz, haşhaşlı ekmeğimiz bol susamlı tava ekmeklerimiz de vatandaşımızın yoğun ilgisini görüyor. 24 saat açık olan fırınımızda sıcak simit, poğaça çeşitlerimizi de halkımızın beğenilerine sunuyoruz. Çok çeşitli pasta üretimimizle de özellikle ev hanımlarından büyük rağbet görüyoruz.”

Hijyen önemli

Tüm üretimin hijyenik koşullara uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini vurgulayan Boz, Konya Ticaret Odası’nda Fırıncılar Meslek Komitesi’nde de Meclis üyeliği görevim var. Ayrıca Fırın İşverenleri Sendikası’nda Yönetim Kurulu Üyeliğim devam ediyor. Mesleğimizin daha kaliteli icra edilmesi yönünde çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.” Dedi.


www.metropoldergileri.com

61


HABER

62

ELDAY Genel Müdürü Muharrem Yamaç:

“Hurda İthalatına Harcadığımız Kaynakla Üç Tane Yerli Ve Milli Otomobil Fabrikası Kurabiliriz”

Bugüne kadar 15 bin tondan fazla atık elektrikli ve elektronik eşyayı geri dönüşüm zincirine kazandıran ELDAY, Türkiye’deki e-atık sorununa dikkat çekiyor. Türkiye’de yılda ortalama 500 bin ton e-atık çıktığını ve bu rakamın her yıl yüzde 10 arttığını belirten ELDAY Genel Müdürü Muharrem Yamaç, “2015 yılında toplam e-atık miktarımızın sadece yüzde 5’ini geri dönüşüm zincirine kazandırabildik. Oysa ithal ettiğimiz hammaddeye elimizdeki hurdalardan ulaşırsak, yurtdışına aktardığımız bu kaynaklarla üç tane yerli ve milli otomobil fabrikası kurabiliriz” diyor. Elektrik ve Elektronik Geri Dönüşüm ve Atık Yönetimi Derneği İktisadi İşletmesi ELDAY, dünyada ve Türkiye’de her geçen gün artan e-atık sorununa dikkat çekiyor. “Global E-Atık İzleme 2017” raporuna göre, dünya genelinde 2016’da televizyon, buzdolabı, cep telefonu ve diğer elektrikli ürünlerden oluşan e-atık miktarı 44,7 milyon tona ulaştı. 4.500 Eyfel Kulesi’nin toplam ağırlığıyla eşdeğer olan bu rakamın 2021 yılına kadar 52,2 milyon tona ulaşacağı öngörülüyor. Aynı rapora göre, e-atıkların toplam değerinin 55 milyar euro olduğu tahmin ediliyor. AEEE geri dönüşümünde lider ülke Lihtenştayn Türkiye’de de durumun çok farklı olmadığını anlatan ELDAY Genel Müdürü Muharrem Yamaç, “Ülkemizde yılda ortalama 500 bin ton e-atık çıkıyor ve bu rakam gelişen teknoloji ve değişen tüketici ihtiyaçları neticesinde her yıl yüzde 10 civarında artış gösteriyor. Ancak iş, bu e-atıkların geri dönüşümüne geldiğinde maalesef tüm Avrupa ülkeleri arasında son sıralarda yer alıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre 28 bin ton e-atık geri dönüştürüldü. Bu rakam toplam atığın yaklaşık yüzde 5’ine denk geliyor. Oysa aynı yıl dünyanın en küçük ülkelerinden biri olan Lihtenştayn yüzde 127,1 oranında AEEE geri dönüşümüyle tüm

Avrupa Topluluğu (AB) ülkelerini geride bıraktı. AEEE geri dönüşümünde Lihtenştayn’ın ardından Bulgaristan yüzde 96.5 ile ikinci, Hırvatistan yüzde 58.3 ile üçüncü sırada yer aldı” diyor. ELDAY olarak 15 bin tondan fazla atık elektrikli ve elektronik eşyayı (AEEE) geri dönüşüm zincirine kazandırmayı başardıklarının anlatan Yamaç, geri dönüşümde AB ülkelerini yakalayabilmek için gidilmesi gereken çok uzun bir yol olduğunu söylüyor. Son 10 yılda hurda ithalatı için ortalama 6.5 milyar dolar harcandığının altını çizen Yamaç,

bu rakamın yaklaşık olarak cari açığımızın yüzde 10’una denk geldiğini belirtiyor. 1 kilo demir üretimi için 200 kilo cevher yerine 2 kilo AEEE Geri dönüşümün hem doğayı ve geleceğimizi hem de milli servetimizi korumak adına çok önemli olduğunu hatırlatan ELDAY Genel Müdürü Muharrem Yamaç, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Oysa ithal ettiğimiz hammaddeye elimizdeki hurdalardan ulaşırsak, yurtdışına aktardığımız bu kaynaklarla


gilerini iletebilirler. E-atıkları atık taşıma araç ve personelleri ile bulundukları yerden teslim alınarak geri dönüşüm tesisine ulaşacak ve geri dönüştürülecektir. Bu kampanyayla geçen yıl 150 ton AEEE toplayarak bunlardan elde edilen gelirle 5 bin ağaç diktik.”

üç tane yerli ve milli otomobil fabrikası kurabiliriz. AEEE’ler geri dönüştürüldüğünde plastik, metal gibi kısımları fiziksel yollarla ayrılarak ikincil ham madde olarak piyasaya sürülüyor. Üretim girdisinde cevher ve fosil yakıtların kullanması yerine geri dönüştürülmüş hammaddelerin kullanılması, yeryüzü kaynaklarının korunmasında büyük rol oynuyor. 1 kilo demirin elde edilmesi için 200 kilo cevherin çıkarılması ihtiyaç duyulurken 2 kilo AEEE geri dönüşüm prosesinden elde edilen demir yeterli oluyor. Elektronik atıklarda bulunan değerli maddeler geri kazanıldığında enerji tasarrufu sağlanıyor, emisyon salınımı ve fosil yakıtların kullanımı da azalıyor.” 1 floreasanın içindeki cıva 30 bin litre suyu kirletiyor Eski ürünlerin kullanımı enerji sarfiyatını arttırırken, atık halini almış elektrikli ve elektronik eşyaların (EEE) uygun şekilde geri dönüştürülmemesi kurşun, cıva, brom ve krom gibi zehirli materyallerin salınımı dolayısıyla insan sağlığına ve doğaya zarar verdiğini anlatan Yamaç, “Örneğin 1 floresanın içerisinde bulunan cıva 30 bin litre suyu kullanılamaz hale getiriyor. Bir çay kaşığının 70’te 1’i civa bile 80 bin m²’lik göldeki suyu kirletip yaşayan balıkların yenmesini engelliyor. 80 bin m² ise Topkapı Sarayı’nın kapladığı alana eşit” diyor.

zanıldı Tüketicilerin e-atıklarını kolayca geri dönüşüm zincirine dahil edebileceğini söyleyen Yamaç, şunları söylüyor: “Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği gereği tüketicinin e-atıklarına ücret ödenmiyor. Tüketiciler, yeni ürün satın aldıklarında eskisini, ürünü getiren bayi/servise ücretsiz olarak teslim edebilir. Bunun yanı sıra elektrikli ve elektronik eşyalarını servis ve bayilerdeki toplama noktalarına ya da belediyelerin getirme merkezlerine bırakabilir. Ayrıca tüm vatandaşlarımız AEEE’lerini bize ileterek ELDAY olarak Lions Kulüpleri ile hayata geçirdiğimiz “Atıklar Orman Olsun” kampanyamıza da destek verebilir. Bunun için www.atiklarormanolsun.com adresinden bulundukları şehri seçerek veya çağrı merkezimiz ve iletişim formu aracılığı ile e-atık miktarını ve iletişim bil-

E-atıklar ders kitaplarına da girecek E-atıkların çöp olmadığını bir kez daha hatırlatan Yamaç, bugüne kadar AEEE konusunda gerçekleştirdikleri farkındalık çalışmalarını ise şöyle anlatıyor: “Okullarda bilgilendirme toplantıları, eğiticilerin eğitimi seminerleri ve okul yarışmaları düzenledik. Son üç yılda 10 binden fazla toplama ekipmanı ve 50 binden fazla bilinçlendirme malzemesi dağıttık. Hazırladığımız ilk eğitim filmi olan “Sağlıklı Bir Gelecek İçin” animasyonunu 30 bin kişi izledi. Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşerek AEEE konusunda bilinci arttırıcı içeriklerin ders kitaplarında yer alması için çalışmalarımıza başladık. Okullarda yapılan çalışmalarının yanı sıra sivil toplum kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşlarıyla da işbirliğine giderek hem bilinçlendirme hem de atık toplama faaliyetlerine başladık. Beş bakanlığın çeşitli birimlerini ziyaret ederek elektrikli ve elektronik atıklar konusunda bilgi verip işbirliği yaptık. Çöp Şenliği, Atıklar Orman Olsun, Çevre Şenlikleri ve Kulüp Kaynaştırma Şenlikleri gibi projeler STK’larla yaptığımız çalışmaların sadece birkaçı. Şu anda yeni eğitim filmimizin okullara dağıtımı sürüyor, kamu spotumuz ise yayında.”

Atıklar Orman Olsun kampanyası ile gecen yıl 150 ton AEEE geri kawww.metropoldergileri.com

63


HABER

64


www.metropoldergileri.com

65


SPOR

66

Rasim Mövsümov BALLON D’OR JÜRİ ÜYESİ

“TÜRK FUTBOLUNU HER ZAMAN BEĞENMİŞİMDİR” FIFA Yılın Teknik Direktörü ödülüne aday Stanislav Çerçesov özel olarak Metropol Dergileri’ne konuştu. O şimdi bir kahraman. Tarihinde ilk kez FIFA Dünya Kupası’nı düzenleyen, Rusya’nın Milli Takımını ilk kez şampiyonanın çeyrek finaline taşıdı. Turnuvadan sonra da Cumhurbaşkanı Vladimir Putin tarafından Aleksandr Nevski Devlet Nişanı ile ödüllendirildi. Putin, 2 Eylül’de resmi sayfasında O’nun 55. doğum gününü kutlamayı da unutmadı. Rusya milli takımı teknik direktörü Stanislav Cherchesov, yani Çerçesov aynı zamanda FIFA’nın Yılın Teknik Direktörü ödülüne aday 10 kişiden biri. Benim de jüri üyesi olduğum ödül 24 Eylül’de London’da düzenlenecek törende sahibini bulacak. Evet, Çerçesov ilk 3’e giremese de teknik direktörünün aday olması Rusya futbolu için büyük başarı. Rusya İsveç’le birlikte 2018-2019 UEFA Uluslar Ligi’nin B ligi 2. Grubunda Türkiye Milli Takımının rakipleri. Ay-yıldızlılar 6 Eylül-7 Kasım tarihlerinde bu rakiplerle mücadele edecek. Metropol Dergileri için özel konuşan Stanislav Çerçesov Türkiye futbolunu şöyle değerlendirdi: “Türk futbolunu her zaman beğenmişimdir. Çünkü bana karakter olarak yakın. Takımları çok teknik, iyi ecnebiler alırlar, o yüzden Türkiye Ligi de güçlü. UEFA Şampiyonlar Ligi’nde de Lokomotiv Moskova, Galatasaray’la oynayacak. Moskova’da onları görme şansımız olacak.


Ben Türkiye kulüplerine karşı hiç oynamadım. Ama Milli Takımda 2 kez karşılaşmıştık ve her ikisinde berabere kalmıştık. Rusya Milli Takımdaki ilk maçım da Antalya’da Türkiye’ye karşı olmuştu (0-0). O yüzden Türkiye Milli Takımını çok iyi biliyorum, çok güçlü bir takım. 2018 Dünya Kupası öncesi son hazırlık maçımız da Türkiye takımıyla oldu (1-1). Milletler Ligi’nde de yarışmaya Türkiye ile başlıyoruz. Bu takımı büyük antrenör, arkadaşım Mircea Lucescu çalıştırıyor.”

rak Türkiye takımlarından transfer teklifi almadım.” diyen Çerçesov’un Azerbaycan’da oynama şansı olmuş. Ünlü futbol doktoru Boris Khetagurov 2018 Dünya Kupası zamanı sosyal medyada Çerçesov’un bir resmine yazdığı yorumda; 1983 yılında Spartak Vladikavkaz kulübünde oynadığı zaman onu Neftçi Bakü takımına transfer etmek istediklerini ve hatta bu amaçla Kuzey Osetya’ya gittiklerini, ama anlaşamadıklarını kaydetmişti. Çerçesov’da bunu doğruladı...

Milliyetçe Oset olan Çerçesov Rusya’nın Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyetinde doğdu. Zamanında Spartak Moskova, Dynamo Dresden ve Tirol Innsbruck kalecisi olmuş, 1989 ve 1990’da Sovyetler Birliği’nde, 1992’de de Rusya’da Yılın Kalecisi seçilmiş, 1989’da Sovyetler Birliği’nde Yılın Futbolcusu anketinde 2. olmuş, futbolcu olarak 2’şer kez Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası’nda oynamış...

Antrenörlüğe 2004 yılında Avusturya’da başlayan Çerçesov sonra Rusya kulüplerini çalıştırdı. 2016 yılında Legia Varşova takımına Polonya Şampiyonluğunu ve kupasını kazandırdı. Ağustos ayında ise Rusya Milli Takımının Teknik Direktörü görevine geldi.

Şimdi Rusya takımındaki yardımcısı Litvanyalı Gintaras Staučė 90’lı yıllarda Galatasaray, Karşıyaka ve Sarıyer’de kaleci olmuş. “Futbolcu dönemimde ve şimdi de teknik direktör ola-

Legia Varşova oyuncusu olan Guilherme Costa Marques, şimdi Malatyaspor’da forma giyiyor. Çerçesov, Brezilyalı orta saha oyuncusuna da değinmeden geçemedi: “Çok iyi oynuyordu. Bir çok mevkilerde oynadı. Ve hepsinde de iyi oynadı. İyi adam. Polonya Kupasını kazandığımız maçta da gol asisti yaptı.”dedi.

Rusya takımının defans oyuncusu Roman Neustadter ise Fenerbahçe forması giyiyor. Çerçesov, bununla ilgili: “Tabii ki Fenerbahçe’yi yakından izliyoruz. Dünya Kupası’ndan önce Fenerbahçe’nin Beşiktaş’la maçını izledim. Harika maç oldu, böyle derbilerin nasıl geçtiğini çok iyi biliyorum. Taraftarlar, maçın senaryosu, her şey harikaydı.” Son olarak Türkiye’yi sevdiğini söyleyen Rusya Milli Takımı Teknik Direktörü: “Zaman-zaman ailemle birlikte Türkiye’de dinleniyorum. Takımla da Belek’te hazırlık yapmayı seviyorum. Çünkü bunun için tüm şartlar var.”dedi.

www.metropoldergileri.com

67


KÖŞE

68

Tuğba BALDEDE BESLENME UZMANI

Kas yapmak için pirinç değil bulgur ye! Spor yapıyorsanız veya kas geliştirmeye çalışıyorsanız nasıl olur o kadar pilavı boşuna mı yedik diye kendinize soruyor olabilirsiniz. Çünkü limonlu su yağ yakar cümlesi kadar kas oluşumu için bol miktarda pirinç pilavı yenmeli cümlesi de yanlış bilgi haline dönüşebilmekte. Ayrıca limonlu su zayıflatır mı sorusuna daha sonraki yazılarımda değineceğim. Pirinç pilavı diyette uzak durduğumuz, diyabet hastası iseniz tüketilmemesi gereken bir besinken konu spor olduğunda neden bu kadar fazla tüketilir? Ya da daha kaliteli bir besin var mıdır? Öncelikle spor yapan bir kişinin aldığı karbonhidrat miktarı ve türü çok önemli. Sporcu beslenmesi ile ilgili dünyada yapılan çalışmalar ile egzersiz türü, yoğunluğu ve süresine göre sporcuların alması gereken karbonhidrat miktarı belirlenmiştir Karbonhidratlar egzersiz süresince kan şekeri seviyesini korur ve enerji ihtiyacını karşılar. Spor sonrası karbonhidrat almak egzersiz esnasında kullanılan glikojen depolarını tekrar doldurur.

Kas kaybetmemek için karbonhidrat tüketilmeli Kas deyince akla ilk proteinler gelse de kaslarımızın enerji kaynağı olarak karbonhidratları kullanıyor. Bilinmesi gereken yeterli karbonhidrat almadığı-

nız bir diyette maalesef enerji kaynağı olarak proteinler kullanılır . Bu durum beraberinde kas kaybıyla sonuçlanabilir. Bu nedenle egzersiz öncesi ve sonrası doğru karbonhidrat tüketimi hem kas yapısı için hem de performansın artması için çok büyük önem taşır. Egzersiz öncesi tükettiğiniz karbonhidratların türü de en az karbonhidrat tüketimi kadar önemlidir. Karbonhidratlar basit ve kompleks olarak ikiye ayrılırlar. Basit karbonhidratlar kan şekerinde hızlı yükseliş ve devamında düşüşe sebep olacağı için egzersiz sırasında performans düşüklüğüne sebep olabilirler. Ayrıca yapılan bazı çalışmalarda egzersiz öncesi alınan basit karbonhidratların insülin salgılanmasını artırarak yağ yakımını önleyebileceğini söylüyor.

Beslenmenizde karbonhidratların çoğunu kompleks karbonhidratlardan sağlamalıyız. Kompleks karbonhidratlar başlığı altında yeşil sebzeler, baklagiller, tam tahılları alabiliriz. Bulguru da tam tahıl grubunda alırız. Buğdaydan yapılan bazı ürünler buğdayın işlenmesi sırasında mikro besinlerden ayrılmaktadır. Bu öğütülme aşamasını buğday, bulgur üretimi sırasında yaşamaz ve protein, vitamin, mineral, diyet posasının, daha yüksek olduğu bir ürün ortaya çıkar. Kısaca bulgur; posa, lif açısından zengin, karbonhidrat değeri daha düşük ve protein değeri yüksek oldukça değerli bir gıda maddesidir.

Bulgurun protein oranı daha yüksek.


litesi, miktarı ve sıklığı önem taşıyor.

Bulgur listede ilk sırada Yapılan bir araştırmaya göre bulgur besin tablosunda bir numarayı almış, onu buğday, arpa, esmer pirinç, makarna ve yulaf takip etmiştir. Aynı araştırmada bulgur lif yönünden arpa ve yulaftan sonra üçüncü sırayı almış ve makarna ile buğdayı geride bırakmıştır. Bulgur posa/lif bakımından oldukça zengin bir besindir. Lif içeriği beyaz pirinç ve makarnaya oranla daha yüksektir.

Kaslardaki güç, bulgurdaki Günlük beslenmemizde protein ihtiya- şeker gibi etki gösteriyor. Glisemik magnezyum cımız ortalama 1 g/kg/gün’dür. Sporcularda bu oran değişmekle birlikte 1,5g/kg/gün’e kadar çıkabiliyor. Bu oran genellikle birçok sporcu için gün içerisinde tüketeceği besinler karşılanabiliyor.

indeksi düşük besinler kan şekerinin daha yavaş yükselmesine sebep olup daha uzun süre tok kalmamızı sağlar. Bulgur da bilindiği üzere uzun süre tok tutar ve zayıflama diyetlerinde de kullanılabilir.

1oo gram bulgurda 12 gram protein vardır. Ancak bu oran pirinç de düşmektedir. 100 gram pirinçteki protein oranı 2,7 gram.

Pirincin kilo ile olan bağlantısı bazı çalışmalarda bağlantılı görülmüş, bazılarında ise ilgisinin olmadığı belirtilmiştir. Pirinç bir çok ülkenin ana besini ve ülkemizde de çok yaygın bir biçimde tüketiliyor. Pirincinde faydaları ve besin değeri de göz ardı edilemez. Ancak tüketimiz besinlerin ka-

Pirinç kilo mu aldırıyor? - Bulgurun glisemik indeksi 48 ancak pirincin glisemik indeksi 87, adeta

Bulgur magnezyum ihtiyacımızı da önemli ölçüde karşılar. Magnezyum kas kasılmasını ve karbonhidratların enerjiye dönüşümünü kontrol eder. Bu nedenle sporcular için de ayrı bir öneme sahiptir. Fiziksel aktivite sonrası çabuk yorulma, performansta azalma, şiddetli kas krampları ve spazmları magnezyum eksikliğinde görülebilir. Yapılan araştırmalarda magnezyumun spor yapan bireylerde hücresel metabolizmayı geliştirdiği, kas dayanıklılığını ve gücünü arttırdığı gözlemlenmiştir.

www.metropoldergileri.com

69


SAĞLIK

70

OKUL BAŞARISI İÇİN

5

SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİSİ

Beslenme alışkanlıklarının temeli çocuklukta atılıyor. Doğru beslenmeyi yaşam tarzı haline getiren çocuklar; hastalıklardan daha iyi korunuyor, sağlıkla büyüyüp gelişiyor ve ileri yaşta da güçlü bir bağışıklık sistemine sahip oluyor. Çocukluk döneminde sağlıklı beslenme okul sürecinde ve ders başarısında da büyük önem taşıyor. Dyt. Berna Ertuğ okul çağındaki çocuklara özel sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu. 1) Okul saatlerine uygun yemek programı

Sağlıklı ve doğru beslenme alışkanlıklarının, çocukların zihin performansları üzerindeki olumlu etkisi yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Düzenli bir beslenme programı, büyüme ve gelişime katkısının yanı sıra eğitim için de gereklidir. Bu nedenle öncelikle çocuğun yemek düzeninin, okul saatlerine göre belirlenmesi gerekir. Sabah, öğle ya da tam gün ders programı olan okullara göre kahvaltı, öğle ve akşam yemek saatlerinin yanı sıra, ara öğünler de ders aralarına ve teneffüslere göre planlanmalıdır.

2) Öğünlerin baş tacı kahvaltı

Çocukluk döneminde kahvaltı alışkanlığı kazanmak çok önemlidir. Çocuk bunu ileri yaşlarda da uygulamaktadır. Vücudun ihtiyaç duyduğu en gerekli besin kaynakları bu öğünde karşılanır. Kahvaltıda tam tahıllı ekmek, yumurta, peynir ve zeytin gibi besin değeri yüksek gıdalar tüketilmeli, mevsimine göre domates ve salatalık gibi sebze türevleri de menüye eklenmelidir. Süt, bu öğünde önerilen içecektir. İçine bir tatlı kaşığı kakao, bal ya da pekmez ilave edilerek cazip bir içecek haline getirilebilir. Taze sıkılmış meyve suyu da süt içmeyen çocuklar için iyi bir seçenektir.

3) Hamur işi ve paketli gıdalar menüde olmamalı

Metabolizmanın yeterli çalışmaması ve buna bağlı olarak ileri yaşlarda ortaya çıkan obezite, özellikle güne kahvaltı ile başlamayan çocuklarda daha sık görülmektedir. Ancak bu öğünde simit ve poğaça gibi ağır hamur işi gıdalardan uzak durulmalıdır. Çocukların büyüme ve gelişimi için önemli olan ara öğünlerde de abur cubur, bisküvi, çikolata yerine meyve, fındık, ceviz ve badem gibi hem vitamin hem de mineral içeren sağlıklı besinler tercih edilmelidir. Çocukların okul döneminde fiziksel aktiviteleri de yoğun olduğundan, bu besinler onlar için doğru enerji kaynağı olacaktır.

4) Beslenme çantası hazırlamak ailenin görevi

Çocuklarının beslenme çantasını hazırlayan aileler, kahvaltı ve öğlen yemeği arasındaki süreci ara öğün olarak değerlendirmelidir. Tam tahıllı sandviç ekmeği arasına; peynir veya ızgara köfte veya ızgara tavukla beraber yeşillikler konulabilir. Yanında da ayran veya süt ile tüketilebilir. Ancak bunun için çocuğun tüketebileceği besinler de özenle seçilmelidir.

5) Farklı seçenekte menüler hazırlayın Çocuğunuzun beslenme çantası için menü önerileri • Peynirli tost veya sandviç, 1 ayran, küçük salata veya söğüş, kuru meyve karışımı • Tam tahıllı ekmekle hazırlanmış sebzeli, tavuklu sandviç, ayran, 1 dilim kek • 2-3 dilim peynirli veya sebzeli börek, evde yapılmış az şekerli meyve kompostosu, sütlaç ya da puding gibi sütlü bir tatlı


www.metropoldergileri.com

71


ARAŞTIRMA

72

ADA ÇAYLARI (SALVIA SP) Prof. Dr. Haydar ÖZTAŞ

A

da çayları tıbbi amaçla kullanılan en eski bitkilerden biridir. Özellikle eski Mısırlılar ’da kadınlarda kısırlığın tedavisi amacıyla yaygın olarak kullanılmıştır. Eski çağlarda, Yunanlı bir doktor olan Diocorides adaçaylarının kaynatılmış suyunun yaralanmalar sonucu meydana gelen kanamaları durdurucu etkiye sahip olduğunu, midede ülserin iyileşmesine yardımcı olduğunu ve boğaz ağrılarının tedavisinde oldukça faydalı olduğunu söylemiştir. Halk arasında çok eski çağlardan beri ada ve dağ çaylarının demlenerek veya kaynatılarak içilmesi halinde öksürük ve ses kısılmasına iyi geldiği inancı yaygındır. Ada çaylarının bölgemizde bulunan en yaygın Adaçayı çeşidi olup, bitkinin çok sayıda türü mevcuttur. Latince bir terim olan “Salvia “iyileşmek ve kurtarmak” anlamına gelir ve Akdeniz havzasında da oldukça yaygın olan bu bitki türlerinin bazıları kırsalda bölge halkı tarafından tereyağı ve ekmekle birlikte sıkça tüketilir. Bitkinin şifa amaçlı kullanımı Orta çağdan beri yaygın olup, bitkinin taze kurutmuş kürleri ateşli hastalıklarda ateşin düşürülmesi, karaciğer hastalıklarının tedavisi, sara (epilepsi) benzeri sinir hastalıklarının tedavisi amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde ülkemizde ve Avrupa ülkelerinde Adaçayları sağlıklı bir yaşam için uzmanlar tarafından önerilmekte olup, sakinleştirici etkisi ve zihindeki dinlendirici etkisi nedeniyle tercih edilmektedir. Bu nedenle geçmişte hekimler tarafından özellikle Bahar mevsiminde taze olarak tüketilmesi önerilmiştir.

Geçmişte Batı toplumunda yaygın bir inanışa göre ise şarapla beraber pişirilerek yenen adaçaylarının kadınların kısa sürede hamile kalmalarını sağladığı inanışın olduğu bilinmektedir. Anadolu’da ve diğer Akdeniz ülkelerinde çay yapraklarının ezilerek çiğ veya kaynatılarak lapalarının siğiller üzerine sarılmasının kısa sürede siğillerin küçülmesine ve yok olmasına sebep olduğuna dair kuvvetli bir inanış vardır. Geçmişte buzdolabı ve derin dondurucuların bulunmadığı dönemlerde sıcaklıkla bozulmaya başayan etlerde ortaya çıkan kötü kokunun giderilmesi amacıyla adaçayı özütleri veya yaprakları ezilerek ilave edilmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalarda ada çaylarında bulunan bir kısım biyoaktif maddelerin ette bakteri gelişimi azalttığı veya önlediği gösterilmiştir. Özellikle kırsalda, değişik toplumlar adaçaylarının farklı aroma ve tada sahip olması nedeniyle, salata ve yemeklerde çeşni olarak kullanmaktadırlar. Adaçaylarının bir Çin’de yaygın bir türü olan Salvia miltiorrhiza geleneksel Çin tıbbında yaygın olarak kullanılmaktadır. Ada çayları ekstre veya taze kısımlarının tüketilmesi ateş düşürücü ve antioksidant etkiye sahiptir. Ayrıca adaçaylarının antimikrobiyal, uyarıcı, diüretik ve balgam söktürücü özelliklerinden de tedavide yaygın olarak faydalanılmaktadır. Ada çaylarının boğaz enfeksiyonları, diş çürükleri, damak enfeksiyonları ve ağız ülserlerinde kullanılması durumunda antiseptic etkisinin olduğu bilinmektedir. Yapılan deneysel çalışmalarda adaçayla-

rından elde edilen yağların Escherichia coli ve insanda hastalık yapıcı bir bakteri olan Salmonella bakterilerine karşı etkili olduğu gösterilmiştir. Ağızda hastalık meydana getiren Candida albicans gibi mantar veya maya hücrelerine karşı da etkili olduğu deneysel olarak gösterilmiştir. İçerdiği tannin nedeni ile çocuklarda ishalin önlenmesi amacıyla da kullanılabilir. Bağırsak enfeksiyonlarında adaçaylarının içilmesinin antiseptik özelliğe sahip olduğu bilinmektedir. Ayrıca açık yaralarda enfeksiyona sebep olan bakterileri için öldürücü özelliğe sahip olduğu ilk çağlardan beri bilinmektedir. Arı ve böcek sokmalarında sokulan bölgeye çiğ veya kaynatılarak lapa haline getirilmiş adaçaylarının sarılması ile yaraların kısa zamanda iyileştiği gösterilmiştir. Bu uygulamanın arı ve böcek sokmalarında şişmeyi azalttığı veya durdurduğu görülür. Sindirim ve solunum sisteminde bulunan, istek dışı çalışan kasların gerginliğini azaltıcı etkiye sahip olan adaçayları sindirim ve solunum sisteminde bulunan kasların düzenli çalışmalarını sağlayarak solunum ve sindirimin düzenli olmasına yardımcı olur. Astımlı hastaların kaynar suyu içerisine atılmış bir tutam ada çayı yapraklarının buharını kronik olarak solumasının


bu hastalarda solunumun iyileşmesine yardımcı olduğu bilinmektedir. Boğaz bölgesinde enfeksiyonlara bağlı olarak biriken mukus maddelerini uzaklaştırıcı etkiye sahip olup, bu yolla boğaz enfeksiyonun azalmasına yardımcı olur. İstem Peristaltik hareketlerle çalışan bağırsak sisteminde bağırsak hareketliliğini düzenleyici etkiye sahip olup, karaciğerden safra sıvısının akışını hızlandırır. Beslenmeye bağlı olarak düzenlenen pankreas salgılarının düzenlenmesine büyük oranda yardımcı olur ve içerdikleri ayrıca uçucu yağlar sindirim sisteminde uyarıcı bir etkiye sahiptir.

bul edilir. Salvia albimaculata (Ermenek Mavisi), Salvia blepharochlaena, Salvia absconditifloral, Salvia adenocaulon gibi çok sayıda yalnızca bölgeye has adaçayları mevcuttur. Ülkemizde doğal olarak bu-

lunmayan ancak son dönemlerde kültürü yapılmaya başlanan Salvia officinalis gibi türlerinin Avrupa ülkelerinde kültürünün yapılmasına çok daha önceki dönemlerde başlanmıştır.

Halk arasında bir bardak kaynamış suya bir tutam ada çayı yaprağı ilave edilerek minimum 15 dakika bekledikten sonra doğrudan veya bir kaşık bal ilave edilerek içilmesinin boğaz ağrıları için iyi geldiği bilinmektedir. Yüksek oranda A, C ve B, K ve E vitaminleri ile bakır, fibril, kalsiyum, demir, magnezyum içerirler. Provitamin formunda A vitamini ve K vitamini bakımından zengin olan taze adaçayı gövde ve yapraklarının çocuklar ve yetişkinler tarafından sürekli olarak tüketilmesi önerilmektedir. Antik çağda kutsal bir bitki olarak kabul gören adaçaylarının hasadı evresinde özellikle Romalıların geleneksel törenler düzenledikleri bilinmektedir. Romalılar adaçaylarının beyni beslediğine, hafızayı güçlendirdiğine, dişleri temizlediklerine inanmışlardır. Geleneksel Çin tıbbında yaygın olarak kullanılan adaçayları Çinlilerle ticaret yapan Hollandalılar tarafından da kullanılmaya başlanmış ve 17. Yüzyıldan itibaren iki kıta arasında adaçayı ticareti yapıldığı bilinmektedir. Nanegiller (Laminaceae) familyasınının bir üyesi olan adaçaylarının farklı türleri ülkemizde Akdeniz Bölgesi’ nde ve Toros Dağları’da yaygın olarak bulunmaktadır. Genellikle kireç taşı üzerinde az topraklı yerlerde yetişen adaçayları yüksek dağların yamaçlarında yaygın olarak bulunur. Kayalık topraklarda içe bitki genelde bol güneş alan güney yamaçları tercih eder. Toros Dağlarında böyle bir özelliğe sahip Ermenek Bölgesi’nin sarp ve dik yamaçları ile derin vadileri Endemik adaçaylarının bol olarak bulunduğu bir bölge olarak kawww.metropoldergileri.com

73


ARAŞTIRMA

74

Ancak, bu çayların gerek kokusu gerekse diğer aromatik özelliklerinin hiç bir zaman doğal ortamında yetişen adaçaylarının özelliklerini tutmadığı bilinmektedir. Adaçayları arıcılık bakımından da önemli olup, özellikle bahar mevsiminde çiçeklerinin arılar tarafından toplanması ve bal yapımında kullanılması nedeniyle arıcılık bakımından da önemli görülmektedir. Ada çayının taze yapraklarının sıcak su ile demlenmesi ile elde edilen çayın boğaz enfeksiyonlarına karşı gargarasının tedavi amaçlı kullanıldığı İlkçağlardan beri bilinmektedir. Ayrıca bitkinin taze ve kurutulmuş kısımları herbalistler tarafından romatizma, adet kanamaları düzensizliklerinin tedavisi için önerilmektedir. Adaçaylarının ayrıca uykusuzluk sorunlarına, yüksek kolesterolün tedavisinde, sindirim sisteminin düzenli çalışmasında, diyabet hastalarının insülin metabolizmaları üzerinde olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir.

düzenli olarak tüketilmesinin kanser oluşumu önlediği veya azalttığı, hücrelerde, özellikle karaciğerde detoksifikasyon olayını artırdığı, zayıflamaya yardımcı olduğu, kandaki şeker seviyesini azalttığı, iştahı artırdığı, bağışıklık sistemini uyardığı, midenin dokusunu tamir ettiği bilinmektedir.

Adaçayları tüm bu bilinen olumlu etkilerinin yanında ayrıca kadınlarda menopoza bağlı olarak ortaya çıkan aşırı terlemeleri azaltıcı etkiye sahiptir. Düzenli olarak adaçayı içen menopoz dönemi kadınlarında terlemenin zamanla azaldığı gözlenmiştir. Ada çaylarının erken yaşlardan itibaren

Doğal olarak ada çayı antibakteriyal ve antifungal etkiye sahiptir. Bu nedenle deride kullanılması durumunda enfeksiyonlara karşı koruyucu bir etkisi vardır. Antiseptik ve ateş düşürücü etkisi aknelerin ve ekzama, psoriasis (sedef hastalığı) gibi hastalıkların tedavisine yardımcı olacaktır.

Adaçayında bulunan tannin maddesi sinidirim yoluyla alınan proteinlere kimyasal olarak bağlanarak özellikle sorunlu midelerde proteinlerin çökelmesini sağlar ve mide duvarının proteinler gibi yıpratıcı maddelerle tenasını azaltır ve mide duvarının yıpranmasına sebep olabilecek herhangi bir madde ile temasını önler. Bu yolla ishal oluşumunu, şişkinlik ve gaz oluşumunu da azaltır. Doğal bir uyarıcı olan ve diüretik etkiye sahip olan adaçayları karaciğer ve böbrekleri sürekli uyararak vücuttan toksinlerin hızlı bir şekilde atılmasına yardımcı olur.

hastalıklarının ana sebebi olarak bilinir. Evde 250 ml kaynamış suya bir çay kaşığı adaçayı ilave edilmesi ve akne bölgelerinin bu solüsyonla temizlenmesi akne tedavisi için oldukça iyi sonuçlar vermektedir. Adaçayları içerdikleri fenolik asit gibi kuvvetli antioksidantlar ve bir kısım antioksidant enzimleri yardımı ile beslenmeye bağlı olarak hücrelerde oksidatif stress sonucu ortaya çıkan serbest radikalleri etkisiz hale getirirler. Böylelikle erken yaşlanmayı ve kronik hastalıkların etkisini azaltabilir. Ada çaylarının içerdikleri antibakteriyel özellikleri yardımıyla ağızın adaçayı solüsyonu ile çalkalanması boğaz ağrılarını, ağız ve boğaz enfeksiyonlarını azaltır. Enfeksiyon sonucu avurtlarda oluşan pamukçukların tedavisini mümkündür. Ayrıca dişler günlük olarak taze adaçayı yaprakları ile ovulursa dişler kısa zamanda beyazlaşır. Ada çaylarının dişleri beyazlatıcı özelliği çok eskiden beri bilinmektedir.

Adaçayları saçların sağlığı bakımından da önemli olup, kaynar su içerisine atılan adaçayının bir süre bekletildikten sonra kullanılması saçların daha parlak ve kepeksiz olmasına yardımcı olur. Saç dökülmesine karşı 3-4 damla adaçayı yağı ile biberiye ve nane yağının karıştırılarak bir kaşık zeytinyağı ilave edilerek karıştırılan solüsyonla saçların diplerinin hafta iki kere ovulmasının saç dökülmesini azalttığı görülmüştür. Bunun düzenli olarak uygulanmasının saç sağlına katkısı olduğu düşünülmektedir.

Selüloit deri altında bir çeşit yağ toplanması olup, derinin dermis tabakasında küçük yağ birikintilerin oluşması sonucu ortaya çıkar. Adaçayı yapraklarının kan dolaşımını hızlandırıcı ve detoksifikasyonu artırıcı etkileri nedeni ile adaçayı toksinlerin vücuttan atılmasını, selüloit miktarını azaltıcı etkiye sahiptir. Bu nedenle sürekli adaçayı tüketimi selüloit oluşumunu azaltır. Ancak adaçayları her zaman faydalı değildir. Örneğin çocuklarını emziren annelerin ada çayını sıklıkla tüketme durumlarında annenin sütünün azaldığı veya kuruduğu bilinmektedir. Adaçayları çoğunlukla thujone (tujon), isimli doğal biyoaktif bir kimyasal madde de içerir. Ada çaylarında bulunan thujone aşırı adaçayı tüketimi ile birlikte fazla miktarda alındığında zararlı etkilere sahiptir.

Adaçayı ve elma sirkesi karışımı saç gelişimini için uyarıcı olarak bilinir. Adaçayında bulunan sitosterol bir 5-alpha reduktaz bileşiği olup, erkeklerde saç dökülmesinin tedavisi amacıyla kullanılır. ağlı derilerde ise adaçayı yağı sebum üretimini kontrol altında tutar. Kirli ve yağlı derilerde bulunan Propionibacterium akne ve diğer deri

Ada çaylarının farklı türlerinde farklı oranlarda kimyasallar mevcut olabilir. Tujon sürekli adaçayı tüketimi ile fazla miktarda alındığında karaciğerde ve böbrekte zarara yol açabilir. Ancak adaçayından kaynaklanan yan etkilerin nadir olarak görüldüğü bilinmektedir. Eğer tansiyon ilacı alınıyorsa ada çayının kan basıncını düşürme riski


vardır. Kan basıncı düşük olanların içmesi bu nedenle önerilmemektedir. Ada çayı kan şekerini düşürücü etkiye sahip olup, kan şekerini düzenler. Kan şekerini düşürmesi nedeni ile hipoglisemiye (düşük kan şekeri) sebep olabilir. Tujonun adaçayı ile fazla miktarda alınması bazı kişilerde titreme veya hastalık nöbetinde artışa neden olabilir. Bu nedenle sara(epilepsi) hastaları veya benzeri hastaların tüketmemesi önerilir. Adaçayları vücut hormon dengesi üzerinde etkili olup, metabolizmada östrojen hormonuna benzer bir etkiye sahiptir. Bazı kanser kanser hastaları adaçayı ile fazla östrojen alındığında olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle kullanımda dikkatli olmak gerekir. Ada çayının ilaçlarla bir etkileşimi bilinmemektedir. Ancak tujon miktarının artması veya fazlalığı kalp atış hızının armasına, bazı kimselerde ağızda kuruluk veya kaşıntıya sebep olabilir. Hamilelerin kullanmaması önerilmektedir. Bazı durumlarda fazla adaçayı tüketimi alerjiye neden olabilir. Kaşıntı ve şişme bunun belirtisi olup, böyle durumlarda ada çayı içimine son verilmelidir. Ada çayı yağı 24 saatlik bir periyotta 1015 damla tüketilmesi durumunda tehlikeli olabilir. Fazla miktarda alınması zehir etkisi yapar. Ada çayının tozunun fazla miktarda solunması da benzeri etkiye sahip olabilir. Kronik solunum hastalığına sahip olanlar için tehlike yaratır. Bu nedenle adaçaylarının çok fazla tüketilmesi bu kimyasal madde nedeni ile zararlı etkisi yapabilir. Belirli bir miktarın üzerinde adaçayı tüketilmesi gerekli ise doktorların önerisi doğrultusunda bireyin yaşına ve sağlık durumu göz önüne alınarak adaçayı tüketilmelidir. Adaçaylarının türlerine bağlı olarak farklılık göstermesine rağmen adaçaylarında kimyasal bileşenlerinde sarı veya yeşilimsi renkte uçucu yağlar bulunur ve bitkinin aromatik kokusu bu eser yağlardan kaynaklanır.

Bitkinin yapraklarında ayrıca tannin ve rezin bulunur. Yapılan çalışmalar bitkinin taze yapraklarda bulunan yağ oranının % 0.5-1 arasında değiştiğini göstermektedir. Ayrıca adaçaylarının kimyasal bileşenlerinde salven denilen bir hidrokarbon mevcut olup, az miktarda pinen ve sinolün de bulunduğu gösterilmiştir. Son dönemde yapılan çalışmalarda adaçayı ekstraktlarında az miktarda da bornele rastlanmıştır. Dektrokampu adaçaylarından izole edilen bir diğer kimyasal olup kimyasal etkisi bilinmemektedir. Adaçaylarının fazla tüketimide zararlı etkiye sahip olan tujan maddesi kimyasal yapı olarak keton özelliğine sahiptir ve bu madde özellikle et gibi hayvansal ürünlerin bozulmalarından kaynaklanan kötü kokusunun bertaraf edilmesinde etkilidir. Ada çayı U:S Food & Drug Administration (Amerikan Gıda Birimi) tarafından faydalı bir besin ve baharat olarak da onaylanmıştır ve tüketilmesi önerilmiştir.

İyi bir fincan adaçayı yapmak evde gayet kolay olup, taze ve kurutulmuş ada çayı, su ve eğer çayınızı tatlandırmak isterseniz bir kaşık balın haricinde herhangi bir şeye ihtiyaç yoktur. Bu amaçla bir fincan kaynatılmış sıcak su için bir çay kaşığı adaçayı veya bitkinin çiçekli kısmından alınan bir parça adaçayı yeterli olacaktır.

Hazırlanışı;

• Bir fincan su (mümkünde filteden geçirin) • Bal, limon veya portakal dilimi (Çeşni için, eğer istenirse) e • Suyu küçük bir çaydanlıkta iyic duğunuz kaynatın ve içerisine ada çayı koy fincana sıcak suyu dökerek 5-7 dk. demlenmesi için bekleyiniz. nı veya • Daha sonra ada çayı yaprakları rınız. çıka kısımlarını fincandan bir kaşıkla diiste a • Üzerine isterseniz bal, limon vey e ilav i dey ğiniz diğer bir aroma verici mad ediniz ve içiniz. Afiyet olsun…..

İyi Bir Ada Çayı Nasıl Yapılmalıdır? www.metropoldergileri.com

75


SAĞLIK

76

Koşu deyip geçmeyin!

SAĞLIKLI KOŞUNUN 6 KURALI, 7 FAYDASI! Özellikle de fazla kiloların kendini belli ettiği yaz günlerinde pek çok kişi koşarak zayıflamanın ya da formunu korumanın peşinde. Sosyal hayatta ‘Bugün koşacağım’, ‘Dün 1 saat koştum” diyerek arkadaşlar birbirini motive etmeye çalışırken, kötü bir sürprizle karşılaşmamak, koşuyu sağlıklı şekilde sürdürmek için koşmanın da kuralları olduğunu bilmek gerekiyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tekin Kerem Ülkü modern kent insanının koşmaya her dönem olduğundan daha fazla ihtiyacı olduğunu belirterek “Günümüzde özellikle metropollerde “kapalı devrede” yaşayan ve gününün oldukça az bir kısmını hareket ederek geçiren modern insan, hem fiziksel hem de mental olarak aslında genetik mirasına tezat oluşturmaktadır. Bilim adamları obeziteden depresyona kadar modern yaşamda sıkça karşılaştığımız birçok problemin genetik mirasımıza “ihanetimizden” kaynaklandığı konusunda hemfikirler” diyor. Dr. Tekin Kerem Ülkü, sağlıklı koşmanın 6 kuralını ve faydalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ayakkabıyı doğru seçin Sağlıklı koşu sağlıklı ayakkabı seçimi ile mümkün olduğundan doğru ayakkabı seçimi çok önemli. Koşuya uygun ayakkabı, kişinin ayağına uygun, doğru desteği sağlayan ve koşu tipine özel bir ayakkabı olmalı. Doğru ayakkabı seçimi; koşu sporunda sıkça görülen ayak ve ayak bileği sakatlıklarından korunmanın ve keyifli bir koşunun ön koşulu. Isınma hareketini ihmal etmeyin Vücudun egzersiz öncesi esnekliğinin sağlanması çok önemli. Hareket

ve esnekliği kombine eden dinamik ısınma oksijen ve kan akımını artırıp, eklem hareket açıklığını da destekleyerek sakatlıklardan korunmada ciddi destek sağlıyor. Hekim onayı alın Koşmak isteyen tüm bireyler için evrensel kabul edilmiş standart bir check-up programı yok. Ancak yapılan çalışmalara göre; titiz bir kardiyolojik muayeneye eklenen EKG, “Ani Kardiyak Ölüm” riskini yaklaşık 9 kat azaltıyor. Özellikle dü-


zenli spor yapmayan 35 yaş üstündeki kişilerin de eforlu EKG ve Ekokardiyografiyi de içeren daha detaylı tetkik yaptırması gerekiyor. Kalp ve damar hastalığı olanlar ise mutlaka hekimlerinin görüşünü almalılar. Süregelen veya geçirilmiş ortopedik sakatlıkları bulunan kişiler de tedavi edilmeden koşuya başlamamalılar. Her 15 dakika için 1 su bardağı su için Vücudun koşma esnasında kaybettiği sıvıyı yerine koymak için bol su için. Yeterli sıvı desteğinin sağlanabilmesi için egzersiz öncesi 500 ml (2 su bardağı), yapılan her 15 dakika koşu için ekstra 250 ml (1 su bardağı), egzersiz sonrası susuzluk hissi olmasa bile sıvı tüketmeye devam edilmeli ve egzersiz sonrası tartıda kaybedilen her yarım kilo için 600 ml sıvı tüketilmeli. Limit koyun Koşma süreniz beklentilerinize göre değişmekle birlikte koşmaya yeni başlayan bir kişinin üst limitleri olmalı.

Genel olarak haftada 2-4 kez, 20-30 dakikalık koşularla başlanmalı. Başlangıç koşu mesafesi ise 3-6 km arasında olmalı. Düzenli koşu ritmini yakaladıktan sonra haftalık yüzde 10 mesafe artışı ile koşulara devam edebilirsiniz. Daha önceden koşu ile ilgili sakatlık yaşadıysanız, bu artışı haftalık yapmak yerine iki haftada bir yapmanız, olası sakatlanmaların önüne geçecektir. Yemekten 2 saat sonra koşun Ülkü, “Uzun bir koşu antrenmanı ile son öğün arasında en az 2 saatlik bir boşluk olmalıdır. Bu süre sindirim sistemi çevresinde toplanan kanın yeniden kas iskelet sistemine yönelmesi için de gereken süredir. Koşu öncesinde 150-200 kalorilik yüksek karbonhidrat içerikli bir atıştırmalık tüketilebilir. Koşu esnasında da her saat için 30-60 gram karbonhidrat içeren bir besin tüketilebilir. Bir saat süren bir egzersiz sonrası kasların toparlanma sürecini

hızlandırması için dörtte bir oranında protein içeren bir karbonhidrat (250 ml çikolatalı süt) tüketebilirsiniz” diyor.

Koşmanın 7 faydası

Yapılan çalışmalar haftada sadece 30 dakika süre ile 3 haftadan daha uzun koşanlarda 7 faydaya işaret ediyor;

• Uyku kalitesinin düzelmesi • Psikolojik açıdan iyileşme • İleri yaşlarda hafıza ve seçici dikkatin olumlu etkilenmesi • Kas-iskelet sisteminin güçlenmesi • Kardiyovasküler sistemin sağlıklı olması • Kanser riskini azaltma • İdeal kiloya ulaşma

www.metropoldergileri.com

77


ŞEHİRDE YAŞAM

78

Şehirde Yaşam

Albay Mete Kuş’un Komuta Devir - Teslim Töreni Hava Pilot Albay Mete Kuş’un 3. Ana Jet Üs Harekat Komuta Devir - Teslim Töreninden renkli kareler. Albay Mete Kuş’a yeni görevinde başarılar dileriz.


www.metropoldergileri.com

79


DERGİMİZE ABONE OLMAK İÇİN İLETİŞİM NUMARAMIZDAN BİZE ULAŞIN

BU DERGİ TAM SENLİK!

0507 456 85 85

www.metropopuler.com


Konya’nın yeni kazancı Mis Koleji’de bir selfie. Bekir Karataş, Nesrin ..., Prof. Hüseyin Altunbaş, Salih Özkan.

Türkoğlu, Asfora Marketleri yeni şube açılışı selfie’si. Kemal l. Şeno Rıza ör, Güng b Mazlum Mutluer, Habi

Hava Pilot Albay Mete Kuş ile veda selfie’si.

Sektöründe dünyanın en büyük fabrikası AYD’nin bahçesinde bir selfie. Harun Aydın, Ahmet Çakır.

Hvkk Eğitim Daire Başkanı görevine atanan Hava Pilot Albay Mete Kuş, KONTV Haber Daire Başkanı Mustafa Tatlısu’yu ziyaretinden bir selfie.

ve Metropol Dergilerini ziyaret eden sanatçı Bayhan . Çakır et Ahm

www.metropoldergileri.com

81


RÖPORTAJ

82


www.metropoldergileri.com

83


RÖPORTAJ

84


www.metropoldergileri.com

85


RÖPORTAJ

86

Metropol Konya 56  

Metropol Konya Dergisi 56. Sayı

Metropol Konya 56  

Metropol Konya Dergisi 56. Sayı

Advertisement